Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Akciğer kanseri, akciğer hücrelerinin anormal hale gelmesi ve kontrolsüz çoğalmasıyla oluşur. Akciğer kanseri, Türkiye'de ve dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. 

Ünlü Fransız şarkıcı Johnny Hallyday (74)'in akciğer kanserinden yaşamını yitirmesiyle gündeme gelen akciğer kanseri hakkında işte merak edilenler...

Sigara, puro, pipo, nargile gibi tütün ürünlerinin kullanılması, akciğer kanserinin en sık görülen nedenidir. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal ve 70’den fazla kanser oluşumuna neden olan madde olduğu biliniyor.

PASİF İÇİCİLİK KANSER RİSKİNİ YÜZDE 32 ORANINDA ARTIRIYOR

Puro içenlerde risk 3 kat daha fazladır, pipo kullananlarda ise risk 8 kat artar. Nargile de; akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kansere ve başka hastalıklara yol açar. 

Başkalarının içtikleri veya yanan tütün ürününden -sigara, puro, pipo, nargile, elektronik sigara gibi- kaynaklanan dumanın solunması pasif içicilik olarak tanımlanır. Pasif içicilik de tıpkı sigara içmek gibi kişiyi akciğer kanserine karşı açık bir hale getirir. Tütün dumanına maruz kalmak, kanser, amfizem ve kalp krizleri gibi birçok öldürücü hastalığa neden olur. Sigara içmeyenlerde sigara dumanına maruziyet akciğer kanserini yüzde 32 oranında artırır. 

Tütün ürünlerinin yanı sıra akciğer kanseri riskini artıran başka nedenler de vardır.

Asbest, bazı toprak ve kayalarda bulunan saç gibi ince liflerdir. Dış etkenlere dayanıklı oluşu ve yalıtkan özellikleri nedeniyle inşaat ve bazı üretim işlerinde kullanılır. Bu tür işlerde çalışan kişilerde mesleksel olarak asbest liflerine temas söz konusu olabilir. Bununla birlikte ülkemizde bazı bölgelerde toprağın doğal yapısında bulunduğundan çevresel temas da önemlidir.

Radon gazı, toprağın doğal yapısında bulunur. Ev içi radon maruziyetinin en önemli nedeni binanın temelindeki toprak ve kayalardır.

Uranyum, berilyum, vinil klorid, nikel kromat, kömür ürünleri, hardal gazı, klormetil eterler, petrol ürünleri gibi kansere yol açan kimyasallara maruziyet. Kişinin kendisinde veya ailesinde akciğer kanseri öyküsünün olması, yüksek düzeyde hava kirliliği, içilen suyun yüksek oranda arsenik içermesi, akciğerlere radyasyon tedavisi uygulanması, akciğerde bazı hastalıklar sonrasında kalan yara izi gelişimi, tüberküloz (verem) gibi sebepler de akciğer kanserine yol açabilir. 

AKCİĞER KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Çoğu akciğer kanseri yayılıncaya kadar herhangi bir belirti oluşturmaz. Çoğu kişi akciğer kanseri olduğunu, başka bir hastalık sebebiyle akciğer röntgeni çektirdiğinde öğrenir ancak bazı erken akciğer kanseri hastalarında semptomlar görülür. Belirtiler ilk görüldüğünde doktora gidilirse, daha erken bir safhasında kanser teşhisi konabilir ve tedavi daha etkili olabilir. Akciğer kanseri erken evrelerde teşhis edilirse tedavisinde başarı şansı oldukça yüksektir. Günümüzde düşük doz spiral bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler ile akciğer kanseri artık erken evrede saptanabilmektedir. Akciğer kanserinin en sık görülen belirtileri şunlardır:

● Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük
● Öksürükten kan veya kanlı balgam gelmesi
● Derin nefes alırken, öksürürken veya gülerken kötüleşen göğüs ağrısı
● İştahsızlık ve kilo kaybı
● Nefes darlığı
● Halsizlik, yorgunluk
● Ses kısıklığı
● Nefes darlığı
● Sürekli tekrarlayan veya geçmeyen bronşit veya zatürre gibi akciğer enfeksiyonları

AKCİĞER KANSERİNDE TANI

Muayene ve akciğer grafisi bulguları ile akciğer kanserinden şüphe edilen hastalarda öncelikle bilgisayarlı tomografi (BT) çekilir. Bilgisayarlı tomografi ile elde edilen üç boyutlu görüntü sayesinde hastalıklı bölgeye nasıl ulaşılabileceğine karar verilir. Hastaların çoğunda tanı için akciğerlerden doku parçası (biyopsi) alınır. Yapılan diğer testler genellikle kanserin vücuttaki yayılımı hakkında bilgi sahibi olmak için yapılır. Bu testler hastanın şikayetlerine göre manyetik rezonans görüntüleme (MR), kemik sintigrafisi, ultrasonografi veya pozitron emisyon tomografi-bilgisayarlı tomografi (PET-BT) olabilir.

AKCİĞER KANSERİ TEDAVİSİ

Her akciğer kanseri hastasının tedavisi farklılık gösterir. Tedavi seçiminde kanserin yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları gibi birden fazla faktör etkilidir. Akciğer kanserinde genel olarak cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi farklı tedavi seçenekleri vardır. 

AKCİĞER KANSERİ AŞISINI KİMLER KULLANABİLİR? 

Akciğer kanseri aşısını kullanabilmek için hastadan öncelikle bazı tetkikler istenir. Akciğer kanserinin tipine göre bu aşıya aday olup olmadığı saptanır. Eğer kişi aşıya adaysa, tanı konulduğu ilk andan itibaren akciğer kanseri aşısı tedavisine başlanabilir.

AKCİĞER KANSERİ AŞISI YAŞAM SÜRESİNİ UZATIR MI?

Akciğer kanseri aşısı şu anda yalnızca dördüncü evre hasta gruplarda kullandığı için yaşam süresini etkileyen özelliği bulunur. Evre 4'te tüm tedaviler hastanın yaşam süresini uzatmaya yönelik olarak uygulanır. 

KÜBA'DAKİ AKCİĞER KANSERİ AŞISI İLE AMERİKA'DAKİ AŞI AYNI ÖZELLİKLERE Mİ SAHİP?

İki akciğer kanseri aşısı da birbirinden farklıdır. Küba’daki akciğer kanseri aşısı immünoterapidir. Ancak Küba’daki aşı ile ilgili tek bilimsel çalışma bulunmuyor ve sadece 200 hasta üzerinde denendiği biliniyor. Amerika’da ve Avrupa’da onaylanan aşıların yararının daha fazla olduğu belirtiliyor. Küba’daki aşının yaşam süresini 2 ay uzattığı söylenirken, Amerika’daki ve Avrupa’daki onaylı aşının yaşam süresini 6 ay uzattığı kaydediliyor.