BU ŞAMPİYONLUK TERİM'E YAZAR
HALİL ÖZER

Geçen hafta Galatasaray’ın son üç hafta eğer liderse şampiyonluğu asla vermeyeceğini yazdım.

Bütün hafta yemediğim laf kalmadı.

Ama dün herkesin hayal gördüğü net bir şekilde ortaya çıktı.

Galatasaray buradan şampiyonluk vermez. Bu durum köklerine aykırı bir durum. İsterse bütün takım yabancı olsun. Hiç fark etmiyor.

Ama şu var: Bu şampiyonluk tamamen Fatih Terime yazar.

Neden mi?

Çünkü tüm takımı hazır tutuyor. Yedekler her an oyunu değiştirebilecek şekilde kulübede hazır durumda bekliyor. Rakipler en iyi şekilde inceleniyor ve zaafları tespit ediliyor. Formsuz futbolcuların sayısı ne kadar fazla olursa olsun hiç fark etmiyor. Takımda herkes iki kişilik oynuyor ve birbirinin açığını kapatıyor. Varlığı ile rakip üzerinde psikolojik üstünlük sağlıyor. Fizik ve kimya olarak yok olan futbolcuları yeniden yaratıyor. Oyun tarzından asla taviz vermiyor ve rakibi psikolojik olarak çökertiyor. Ve en önemlisi Milli Takım’da geçirdiği en formsuz, en berbat döneminden sonra ikinci baharını yaşıyor ve yaşatıyor.

O yüzden dünkü galibiyet ve gelecek olan şampiyonluk Fatih Terim’e yazar.

Ama tabii dün gecenin bir yıldızı vardı. Onu unutmamak gerekir.

Donk geçen sene neredeyse takımın bidonu olarak ilan ediliyordu. Ancak bu sene Fatih Terim ile birlikte Kasımpaşa’daki parlak günlerine yeniden döndü. Dün müthiş oynadı. Her yerde o vardı. İnanılmaz mücadele etti. Aldığı her kuruşun hakkını verdi. Gerçekten şapka çıkarılacak futbol oynadı.

G.Saray’da Gomis’e bir şeyler olmuş. Hiç yok sahada. Arkadaşlarına dua etsin yoksa üzerine çok ağır ihaleler kalabilirdi. Son haftalardaki düşüşü umarım takımında büyük yaralar açmaz.

Ben Akhisar’ın küme düşeceğini düşünüyorum. Bu futbolu ile tutunması mümkün değil. Kupada finale kalması gerçek bir mucize. Savunma hattı ve özellikle Dany bir facia. Onun yediği çalımları ben yemem. Kalecileri çok kötü. Takımda bir tek Seleznyov var, hepsi o. Okan Hoca’nın bu seneki plan ve projesini anlayamadım. Dünkü futbol ona hiç yakışmadı. Fenerbahçe maçından sonra tek bir galibiyet bile alamaması gerçekten enteresan. Gümbür gümbür alt lige doğru gidiyor!

GARRY RODRİGUES

İlk yarıda müthiş oynadı. Müthiş 2 gol attı. Sol kanatta rakibini ezdi. Son haftalara gerçekten bütün ağırlığını koydu. Galatasaray ona çok şey borçlu.

DANY

Bütün gözlerin üstünde olduğu belli. Ama özellikle ilk yarı faciaydı. İkinci golde Rodrigues’den yediği çalımı onun dışında kimse yemez. Bu arkadaşın Türkiye Süper Ligi’nde oynaması özellikle Akhisar başta olmak üzere herkes için zarar.

 

ŞAMPİYO.
SERDAR ALİ ÇELİKLER

G.Saray’ın 21. şampiyonluğunun tamamlanması için son harfi koymak kaldı geriye. Akhisar deplasmanı puan kaybı ihtimalinin en yüksek olduğu maçtı Sarı-Kırmızılılar adına ve buradan alınan 3 puanla bana göre yüzde 99 şampiyon oldular.

Maçtan önceki hafta tartışılan iki konu vardı:

1- G.Saray’ın rakiplerinin konuştuğu: Akhisar, G.Saray’a yatar mı?

2- G.Saray taraftarlarının konuştuğu: Ali Palabıyık bizi yakar mı?

