Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ahmed Arif kimdir, nereli, mesleği ne, burcu nedir, Ahmed Arif Biyografisi, Ahmed Arif'in eğitim ve öğrenim durumu nedir, Ahmed Arif kariyer hayatında nasıl ilerlemiştir, Ahmed Arif evli mi, boşandı mı, çocuğu var mı, Ahmed Arif’in ailesi kim, kardeşi var mı, Ahmed Arif’in yazmış olduğu şiirler hangileridir, Ahmed Arif’in kitaplarının isimleri nelerdir? Gibi merak ettiğiniz soruların cevaplarını buradan öğrenebilirsiniz.

Doğum Tarihi: 21.04.1927

Nereli: Diyarbakır

Ölüm Tarihi: 02.06.1991 (64 yaşında vefat etti)

Boyu Kaç: Bilinmiyor

Kilosu: Bilinmiyor

Burcu: Boğa

Mesleği: Şair ve Gazeteci

Ahmed Arif Biyografisi

Aile Hayatı:

Ahmed Arif, 21 Nisan 1927 yılında Diyarbakır'da doğmuştur. Aslında gerçek adı Ahmed Önal'dır. Annesi Sayre, Ahmed Arif'in kardeşinin doğumu sırasında hayatını kaybetmiştir. Ahmed Arif, daha iki yaşını bile doldurmadan annesiz kalmıştır. Babasının diğer eşi Arife, Ahmed Arif'in her şeyinden sorumlu olmuştur. Bakımından eğitimine kadar onunla kendi çocuğu gibi ilgilenmiştir. Annesi Sayre'nin ailesi tarafından Kürt'tür. Babası Kerkük'lü Arif Hikmet'tir. Babası Memur'dur, Nahiye Müdürlüğü yapmıştır, Sekiz kardeştirler, en büyüğü kendisidir.

Eğitimi:

Ahmed Arif, ilkokulu Diyarbakır Siverek İlkokulunda okumuştur. Babasının mesleği dolayısıyla yer değiştirdikleri için ortaokulu Şanlıurfa'da okumuştur. Ahmed Arif, lise öğrenimini ise yatılı olarak, Afyon Lisesinde okumuştur. Bütün okul hayatında tanıdığı en yetenekli, en yiğit, en mert, en bilgili adamların o lisede olduğunu ve çok iyi dostluklar kurduğunu belirtmiştir. 1947 yılının sonbaharında, yükseköğrenim için Ankara’ya giden Ahmed Arif, Dil ve Tarih, Coğrafya, Felsefe Bölümünü okumaya başlamıştır. Fakat mezun olup eğitimini tamamlayamadan, 1951 yılı Ekim ayında başlatılan “solcu tevkifatı” soruşturma kapsamında gözaltına alınarak götürülmüştür.

Özel Hayatı:

Ahmed Arif’in, beraberlik içerisinde olduğu ilişkileri olmuştur. Sadece Leyla Erbil'e aşık olmuş ama kavuşamamıştır. Leyla Erbil’e şiirler ve mektuplar yazıp, evlenme teklifi etmiştir. Lakin karşılık görememiştir. Daha sonra 1968 yılında evlenen Ahmed Arif’in, bir oğlu Filinta Önal doğmuştur. FilintaÖnal,Tolstoy'un torunu Natalie ile Ukrayna'da tanışmıştır ve evlenmiştir. Filinta Önal, heykeltıraş mesleği ile uğraşıyor.

Kariyeri:

Ahmed Arif’in, ilk şiiri, 1942 yılında Afyon Halkevi dergisi, “Taşpınar’ın” kasım sayısında yayınlanmıştır. Şiirimin ismi “Gözlerin

Gözlerim maviliğin ruhudur.

Fecirlerin tebessümü içer.

Berraklığında ilah çocukları uyur

Ve emer sukutu beyaz gölgeler.

Aslında bu şiiri, ortaokulda yazmış ama son düzeltilerini lisede yaptığını belirtmiştir. Ahmed Arif, 1943 yılında 16–17 yaşlarında iken, durmadan şiir yazmıştır. Bir dergi, “Seçme Şiirler Demeti” adıyla kuşe kâğıda basılan dergide şiirleri yayınlanmaya başlamıştır. Derginin bir sayfasının sol başında NeyzenTevfik, sağ başında AhmedArif, olarak yer almıştır. O dönemde Ahmed Arif, NeyzenTevfik’in torunu yaşında olmasına rağmen şiirleri beğenilmiştir.

Ahmed Arif, üniversite yıllarında Merkez bankasında işe başlamıştır. Fakat 1951 yılında ki tevkifat sebebi ile işini ve eğitimini bırakmak zorunda kalmıştır. 1951 yılında TCK'nın 141. Maddesine dayanılarak üç yıl hapis yatmıştır. 1954 yılında tahliye edilmiştir.

