Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Demet Sağıroğlu, HT Magazin’den Arif Hür’ün sorularını yanıtladı.

90’lı yıllarda seslendirdiği ‘Kınalı Bebek’, ‘Arnavut Kaldırımı’ ve ‘Papatya Falları’ gibi şarkılarla Türk pop müziğine adını altın harflerle yazdıran Demet Sağıroğlu, bir süredir New York’ta yaşıyor. Popüler müziğin girdabına kapılmayarak belirli aralıklarla şarkılar çıkaran Sağıroğlu, yurtdışında kaldığı süre zarfında hem rock’çı hem de seramikçi oldu. Son 1.5 yılda midesinde 3 yara açıldığını, bu yaralardan ameliyat olarak kurtulduğunu belirten ünlü popçu, uzun süren sessizliğini HT Magazin’e bozdu...

‘NEW YORK’TA ROCK’ÇI OLDUM’

4 yıldır Amerika’da yaşıyorsunuz, Türkiye’ye sadece tatil amacıyla geliyorsunuz. Uzak diyarlarda günleriniz nasıl geçiyor?

Yeni bir ortama ve yaşam biçimine adım attım. Bunun zorlukları da var, heyecanı da. Yeni bir ev kurmak, sosyal çevre değişikliği, yeni dil, yeni sahne arkadaşları derken kendimi çok adrenalin dolu hissediyorum. 1.5 yıl sonra ilk kez ülkeye geri döndüm ama arayı bir daha bu kadar açmayacağım. Sevenlerim ve ailemle birlikte güzel vakit geçiriyorum şu sıralar. Artık sık sık gidip geleceğim.

İstanbul’da karşılaştığınız insanlardan ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Olumlu ve özlem dolu mesajlar alıyorum. Onların her kelimesi ve düşüncesi benim için büyük anlam ifade ediyor. Dışarıdaysa sevgiyle, büyük samimiyetle kucaklıyorlar. Her birine minnettarım!

Bu sevgiye karşılık verip yeniden İstanbul’a yerleşmeyi düşünmez misiniz?

3 Ocak’ta New York’a geri döneceğim, İstanbul’a yerleşir miyim henüz bilemiyorum ama Türkiye’yi bırakmayacağım kesin. Bu arada New York’ta rock’çı oldum. Müzik üzerine harıl harıl çalışıyorum.

Nasıl yani?

Demir Demirkan, Amerika’da Anatolian Knights adlı bir grup kurdu. Orada, Türkçe psychedelic rock yapıyoruz. Ben de featuring sanatçı olarak birkaç şarkımı ve Türk klasik rock parçalarını diğer müzisyenlerle beraber yorumluyor, Demir’in şarkılarına eşlik ediyorum. Müzik ve duruş olarak bana yakın olan müzik insanlarına ve farklı projelerine olumlu yaklaşıyorum. Şubat ayından sonra Anatolian Knight konserleri devam edecek.


‘HALK, EN DOĞRUSUNU BİLİR’

Bir programda “Müzik sektöründe oyunları kurallarına göre oynayamayan bir yapım var” dediniz. Neyi kastettiniz?

Yetenek ve üretkenlikten uzak, daha çok ikili ilişkilerle yürüyen sektöre ve insanlara karşıyım. Sahte sosyallik bana göre değil.

Günümüzde şarkıcıların bir kısmının en büyük problemi seslendirdiği eserlerden çok gece kaçamaklarıyla gündemde kalmayı çalışmaları olsa gerek... Ne dersiniz?

Sanatçı eserleriyle duyulmak, anılmak ister. Eseri yoksa niye duyulma ihtiyacı hisseder bu ayrı bir soru. Bu ya ego ya da sistemin kölesi olmak olsa gerek. Magazin basını tartışmasız istediği kişileri destekleyebilir, özellikle müzik ve ekran yüzlerini daha popüler hale getirebilirler. Kimi zaman özel hayatları, ilişkileri, başarı ya da başarısızlıkları gündemde tutarak popülariteyi artırabilirler. Her çok tanınan sanatçı için yetenekli diyemeyiz. Şahsen beni skandallarımla ya da gereksiz bilgilerimle her gün gazetelerde göreceklerine, 3-5 senede bir beğenecekleri, takdir edecekleri şarkılarımla, yarattıklarımla anmalarını tercih ederim ve ilk çıktığım andan itibaren bu yolu seçtim. İdeal sanatçı, halkın yüreğine sindirdiği, takdir ettiğidir. Onlar en doğrusunu bilir ve hisseder.

‘Namerde muhtaç değilim’

Bugüne kadar 7 albüm yaptınız. Bundan sonraki süreçte ülkemizde yeni projeleriniz olacak mı?

Belli kalite ve şartları oluşturduğum müddetçe albüm ve müzik çalışması yaparım. Tabii ben de iyi ve yeterli olduğuma inanmalıyım öncelikle.

Geriye dönüp baktığımızda yazdığınız veya seslendirdiğiniz her şarkının bir hikâyesi var. Günümüz şarkılarında hikâye ara ki bulasın!

Şarkılarımı, giriş-gelişme-sonuç olarak yazarım. Etkilendiğim her şeyi ve yaşadıklarımı yazarım. Tercih meselesi. Bazıları öyle, bazıları böyle yazar. Çok renklilik ve çeşitlilik hepimiz için.

