Fenerbahçe'nin 22 kupalı kaptanı Birsel Vardarlı Demirmen, kendisiyle bütünleşen çubukluya veda etti. Kadın basketbol tarihine altın harflerle kazıdığı oyunculuk kariyerinin sonuna gelen efsane kaptan senelerini verdiği sarı lacivert sevdasını, parkede geçen mücadelelerini, gelecek planlarını ve emekli edilen '7 numaralı forması'nı Ribaund Dergisi'ne anlattı.

Onlarca kupa, sayısız mücadele... Efsanesi olmayı başardığın Fenerbahçe'deki kariyerine ilk adımı nasıl attın?

Daha önce birkaç sezon Migros'ta profesyonel olarak oynamıştım. Fenerbahçe'ye gelmeden bir sezon önce de beni istemişlerdi. Ancak bir türlü bonservis konusunda anlaşma sağlanamamıştı. Daha sonraki sene bonservis sorunu çözüldü. Fenerbahçe beni iki sezon üst süte istedi ve aldı. O dönem de Migros Spor bana yetmiyordu çünkü ben şampiyonluklar yaşamak istiyordum. Eski takımımda devamlı çeyrek final-yarı final etabında sezonu noktalıyorduk. Zaman zaman ligi 2. bitirmemize rağmen bana yetmediğini hissetmeye başlamıştım. Fenerbahçe'den teklif gelince tabii ki çok sevinerek 22 yaşında bu büyük ailenin bir parçası oldum.

Kariyerine son verme kararını almak oldukça zorlu olmuştur... O süreçten biraz bahseder misin?

Aslında son birkaç sezondur kafamda bir şekilde sonlandırmak hep vardı. Ama hiçbir zaman bu kadar net olmamıştı. Çünkü Fenerbahçe'de oynamak tabii ki muhteşem bir şeydi benim için. Bir sürü şampiyonluklar yaşadım, Euroleague'de en üst seviyede mücadele ettik. Tüm bunların yanında hem mental olarak, hem de fiziksel olarak çok yorucu bir spor. Bir yerden sonra fazlasıyla yıprandığımı fark ettim. Bunun yanında kişisel sebeplerden dolayı da bu sene artık noktayı koymam gerektiğini düşündüm.

Seninle bütünleşmiş olan 7 numaranın hikayesi nereden geliyor?

7 numaranın hikayesi Petar Naumoski'den başlıyor. Daha çocuk yaşta ben Naumoski'nin Efes Pilsen'e geldiği yıllarda, onun hayranı olarak büyüdüm. Onun sayesinde de o zamanki antrenörüm 'Sen point guardsın, 7 numara giy' demişti bana. O gün bugündür 7 numaralı formayı sırtımdan çıkarmadım. Tabii ki bazen milli takımda 6 ya da 5 numara giymişliğim oldu. Onun da sebebi milli takımda benden büyüklerin forma numarası tercihiydi. Ben de belli bir yaşa geldikten sonra 7 numarayı devamlı giydim.

Yıllarca hizmet verdiğin kulüpte 7 numaranın emekli edilmesini nasıl değerlendiriyorsun?

Bundan sonra kadın basketbolunda umarım sık sık görebiliriz formaların emekli edilmesini. Yani müthiş bir şey benim için, çok gurur verici. Aslında her yerde olan bir şey ama Türkiye'de sıklıkla karşılaşılan bir durum değil. Hatta ilk defa olacak. Sporun içinde olan bir şey bu sadece kadın basketbolu için değil. Formamı salonda asılı görmek muhteşem bir duygu olacak. Buraya gelirken, salona girerken tarifi olmayan bir duyguya kapıldım yine ve 'Tamam Birsel, basketbolu bıraktın; ama göğüsünü gere gere buralarda dolaşacaksın' dedim kendi kendime.

Kariyerinin devamında basketbolla ilgili planların var mı?

