Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

EN YÜKSEK İSTASYON

Fatih Yılmaz, HT Cumartesi'de Avrupa’nın en yüksek tepesini kaleme aldı. İsviçre’deki dağ ve tepelerin çoğuna halatla yukarıya çekilen tren veya teleferik sistemiyle çıkılıyor. En görkemli dağ, Interlaken’deki Jungfrau. Burası Avrupa’da, tren istasyonu bulunan en yüksek dağ. Türkçe ‘Bakire Kız’ anlamına gelen Jungfrau’ya ilk tırmanan dağcılar, İsviçreli Johann Rudolf ve Hieronymus Meyer olmuş. Dağın en yüksek noktasının yüksekliği 4 bin 158 metre. Jungfrau’ya trenle iki ayrı koldan çıkılabiliyor. Biz, Lauterbrunnen tarafından gitmeyi tercih ediyoruz. Interlaken’den kısa bir yolculuğun ardından Lauterbrunnen’e varıyoruz. Burada tren değiştirip, Kleine Scheidegg’e doğru yola çıkıyoruz. İhtişamlı yamaçlar ve binlerce metreden akan şelaler, 45 dakikalık yolculukta en sık karşılaştığımız manzara oluyor.

MANZARA MOLASI

Kleine Scheidegg’de trenden inip Eigger Dağı’nın içinden geçen çekişli trenle yolculuğumuza devam ediyoruz. Bu kez dağın içinde oyulmuş yedi kilometrelik tünelle zirveye çıkış başlıyor. Vagonlardaki ekranda, bu tünelin yapımına 1912 yılında Alman ve Japon mühendislerin işbirliğiyle başlandığı anlatılıyor. Yolcuların dışarı çıkıp hava alması ve manzarayı izleyebilmesi için zaman zaman mola veriliyor. Bu sayede yüksekliğe de yavaş yavaş alışmış oluyorsunuz.

NOSTALJİK GEMİYLE BÜYÜK GÖL TURU

Kelime anlamı ‘iki göl arası’ olan Interlaken, Thun ve Brienz gölleri arasına kurulmuş. Yazın nüfusunun 15 katı kadar turist ağırlıyor ve adeta çekik gözlülerin işgaline uğruyor; başınızı nereye çevirseniz karşınıza bir Çinli, Japon ya da Koreli çıkıyor. Araplar ve Amerikalılar da buranın müdavimi. Interlaken’in ruhunu hissetmenin, güzelliklerini yakından keşfetmenin en iyi yolu gölde gemi turuna çıkmak. Yıllar öncesinin teknolojisiyle çalışan nostaljik gemilerden biriyle Brienz Gölü’nde tura çıkıyoruz.

Göl o kadar büyük ki, baştan sona dolaşmak üç saat sürüyor. Ağır ağır ilerlerken yeşilin içinde kaybolmuş evleri, tarihi yapıları ve görkemli Alp Dağları’nı seyre dalıyoruz. Gemi yol boyunca üç-dört limana yanaşıp yolcu alıyor. Hava günlük güneşlik olsa da, insanı üşüten bir rüzgar var dışarıda. Manzaranın tadını çıkarmak isteyenler rüzgara aldırış etmeyip güvertede oturuyor.

DAĞIN İÇİNDE BUZDAN SARAY OYULMUŞ

Jungfrau, resmen dağ içinde oyulmuş bir şehir. Buzul içine oyulmuş, çeşitli hayvan figürlerinden oluşan buz heykellerin sergilendiği Ice Palace görülmeye değer. Buz Saray’ın içine bar bile yapmışlar. Dağın içinde uzunca bir tüneli yürüyerek geçtikten sonra, karlı dağları panayır yerine dönüştürmüş yüzlerce kişinin arasında buluyoruz kendimizi. Yükseklik nedeniyle, bulunduğumuz yerde hava çok sık ve ani değişiklikler gösteriyor. Rüzgarla bulutlar adeta köşe kapmaca oynuyor. 3 bin 571 metre yüksekliği görecek olmak heyecanımızı artırıyor.

Zirveye çıkışın sadece bir yolu var, o da asansör. 15-20 kişi kapasiteli bu asansörler 100 metre yüksekliğe sadece birkaç dakika içinde çıkıyor. Zirvede içimizi tarifsiz bir huzur kaplıyor. Bir anda bütün yorgunluğumuzu unutup bu anı fotoğraf makineleriyle ölümsüzleştiriyoruz.

Peynir ve çikolata: İsviçre denince akla gelen ilk üç şey; çikolata, peynir ve saat. Ülkede 150 çeşit peynir üretiliyor. Emmental, gravyer, tilsit ve sbrinz en ünlüleri. Saat ve çikolata almayı da unutmayın.

GÖRMEK İÇİN 5 NEDEN

1. Avrupa’da, ilk kez 100 yıl önce üretilen çekçekli trenlerle yolculuk yapabileceğiniz tek yer burası.

2. Jungfrau’da, sadece Alpler’de ve Kuzey İskandinavya ülkelerinde görebileceğiniz Huskey köpeklerinin çektiği kızaklarla gezebilirsiniz.

3. Bulutların içine gizlenmiş kartpostal güzelliğindeki Alp Dağları’nı, yüzlerce metre yüksekten akan şelaleleri yakından görmek müthiş!

4. Üç bin metrenin üstünde yüksekliğe tırmanmak ilginç bir deneyim. Zirvede oksijen azaldığı için sarhoşluk hissi yaşıyorsunuz.

5. Jungfrau’nun bulunduğu Interlaken’de yaz ve kış aynı anda yaşanıyor. Gölde yüzebilir ya da üç saatlik tırmanış sonrası kayak yapabilirsiniz.