“İyi şarkılar, iyi sanatçılar da var ama geneli kötü. Türk müziği çok bozuldu” dediniz. Bu durum düzeltilebilir mi?

Sorun çok, yorum yok. Ukala algılanmak ve bilir kişi gibi burada ahkâm kesmek istemiyorum. Pop müzikte değil ki bir tek; herkeste ve her şeyde hak sorunu ve adilane olmayan, aslında olmaması gereken bir dengesizlik var.

Geçtiğimiz günlerde seramik ve heykel çalışmaları yaptığınızı yazmıştık. Bunu biraz açar mısınız?

Konservatuvar öncesinde kısa bir güzel sanatlar fakültesi geçmişim var. New York’ta da heykel derslerine girdim bir süre. Gün gelir sergilenmeye değecek parçaları çoğaltabilirsem belki sergi açıp bu işi ticarete dökerim. Ama yanlış anlaşılmasın bu işi sevdiğimden diyorum yoksa namerde muhtaç değilim.

‘Büyüdükçe insanoğlu kirlendi!’

Dünya nasıl bir noktaya evriliyor sizce?

Dünya üzerinde ortalamanın üzerinde mutsuzluk ve sevgisizlik var. Ben bunun hüznünü taşıyorum. Büyüdükçe insanoğlu kirlendi! Klişe olacak ama önce sevgi, sonra da saygı şart.

Peki ya aşk?

Aşk da fazlasıyla lazım! Ancak, aşk bir büyüdür. Bozulduğu an, bir daha tutmayan...


'Yürekteki ışıltı karardığında her şey kurur’

Bir hayranınız sizin için “Yaş aldıkça ben tribe giriyorum, çünkü hiç değişmiyor” yorumunda bulunmuş...
Teşekkür ederim, çok zarif bir iltifat. Ben yine de yaşsal değişimlerimin farkındayım. Önemli olan göz ve yürek ışıltısı. Onlar karardığında her şey kararır ve kurur. Zaman zaman gözlem yapıyorum da insanlar sanki basit ve sade yaşamanın güzelliğini ıskalıyor. Zaman zaman Robinson Crusoe’ya imrenmiyor değilim.

‘Hak sorunu var!’

Bugüne kadar 7 albüm yaptınız. Bundan sonraki süreçte ülkemizde yeni projeleriniz olacak mı?

Belli kalite ve şartları oluşturduğum müddetçe albüm ve müzik çalışması yaparım. Tabii ben de iyi ve yeterli olduğuma inanmalıyım öncelikle.

Geriye dönüp baktığımızda yazdığınız veya seslendirdiğiniz her şarkının bir hikâyesi var. Günümüz şarkılarında hikâye ara ki bulasın!

Şarkılarımı, giriş-gelişme-sonuç olarak yazarım. Etkilendiğim her şeyi ve yaşadıklarımı yazarım. Tercih meselesi. Bazıları öyle, bazıları böyle yazar. Çok renklilik ve çeşitlilik hepimiz için.

“İyi şarkılar, iyi sanatçılar da var ama geneli kötü. Türk müziği çok bozuldu” dediniz. Bu durum düzeltilebilir mi?

Sorun çok, yorum yok. Ukala algılanmak ve bilir kişi gibi burada ahkâm kesmek istemiyorum. Pop müzikte değil ki bir tek; herkeste ve her şeyde hak sorunu ve adilane olmayan, aslında olmaması gereken bir dengesizlik var.


‘Ayrımcılıkların yapılmadığı bir yıl olsun’

2017 sizin açınızdan nasıl bir yıl oldu?

Koşturmaların, hasretin, kavuşmaların ve yoğunlukların arasında geçti. Gelecek adına daha pozitif bir yıl oldu benim için.

2018’den beklentiniz nedir?

2018’in insanlık açısından pozitif, barış dolu, bereketli, insanların birbirini dışlamadığı, ayrımcılıkların yapılmadığı, insanların birbirlerine önyargıyla yaklaşmadığı bir yıl olacağını düşünüyorum. Ülkemizin barış, refah ve aydınlık dolu bir yıl geçirmesi en büyük temennim.


Demet Sağıroğlu, “Duygusal olmam, konular için hassas düşünmemden kaynaklanıyor. Dostlarım ve beni tanıyanlar bende şeytan tüyü olduğunu söyler” diyor.

‘Gösterişe yönelik yapılaşma var’

New York’ta yaşayan biri olarak oradan İstanbul’u nasıl görüyorsunuz?

İstanbul’un çarpık yapılaşması uzun yıllardır bir sorun. Bir anda değil, yavaş yavaş, izin verilerek yapıldı her şey. İşin garibi, bunca katlı bina yapılırken, altyapının ve yolların hâlâ düşünülmemesi. Bir apartmanda önceden 8 daire varken bir anda en az 20-30 dairelik yapılar oluşturuldu ama sokaklar aynı darlıkta duruyor. Rezidansları, siteleri saymıyorum bile. Gösterişe yönelik, sorunlara odaksız bir yapılaşma mevcut.

 

BAKMADAN GEÇME