Her ikisi de olmadı. Palabıyık, G.Saray aleyhine son derece hatalı bir penaltı düdüğü çaldı ama maçın genelinde ortadan çaldı.

Akhisar ise bilhassa 2. devre maçın hakimiydi. G.Saray bu 3 puanı; Muslera-Linnes-Rodrigues ve Donk’a borçlu.

Biraz da Muğdat’ın beceriksizliğine.

Bir kere Türk teknik adamlar nasıl rakip analizi yapıyor anlamış değilim. G.Saray, Terim’in geliştirdiği bir planla her maçta gol buluyor ve rakip hocalar her seferinde aynı pozisyonda gol yiyor.

O plan şu: Donk ya da Fernando, beki kaçırır. Bek, çizgide topla buluşup oyunu enden genişletir; kanat, forvetiyle 2’ye 1 yapar.

Mariano böylesine bir pozisyonda Başakşehir’e golü attı. Yuto; Fernando’ya; Linnes ise Garry’ye asist yapmıştı Beşiktaş maçında. Dün de Donk, Linnes’i o da Feghouli’yi gördü; Faslı’nın ortasında Garry golü attı. Beklerinden hücum çizgi oyuncusu çıkaran Terim’in bu basit ama verimli planı, skoru getirdi. 2. gol klasik Garry kontrasından atıldı.

Olmayan penaltı kaçsa da Akhisar maça tutundu. 2. yarının erken dakikalarında gelen gol ev sahibini maçta tuttu. Sonrası G.Saray açısından stresli ve zor dakikalardı. Terim’in fazla hamle şansı da yoktu ama Sinan ve Yasin ile 4-4-2’ye dönerek hücum ile tehdit etmeyi seçti. Son dakikalarda Türkiye ligine özgü kaotik ortamda Linnes yine ortaya çıktı ve maçın fişini çekecek penaltıyı üretti. Gomis’teki dramatik düşüş; penaltının öncesinde de belliydi, sonrasında da inanılmaz bir gol kaçırdığında iyice ortaya çıktı.

G.Saray oyun gücüyle değil, bireysel performans ile bir deplasman 3 puanı aldı. Malatya’yı evlerinde yenerler. Göztepe maçında beraberlik yetmeyecek olsa hala ufak bir ‘acaba’ oluşturacak kötü bir deplasman oyunu vardı. Yine de Terim’in öğrencilerine 4 maçta 12 puan şampiyonluğu getirecek gibi görünüyor.

Hep söylüyorum; Fatih Terim adına en zor şampiyonluk yürüyüşü bu sezonki. Hakikaten ‘Allah kerim Fatih Terim’ lafı gerçek oluyor.

DONK

2. golü başlatan paslar ondandı. Her alanda müthiş oynadı.

GOMİS

Çok kötüydü. Penaltı kaçırması bir şey değil. Ama oyunda olmaması, penaltıya takılıp kalması affedilmez.

 

İKİ PENALTI KARARI DA BENCE YERİNDE
BÜLENT YAVUZ

Akhisar-G.Saray maçının hakemi Ali Palabıyık bana göre çok iyi bir maç yönetti. Sosyal medyaya bakyorum, beğenmeyenler var. Ekranlara baktım, eski arkadaşlarımız, talebelerimiz, G.Saray’ın lehine verilene ‘yarım yamalak’ penaltı derken, aleyhine verilene ‘yüzde yüz’ penaltı diyorlar. Tam tersini söyleseler daha doğru olabilir. G.Saray’ın Linnes’in düşürülmesiyle kazandığı penaltı helalinden penaltı. Akhisar’ın, Seleznyov’la kazandığı penaltı ise hakemin takdir hakkına giren bir penaltı. Yine de bana göre penaltıyı gerektiren bir müdahale var. Bunun dışında 59. dakikada yardımcı bir faul kaldırdı. Ali Palabıyık tam tersine G.Saray lehine karar verince Akhisarlılar topyekün hakeme itiraz etti. Palabıyık’ın kararı doğruydu. Yardımcısı üstüne vazife olmayacak bir şekilde olaya karıştı. Mustafa Yumlu’ya da bir çift sözüm var. Topu elle alıyor. Bu kadar itiraz, onu daha da antipatik yapıyor.