Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

'Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder' dizesiyle başlayan 'Otuz Beş Yaş' şiirini bilmeyen var mıdır?
Edebiyatımızın en bilinen şiirlerinden biri olan 'Otuz Beş Yaş'ın şairi Cahit Sıtkı Tarancı, 'Korona Günlerinde Şiir'in konuğu...
Cahit Sıtkı Tarancı, 'Sanat için sanat' anlayışına bağlı kalan bir şairdir. Şiirin kelimelerle güzel şekiller kurma sanatı olduğuna inanan Tarancı, vezin ve kafiyeden kopmamış ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşıdı.
Cahit Sıtkı Tarancı, şiirlerinde en çok 'yaşama sevinci' ve 'ölüm' temalarına yer verirken 'yitik aşklar', 'mutlu sevdalar', 'yalnızlık', 'bohem hayatın buruklukları', 'çocukluk özlemi' de şiirlerinin ana konularından oldu.
Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir, her şeyden önce bir 'anlatım'dı. Bu 'anlatım'ı ilgilendiği ve üzerinde çalışmaktan zevk duyduğu bir nesne olarak ele aldı. Tarancı'ya göre samimiyet, estetik bir değerdir. Şiirde anlatılan duygu, düşünce, inanç ve daha başka duyguların samimi olması bir şiire, sanat eseri olma kıymeti kazandıran unsurdur.

 

Cahit Sıtkı Tarancı, İstanbul'daki Yüksek Ticaret Okulu'nda öğrenim görürken babasının pirinç ziraatinden zarar görmesiyle yaşamının ilk burhanlı günlerini yaşadı. Babasının kendisine fazla para gönderememesi üzerine 1936'da Sümerbank'ın açtığı bir imtihanı kazanarak memuriyete başladı. Tarancı, bu dönemde bir gazetede hikâyelerini yayımlanmaya başladı.

Cahit Sıtkı Tarancı, eşi Cavidan Tınaz ile evliliklerinin ikinci yılında bu fotoğrafı çektirdi.

Karabük'e tayin edilmesi üzerine bir yıllık memuriyetten istifa eden Cahit Sıtkı Tarancı, Eminönü'nde bir yazıhane açan babasının yanında çalışmaya başladı.
1944'te Ankara'ya giden Cahit Sıtkı Tarancı; önce Anadolu Ajansı'nda, sonrasındaysa Toprak Mahsulleri Ofisi'nde ve Çalışma Bakanlığı'nda mütercimlik yaptı.

1954'te felç geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, konuşma yetisini kaybetti.
Doktorların, şairin iyileşme ümidi olmadığı ve baba evine gitmesinin uygun olacağını belirtmesiyle Diyarbakır'a götürülen Tarancı, 1955'te yeniden Ankara'ya götürülerek tedavisine yeniden başlandı.
11 aylık tedavi sonrasında 15 - 20 kadar kelimeyi de söyleyebilen Cahit Sıtkı Tarancı, yavaş yavaş yürümeye başlayınca dönemin bakanı Samet Ağaoğlu'nun yardımıyla 1956'da Viyana'ya gönderildi.
Ne var ki tedavisine devam edilirken 12 Ekim 1956'da akciğer zarı iltihabı
nedeniyle henüz 46 yaşındayken hayatını kaybetti.

Cahit Sıtkı'nın Diyarbakır'da doğduğu 1733 yapımı ev günümüzde müze olarak kullanılıyor.

ŞİİR KİTAPLARI
* Ömrümde Sükût
* Otuz Beş Yaş
* Düşten Güzel
* Sonrası
* Bütün Şiirleri

MEKTUPLARININ YAYIMLANDIĞI KİTAPLARI
* Ziya'ya Mektuplar
* Evime ve Nihal'e Mektuplar
* HİKÂYE KİTABI
* Gün Eksilmesin Penceremden

BİYOGRAFİ KİTABI
* Peyami Safa: Hayatı ve Eserleri

Cahit Sıtkı Tarancı, eşi Cavidan Tınaz ile nikah dairesinden çıkarken görülüyor.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın 12 şiiri, 17 bestekâr tarafından bestelendi.

'Hatıralar'
* Suphi İdrisoğlu
* Necdet Varol'
'Bir Güzel Bilirim'
* İsmail Akçapınar
Sanatkârın Ölümü
* Alâddin Yavaşca
* Suphi İdrisoğlu
* Tarhan Toper
* Kaya Öztaş
'Otuz Beş Yaş'
* Fethi Karamahmutoğlu
* Âmir Ateş
'Aşkımız'
* İsmail Akçapınar
'Felekten Bir Gece'
* Ahmet Hatipoğlu
'Mademki Vakit Akşam'
* Ünal Türköz
'Gün Eksilmesin Penceremden'
* Münir Nurettin Selçuk
'Bahar Geliyor'
* Kaya Öztaş
'Hatıralar'
* Alâeddin Yavaşca
'Anacığım'
* Mehmet Onur
'Kış Gecesi Rüyası'
* Nâlân Aksoy

OTUZ BEŞ YAŞ
Yaş otuzbeş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı Tarancı, kız kardeşi Nihal Erkmenoğlu ile görülüyor.

ABBAS
Haydi abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber Sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumanı,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Cahit Sıtkı Tarancı - Nihal Erkmenoğlı - Kamuran Erkmenoğlu - Yıldız Köksal - Bekir Sıtkı Tarancı

KARASEVDA
Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlerde yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür döne dolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir.

PERŞEMBE: Necip Fazıl Kısakürek

'KORONA GÜNLERİNDE ŞİİR'İN DİĞER ŞAİRLERİ