Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Rusya'da 'Intelect'i açacak
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

Mühendislik öğrenimi gören, İstanbul Teknik Üniversitesinde tasarım alanında yüksek lisans yapan Ahmet Yiğider, Rusya'da Fine Art Galery'de 'Intelect' adlı sergisini 8 Nisan'da açacak.
Ahmet Yiğider, 2017'den bu yana atölyesinde ürettiği, doğada aradığı amorf ve karmaşık formlardan izole ettiği özellikle ölü ağaç kütlelerinden kopardığı boğumlarla eserlerini sergileyecek. Yiğider, bir çok farklı ölü ağaç türlerinden örneğin ardıç ağacı, armut, kayın, akasya ağacı gibi türlerle çalışmalarını yaptı.

Doğaya olan tutkunuzun kaynağı nedir?
Doğduğum yer olan Artvin'in ve Doğu Karadeniz'in hatıraları çok silik olsa da doğa farkındalığımı ve doğaya olan ilgimi sonrasında yerleştiğimiz ve aynı zamanda memleketim de olan Erzurum belirledi. Oldukça meraklı, sanırım biraz ele avuca sığmaz ama sanat ve bilime aç bir çocukluk dönemi hatırlıyorum. Sayısal alanda eğitim aldığım lise yıllarında paralel olarak iyi bir atölyede resim ve fotoğraf ağırlıklı olmak üzere sanat çalışmalarıma devam ettim. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Endüstri Mühendisliği eğitimi aldım. Bu adım disiplinler arası sanat üretimi diye adlandırabileceğim yolun da kapısını araladı. Yaklaşık 15 yıldır yerli ve çok uluslu şirketlerde marka ve iletişim alanlarında yönetim sorumluluğu alıyorum. Ayrıca iş hayatımın ilk yıllarında İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde tasarım üzerine yüksek lisans yaptım ve 2015 - 2018 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi'nde Tasarım Yönetimi alanında dersler verdim. Tüm bunlara paralel olarak 2007 yılında yapısal olarak daha da güçlendirdiğim atölyemde sanat ve tasarım merkezli bağımsız projeler üretiyorum.

Sanatın hayatınızda nasıl bir yeri var?
Gözlerimi kapatıyorum ve insana ait hiçbir eklentinin, müdahalenin olmadığı tabiatın tam ortasında açıyorum. Algılamaya başlıyorum, hissetmeye başlıyorum... Ve sonrasında ifade ihtiyacı doğuyor... Benim için sanat orada başlıyor. İnsan varsa, ifade ihtiyacı varsa sanat olacaktır. Hatta henüz lisan olmasa bile. Sanat aynı zamanda var oluşumu anlamlandırmanın bir yolu. Tabi ki tabiatın bu en yalın haline bakan dışavurumla; kaosa, çatışmaya, acıya, drama, metropole, tüketime, kitlelere bakarak yansıtacaklarımızı uzak bulabilirsiniz. Ama zamanın öncesinde, tabiatın içinde henüz çırılçıplak bir insanı anlayabilmekle bugünün kavrayışının getireceklerini çok uzak göremiyorum. Çünkü her şeyi insanın içinde görebiliriz. Belki de bir tohum gibi içinde görebiliriz. Örneğin en fazla birkaç yüzyılın konusu olan çevre kirliliği ilk insan kadar insanın içinde... Savaşlar sanıyorum ki hiç tartışmaya mahal vermeyecek şekilde insanın içinde... Ama sevgi de içinde... En yüce duygular da içinde. Ve bence sanat en güçlü ifade araçlarından birisi olarak elimizde.

Belirli bir temanız var mı ?
Bir sanatçının yapıtlarına dışarıdan bir gözle bakıldığında sanatçının üzerinde durduğu belli temalar izlenebilir belki ama ben sanatçının bireysel olarak tema eksenli tercihlere yönelmesini çok doğal bulmuyorum. Diğer yandan sanatçının var oluşuna dair hemen her şey, tüm benliği, tarihi, kültürü, yaşadıkları ve tabi ki tercihleri karşımıza bir çizgi çıkarabiliyor, bunu tema olarak okumak mümkün...

Rusya'da açacağınız 'Intellect' adlı sergi hikâyenizden söz edebilir misiniz?
Zamanın, insanın doğa karşısında ilerlemesinin veya yakın tarihi baz alarak biraz daha klişe bir ifade kullanacak olursak "modernleşmenin" insanı yozlaştırdığına dair serzenişleri çokça duyuyoruz. Öyle görünüyor ki 'zamane insanı' diye başlayan söylemler Aristotales'ten beri var olmuş. Dolayısı ile bu temel söylem benim konum değil. Ancak beni fazlasıyla düşündüren şey insanlığın özellikle son birkaç yüzyılda; kümülatif bilgisi, doğa üstündeki hakimiyeti ve evreni algılayışında önemli ilerleme sağlamasına rağmen, buna paralel ölçüde hatta belki daha fazla gelişme bekleyeceğimiz evrensel insani konularda tam tersi yönde bir çöküş ortaya koymasıdır. Ben bunu düşünceye, insan düşüncesine dair bir anomali olarak okudum. 'Intellect' serisi heykellerimin yolunu da bu açtı. Projenin ikinci evresindeki "Detraktif Anatomiler" diye tanımladığım 'indirgenmiş' anatomi serisi ise insanın var olma çabasını ve anatomisini tek bir kavramsal ve biçimsel dilde kaynaştırma arayışından yola çıkıyor. Soyutlama veya salt yalınlaştırma yaklaşımından farklı olarak anatomik çizgileri temel ve genel geçer ayırıcı unsurların birçoğundan arındırma, var oluşunun en dip noktasına ulaşma, bu nokta üzerinden yaratılan negatif alanlarda görme ve düşünme uzuvlarını kutsayan yeni imgeleri arama arzusunu ifade ediyor.

Sergideki eserleriniz ne kadar sürede tamamladınız özellikleri neler ?
Bu projedeki ilk heykeli 2017'de çalışmıştım. Dolayısı ile yaklaşık 4 yıla yayılan bir proje olduğunu söyleyebilirim. Diğer yandan hazırlığı ve teknik geliştirme süreci 3 yıla kadar süren heykellerim var. Hatta atölyemde 6 - 7 yıl doğal şartlarda kuruttuğum ahşap malzemelerim bulunuyor. Endüstriyel ahşap kullandığım işlerde çok özel koşullandırmalar gerekmiyor çünkü hesap yapmak daha kolay. Ama endüstriyel ısıl işlem görmemiş ahşaplarla çalıştığımda özel şartlarda uzun yıllar doğal kurutma yapıyorum, bir anlamda malzemenin davranış şeklini yıllarca gözlemlemiş oluyorum.

Yol almak istediğiniz başka ülkeler var mı? Önümüzdeki yıllarda yapmayı planladığınız projeler katılmayı istediğiniz sergiler olacak mı?
Daha önce sanat ve tasarım merkezli disiplinler arası projelerimin yurt dışı temsilleri oldu ama kişisel bir sergi olarak bakarsak, Intellect kapsamlı ilk yurt dışı projem. Devamı konusunda ise halihazırda çalışmalarımın devam ettiği yeni bir projem sürüyor. Sürpriz kısmını bozmak istemiyorum ama yine global temsili olan bir proje olacak. Pandeminin seyrine göre bir takvim belirlemeye çalışacağız.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.