Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam İspanyolların “utanç parçası” dediği son lokma, masadaki gizli hiyerarşiyi ele veriyor
        1

        Kalabalık bir masa, ortada herkesin uzandığı bir tabak. Sohbet koyulaştıkça tabak boşalıyor ve sonunda tek bir dilim kalıyor. O andan sonra masada garip bir şey oluyor: Konuşma sürüyor, eller yerinde duruyor, herkes bir anda doymuş gibi.

        İspanyolcada bu sahnenin kahramanının bir adı bile var: “la de la vergüenza”, yani utanç parçası. Son kroket, son börek ya da son pizza dilimi olabilir. Parça değişiyor ama ona uzanmadan önceki tereddüt hep aynı.

        2

        O tereddüdün iştahla pek ilgisi yok. Son dilim, masadakilerin birbirine ne kadar yakın olduğunu, grupta kimin ağırlığının hissedildiğini ve kimsenin öğretmediği halde herkesin bildiği kuralları görünür kılan küçük bir test.

        3

        KİMSE ALMIYOR ÇÜNKÜ HERKES BEKLİYOR

        Ortak bir kaynağın sonuncusunu almak birçok kültürde bencillik işareti olarak okunuyor. Araştırmacılara göre ortak sofra, kaynakları kendine ayırmanın sosyal bir risk sayıldığı erken insan topluluklarından kalma karşılıklılık içgüdülerini harekete geçiriyor.

        4

        Buna sosyal psikologların “sorumluluğun dağılması” dediği olgu ekleniyor. John Darley ve Bibb Latané’nin 1968'deki öncü araştırması, başkalarının varlığının bireyin harekete geçme ihtimalini azalttığını göstermişti.

        Son dilim bu kilitlenmenin zararsız bir provası: Herkes başkasının onu daha çok istediğini varsayıyor. Bekleme uzadıkça iş zorlaşıyor. İlk dakikada sıradan olan hareket, onuncu dakikada herkesin sessizce vazgeçtiği parçayı almak anlamına geliyor.

        5

        BEYİN RÜTBEYİ HİÇ UNUTMUYOR

        Nature’da yayımlanan ve fareler üzerinde yapılan bir çalışma, bu çekingenliğin biyolojik bir tarafı olabileceğine işaret ediyor. Dörderli gruplar halinde birlikte yaşayan ve aralarında kendiliğinden hiyerarşi oluşan fareler, ikili eşleşmelerde yarıştırıldı. Alfanın karşısına çıkan farenin özgüveni neredeyse her seferinde kısmen düşüyordu.

        6

        Araştırmacılar, sosyal rütbenin temsiliyle ilişkilendirilen medial prefrontal korteksteki aktivitenin rakibin rütbesini öngörebildiğini gördü. Florida Üniversitesi’nden Nancy Padilla-Coreano, beklentilerinin farklı olduğunu söylüyor: “Hayvanların rütbeyi yalnızca yarışmanın başladığını bildiren sinyal sesini duyduklarında algılayacağını düşünüyorduk.”

        Oysa beyin rakibin konumunu sürekli hesaba katıyordu. Farelerden insan sofrasına doğrudan bir çizgi çekmek mümkün değil, ama masada kimin kim olduğunun yemek boyunca arka planda kayıtlı kalması fikri tanıdık geliyor.

        7

        Yine de hiyerarşi her şeyi belirlemiyor. Alt sıralardaki bazı fareler, araştırmacıların “kazanan zihniyeti” dediği tavırla alfanın elinden ödülü kapabiliyordu.

        İnsanlarda da benzeri görülmüş: ABD’deki Medical University of South Carolina’da 72 kişiyle yapılan bir deneyde katılımcılar, kendilerinden üst seviyede sandıkları rakiplere karşı, aynı parayı alacaklarını bildikleri halde çok daha fazla çaba gösterdi.

        8

        “BAŞKA İSTEYEN VAR MI?”

        Son dilim krizinin ne kadar sürdüğü, masadaki ilişkiler hakkında çok şey söylüyor. Yakın arkadaşlar arasında biri, formalite bir teklifin ardından otuz saniye içinde dilimi alıyor. İş arkadaşları arasında aynı parça toplantının sonuna kadar tabakta bekleyebiliyor.

        Kaitlin Woolley ve Ayelet Fishbach’ın, aynı tabaktan yemenin pazarlıkta iş birliğini artırdığını gösteren çalışması da yemek etrafındaki rahatlığın güvenle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.

        9

        Ritüelin kendi kuralları var. “İsteyen var mı?” sorusu bilgi toplamaktan çok, sormadan almayan biri olduğunuzu göstermeye yarıyor ve almanın iznini sessizce veriyor.

        Dilimi ikiye bölüp yarısını almak ise zarif bir uzlaşma: İstediğinizi ama makul biri olduğunuzu gösteriyor. Geride kalan yarıma genellikle kimse dokunmuyor. Hiç sormadan alan kişi ise yakın arkadaşlar arasında rahat, bir iş yemeğinde hafif saldırgan görünebiliyor.

        10

        SOFRAYA TAŞINAN ESKİ HESAPLAR

        Bazıları için son lokma nezaketi aşan bir kaygı. Evlilik ve aile terapisti Ariel Landrum, bunun suçluluk, utanç ya da belirsiz ama derinden korkulan sonuçlara dair düşüncelerle kendini gösterebildiğini anlatıyor. Kimi insanlar aç olsalar bile son parçadan uzak duruyor.

        11

        Landrum’a göre kökler çoğu zaman kültürde ve ailede. Japonya’da başkalarıyla yerken son parçayı almaktan kaçınmak yaygın, Hindistan’ın bazı bölgelerinde ortak kaptan sonuncuyu almak başkasını mahrum bırakmak sayılabiliyor.

        Sonuncuyu kimin aldığını hep sitemle dile getiren bir ailede büyümek de yıllar sonra aynı suçluluğu taşımaya yol açabiliyor.

        12

        Landrum, yoksulluğun ve savaş ya da ekonomik buhran yaşamış önceki kuşaklardan aktarılan travmanın da bu davranışı besleyebileceğini, kaygı gündelik hayatı belirgin biçimde etkiliyorsa bir uzmanla konuşmanın yardımcı olabileceğini belirtiyor.

        ÖNERİLEN VİDEO

        Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir'de

        Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet erkanı ile 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret ediyor

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