Beslenmedeki bu değişiklik ruh halini etkileyebilir! 4 haftalık araştırmada dikkat çeken sonuç
Günlük hayatta sıkça tüketilen paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler ve şekerli içecekler yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh halini de etkiliyor olabilir. Bilim insanlarının yürüttüğü yeni bir araştırma, beslenmede yapılan tek bir değişikliğin ardından depresyon ve kaygı belirtilerinde dikkat çekici farklılıklar ortaya çıkardı. Üstelik sonuçlar yalnızca 4 haftalık bir beslenme döneminde gözlemlendi...
Yediklerimizin ruh halimiz üzerinde nasıl bir etkisi var? Bilim insanları uzun süredir beslenme alışkanlıklarıyla zihinsel sağlık arasındaki ilişkiyi araştırıyor. ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi San Francisco kampüsünde yürütülen ve 23 Eylül 2026'da JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan yeni çalışma, bu konuda ilgi çekici sonuçlar ortaya koydu. Depresyon tanısı bulunan yetişkinlerin katıldığı araştırmada, ultra işlenmiş gıdaların azaltıldığı dönemlerde depresyon ve kaygı belirtilerinin daha düşük olduğu görüldü. Ancak araştırmanın asıl dikkat çeken noktası, katılımcıların beslenmelerinde yaptıkları değişikliğin oldukça kısa sürede değerlendirilmiş olmasıydı.
ARAŞTIRMADA 20 KİŞİNİN BESLENME ALIŞKANLIKLARI İNCELENDİ
Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'dan psikiyatri araştırmacısı Nyasha Chagwedera liderliğinde yürütülen çalışmaya, depresyon tanısı bulunan ve yüksek miktarda ultra işlenmiş gıda tüketen 20 yetişkin katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması yaklaşık 44 olarak açıklandı. Araştırmada kişiler iki gruba ayrıldı. Bir grup 4 hafta boyunca alışılmış beslenme düzenini sürdürürken diğer grup ultra işlenmiş gıdaları önemli ölçüde azalttı. Ardından gruplar beslenme düzenlerini değiştirdi. Böylece araştırmacılar, aynı kişilerin iki farklı beslenme dönemindeki sonuçlarını karşılaştırma fırsatı buldu. Çalışmayı 19 katılımcı tamamladı.
DÖRT HAFTANIN SONUNDA DEPRESYON BELİRTİLERİ AZALDI
Araştırmada en dikkat çekici sonuç, depresyon belirtilerini değerlendirmek için kullanılan testlerde ortaya çıktı. PHQ-9 adı verilen ölçekte katılımcıların ortalama puanı normal beslenme döneminde 8,68 olurken, ultra işlenmiş gıdaların azaltıldığı dönemde 5,53'e geriledi. Başka bir depresyon değerlendirme ölçeğinde de benzer bir farklılık görüldü. MADRS testinde normal beslenme dönemindeki ortalama puan 18,9 olarak kaydedilirken, daha az ultra işlenmiş gıda tüketilen dönemde bu değer 8,05'e düştü. Araştırmacılar, bu sonuçların beslenme değişikliğiyle depresyon belirtileri arasında incelenmeye değer bir ilişki ortaya koyduğunu belirtti.
KAYGI BELİRTİLERİNDE DE DEĞİŞİM GÖRÜLDÜ
Araştırmacılar yalnızca depresyon belirtilerini değil, katılımcıların kaygı düzeylerini de değerlendirdi. GAD-7 adı verilen ölçekte normal beslenme dönemindeki ortalama puan 7,37 olurken, ultra işlenmiş gıdaların azaltıldığı dönemde 4,63 olarak kaydedildi. Bu sonuçlar, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesinin ruh sağlığı üzerindeki olası etkilerine ilişkin yeni araştırmalar yapılabileceğini gösterdi. Bununla birlikte çalışma küçük bir katılımcı grubuyla gerçekleştirildiği için elde edilen sonuçlar, beslenme değişikliğinin depresyon veya kaygıyı doğrudan tedavi ettiğini kanıtlamıyor.
ULTRA İŞLENMİŞ GIDALAR NELERDİR?