Ahmed Arif, 1956’ dan itibaren Medeniyet, Öncü ve son olarak Halkçı gazetelerinde düzeltmenlik yapmıştır. Şiirleri, başta Pazar Postası olmak üzere birçok dergi ve gazetede yayınlanmıştır. İlk ve tek şiir kitabını “HasretindenPrangalarEskittim” 1968 yılında çıkartmıştır. AhmedArif, bu kitabı yirmi sene de tamamladığını belirtmiştir. Şiirleri kısa zamanda devrimciler, bilim adamları, gazeteciler, aydınlar ve üniversite öğrencileri tarafından çok sevilmiştir. Kitap yayınlanmasından sonraki 12 yılda 18 baskı yapmıştır.

Ahmed Arif, Hasretinden Prangalar Eskittim kitabını kendisi seslendirerek şiir kaseti çıkartmıştır. Bu şiir kaseti yirmi binden fazla satmıştır. AhmedArif, bir kalp krizi sonucu 2 Haziran 1991 yılında Ankara’da hayata veda etmiştir.

AhmedArif'inEserleri:

-Hasretinden Prangalar Eskittim (İlk baskı 1968)

AhmedArif’inEnÇokSevilenŞiirleri:

ANADOLUYUM

Beşikler vermişim Nuh'a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Anan dünkü çocuk sayılır

Anadoluyum ben. Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak...

Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin

Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma

Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

Nazlı, seher-sabah uykularımı, Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,Haraç salmışlar üstüme.

Ne İskender takmışım, Ne şah, ne sultan, Göçüp gitmişler, gölgesiz!

Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun? Nasıl severim bir bilsen.

Köroğlu'yu, Karayılanı, Meçhul Askeri... Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.

Sonra kalem yazmaz, Bir nice sevda... Bir bilsen, Onlar beni nasıl severdi.

Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı, Minareden, barikattan, Selvi dalından, Ölüme nasıl gülerdi.

Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun? Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip...

Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne üstüne

Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayfının... Dayan kitap ile Dayan iş ile.

Tırnak ile, diş ile Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasıl yeniden yaratılırım Namuslu, genç ellerinle, Kızlarım, Oğullarım var gelecekte

Her biri vazgeçilmez cihan parçası, Kaç bin yıllık hasretimin koncası, Gözlerinden

Gözlerinden öperim, Bir umudum sende Anlıyor musun?

HASRETİNDENPRANGALARESKİTTİM

Seni, anlatabilmek seni, İyi çocuklara, kahramanlara.

Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze

Kahpe yalana, Art arda kaç zemheri

Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.

Dışarda gürül gürül akan bir dünya, Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar

Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana, Bir bu yana...

Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana

Okyanusun en ıssız dalgasına, Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin

Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene

Seni anlatabilsem seni. Yokluğun, cehennemin öbür adıdır, Üşüyorum, kapama gözlerini...

HANİKURŞUNSIKSANGEÇMEZGECEDEN

Yiğit harmanları, yığınıklar, Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.

Dize getirilmiş haydutlar, Hayınlar amana gelmiş

Yetim hakkı sorulmuş, Hesap görülmüş, Demdir bu! Demdir

Derya dibinde yangınlar, Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...

Uçmuş bir kuştüyü hafifliğinde, Çelik kadavrası koruganların

Ölünmüş canım, ölünmüş, Murad alınmış, Gelgelelim

Beter bize kısmetmiş, Ölüm, böyle altı okka koymaz adama

Susmak ve beklemek müthiş, Genciz namlu gibi ve çatal yürek.

Barışa, bayrama hasret, uykulara, derin, kaygısız, rahat

Otuz iki dişimizle gülmeye, Doyasıya sevişmeye, yemeğe...

Kaç yol ağlamaklı olmuşum geceleri, Asıl bizim aramızda güzeldir hasret ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola? O Malta bıçağı, kınsız, uyanık ve genç bir mısradır

Filinta endam, Neden, neden alnındaki yıkkınlık, Bakışlarındaki öldüren buğu?

Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri, Nasıl da almış aklımı

Sürmüş, filiz vermiş içimdeki sevdan, Dost, düşman söz eder kendi kavlince

Kınamak, yiğit başına, Bu ne ayıp, ne de yasak, Öylece bir gerçek, kendi halinde

Belki, yaşamama sebep, evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.

Hani kurşun sıksan geçmez geceden, anlatamam, nasıl ıssız, karanlık...

Ve zehir-zıkkım cigaram, Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık...

AYKARANLIK

Maviye, Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine, Rüzgarda asi.

Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim

Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık, İtten aç, Yılandan çıplak

Vurgun ve bela, Gelip durmuşsam kapına, Var mı ki doymazlığım? İlle de ille, Sevmelerim

Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar, Fermanım yazar, N'olur gel, Ay karanlık...

Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü, Cigaramdan yanar,

Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı, Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz.

En leylim gecede ölesim tutmuş, Etme gel, Ay karanlık...