Kısa vadede yok şu anda. Herkes muhakkak içinde olmamı söylüyor. Ne olursa olsun hemen başla hatta diyenler de oluyor. Ara vermeden bir şey seç diyenler, tavsiye verenler var; ama ben kısa vadede biraz dinlenmek istiyorum açıkçası. Uzun vadede bakacağım. Tabii ki basketboldan kopmak çok zor benim için. Dışarıda da olsam yine her şeyi takip edeceğim.

3 defa final oynadığınız halde Euroleague şampiyonluğu elde edememek içinde ukde kaldı diyebilir miyiz?

Euroleague'de şampiyonluğum olsun isterdim. Her oyuncu ister bunu, kim olduğu fark etmeksizin. Ama spor bu, olanı da var olmayanı da. Tarihte bir sürü sporcu var onlarca şey başarmış; ancak bir şeyleri eksik olabiliyor. Benim de Euroleague şampiyonluğum olmadı. Aslında 6 defa Final Four etabına kadar gelmiştik. İstikrarlı bir dönem geçirmiştik. 3 defa final oynadık ancak kaybettik. Umarım benden sonra bu şube Avrupa Şampiyonluğu görür.

Kariyerin boyunca en unutamadığın maç hangisiydi?

Milli takımla 2011 senesinde oynadığımız Fransa maçı... Karşılaşma uzatmaya gitmişti. O maçta gayet iyi oynamıştım. Gerçi faulleri kaçırdığım için uzatmaya gitmişti maç. Ama olsun daha önce Fransa'yı tarihimizde hiç yenememiştik ve bu kaderi değiştirdik. O maç benim için unutulmazdı. Çok mutluyduk maçtan sonra. Hatta finale çıkacak halimiz kalmamıştı maçtan sonra.

Peki ya en unutmak istediğin sezon hangisiydi?

2014-2015 sezonu bireysel açıdan unutmak istediğim bir sezondu. Benim için oldukça kötü geçmişti. Tek bir maç olarak değil ama o sezonda yarı finalde Türkiye Kupası'na veda etmiştik, öyle bir sezondu. En kötü geçen maçlar için de o sezonda oynanan play-off maçlarıydı diyebilirim. Sanırım Kayseri'ye karşı oynamıştık.

Basketbol kariyerinin en unutulmaz sezonunu seçmeni istesem bu hangi sezon olurdu?

Fenerbahçe'de çok iyi sezonlar geçirdim. İçlerinden birini seçmek zorunda olsam 2010-2011 sezonunu seçerdim. Diana Taurasi ve Penny Taylor'ın da bizimle olduğu sezondu. 2014-2015 harici bütün sezonlardan memnunum aslında ama genele yaydığımız zaman son 4 senede 3 şampiyonluk yaşadık zaten. Bunlarda da iyi oynadığımı düşünüyorum, özellikle son bölümlerinde. Ama genele baktığımız zaman herhalde 2010-2011 sezonu en iyisiydi. O sezon oynamaktan bambaşka bir keyif almıştım.

Yeni jenerasyondan kendi oyun tarzına en yakın gördüğün isim kim?

Benden sonraki jenerasyonda bakıldığı zaman bayağı bir yaş farkı var. O yüzden tam net bir cevap veremeyeceğim. Yeni jenerasyon daha yavaş yavaş oynamaya başladı. Sezon içinde Olcay bizden gittikten sonra süre almaya başladı. Ayşe Cora, Tuğçe... Aslında daha yeni yeni oynamaya başladılar. Aradan bir kaç sezon geçtiğinde dışarıdan izleyen biri olarak kimin daha çok benzediğini cevaplamam daha kolay olacaktır.

Zaman almaları çok önemli. Milli takımda yaşanan coşku eksikliği, orayı sahiplenme eksikliği ve birlik beraberlikten uzak bir görüntü vardı. Aslında bu sene ile kısıtlı değil, benim oynadığım son senede öyle bir durum söz konusuydu. Ortam pek eski başarıyı yakaladığımız ortam gibi değil ne yazık ki. Tekrar o ortamın yakalanması için kızların basketbollarına çok şey katmaları gerekiyor. O aidiyeti yeninden yakalamaları şart.