Ultra işlenmiş gıdalar, genellikle endüstriyel üretim süreçlerinden geçen ve çeşitli katkı maddeleri içerebilen ürünleri kapsıyor. Bazı paketli atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve hazır yemekler bu gruba örnek gösteriliyor. Ancak her paketli veya işlem görmüş gıda ultra işlenmiş olarak değerlendirilmiyor. Araştırmada katılımcılar bu tür ürünleri azaltarak daha az işlenmiş gıdalara yöneldi. Çalışma boyunca katılımcıların ilaç tedavilerini, psikoterapilerini, uyku ve egzersiz alışkanlıklarını değiştirmemeleri istendi. Böylece araştırmacılar beslenme değişikliğinin olası etkilerini daha net değerlendirmeyi amaçladı.
BESLENME ALIŞKANLIKLARI RUH HALİNİ NASIL ETKİLİYOR?
Bilim insanları, ultra işlenmiş gıdaların ruh sağlığıyla bağlantısını açıklayabilecek farklı mekanizmalar üzerinde çalışıyor. Bu gıdaların tüketiminin azaltılması, günlük şeker, yağ ve toplam kalori alımını da değiştirebiliyor. Ayrıca bazı katkı maddelerinin ve gıda işleme süreçlerinin etkileri de araştırılıyor. Ancak yeni çalışma, depresyon belirtilerindeki farklılığın hangi besin öğesinden veya hangi değişiklikten kaynaklandığını belirleyemedi. Araştırmacılar, beslenmenin ruh sağlığını hangi mekanizmalarla etkileyebileceğinin anlaşılması için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
171 BİN KİŞİLİK BAŞKA BİR ARAŞTIRMA DA DİKKAT ÇEKTİ
Beslenme ile depresyon arasındaki bağlantıyı araştıran tek çalışma bu değil. Ağustos 2026'da European Journal of Nutrition dergisinde yayımlanan başka bir araştırmada, İngiltere'de 171 bin 818 kişinin verileri incelendi. Ortalama 10,7 yıllık takip süresinde 5 bin 424 yeni depresyon vakası kaydedildi. Araştırmacılar, ultra işlenmiş gıdalarla ilişkili 39 farklı beslenme göstergesini değerlendirerek özellikle aroma, renklendirici ve tatlandırıcı içeren bazı ürün gruplarının tüketimiyle depresyon riski arasında bağlantılar belirledi. Bununla birlikte çalışma, bütün ultra işlenmiş gıdaların aynı düzeyde risk taşıdığını göstermedi.
UZMANLAR ARAŞTIRMANIN SINIRLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'dan araştırmanın kıdemli yazarı psikiyatri profesörü Andrew Krystal, sonuçların daha büyük ölçekli çalışmalar yapılabileceğini gösterdiğini açıkladı. Navarra Üniversitesi'nden fizyoloji profesörü Amelia Martí del Moral ise çalışmanın yalnızca 20 katılımcıyla yürütüldüğüne ve beslenme değişikliğinin etkilerini kesin biçimde ortaya koymak için yeterli olmadığına dikkat çekti. Ayrıca katılımcılar hangi beslenme düzenini uyguladıklarını biliyordu ve tüketilen gıdalar kişilerin kendi bildirimleriyle değerlendirildi. Bu nedenle elde edilen sonuçların daha geniş araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.
BESLENMEDE YAPILAN KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER ÖNEMLİ OLABİLİR
Yeni araştırma, ruh sağlığının beslenme alışkanlıklarıyla olan ilişkisinin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ultra işlenmiş gıdaların azaltıldığı dönemlerde depresyon ve kaygı belirtilerinin daha düşük olması, gelecekte beslenmenin ruh sağlığını destekleyici yöntemler arasında nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin önemli sorular doğuruyor. Ancak araştırmacılar, yalnızca beslenme değişikliğine dayanarak depresyon tedavisinin bırakılmaması gerektiğini belirtiyor. Çalışmanın sonuçları, beslenmenin ruh sağlığındaki olası rolünü anlamak açısından umut veren ancak henüz başlangıç aşamasında olan bilimsel bulgular arasında yer alıyor.