O gün Yeşilçam anılarını dinlemek için yine yapımcı Kadri Yurdatap'ın ofisine gitmiştim.
Çıkışta karşı binanın penceresinde gördüğüm Erkan Özveren ile laflarken bir anda Dumlupınar Denizaltısı'nın filmini çekeceğini söyledi.
Detaylı anlatması için ofisine girdiğimde filmi yönetecek olan Kunt Tulgar'ın da orada olduğunu gördüm.
'Dumlupınar - Çelik Mezar' adını verdikleri film için her ikisi de büyük bir heyecan içindeydi.
Ben de onlara katıldım
Çünkü Mersin'deki komşumuz Hüseyin Akış, geçirdiği kaza sonucu 81 askerimizin şehit olduğu Dumlupınar Denizaltısı'ndan kurtulan 5 askerden biriydi.

27 Ekim 1998

Bir zaman sonra AKM'de 'Dumlupınar - Çelik Mezar' için bir tanıtım toplantısı yapıldı.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan birçok üst rütbeli asker de oradaydı.
Askeriye bilgi ve teknik donanım konusunda büyük destek verse de yüksek maliyeti karşılanamadığı için 'Dumlupınar - Çelik Mezar' beyazperdeye yansıma yerine rafa kalktı.

Daha sonraki yıllar, Dumlupınar Denizaltısı'nın batışını Ömer Faruk Sorak, film haline getirmek istedi.
Senaryo yazıldı ve tanıtım filmi çekildi.
'Derin Su' adını verdiği filmde dönemin serbest dalış rekortmeni Yasemin Dalkılıç da rol alacaktı.
Ne var ki yüksek maliyet nedeniyle Ömer Faruk Sorak'ın projesi de raflık oldu.

3 Mart 2015

Geçtiğimiz aylarda Seda Demirtaş, 'TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar' adlı filmi çekeceğini duyurdu. Hatta senaryoyu, gelirini Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı'na bağışlayacağını söylediği roman haline dönüştürüp aynı adla yayımladı.
Filmin yönetmeni ise Ömer Faruk Sorak olacaktı.
Yüksek maliyet yine sorun oldu.

Çekim aşamasına gelindiğinde yapılan hesaplar sonucunda ortaya çıkan yüksek maliyet nedeniyle üçüncü kez proje dahil olanların hayalini yıktı.
Akabinde devreye Mustafa Uslu girdi. 'TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar' için Seda Demirtaş'ı davet ederek ortak çalışma adına görüşme yaptı. Sonra Demirtaş, 'TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar'ı sahiplendiği, hatta bir tanıtım filmi çektiği için Mustafa Uslu'ya dava açtı.

Seda Demirtaş, ekibiyle birlikte bir denizaltında incelemelerde bulundu.

Seda Demirtaş, bugünlerde harıl harıl 'TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar' için çalışıyor.
Dosyayı gördüm; gerekli izinleri almış, masa çalışmasını en ince ayrıntısına kadar çalışmış.
Yapım ortağı da bulmuş.
Mustafa Uslu ile olan davasını avukatlarına devrederek Dumlupınar Denizaltısı'nın filminin 20 yıllık makus talihine son verme azmiyle çekim öncesi hazırlıklara başladı.
Seda Demirtaş, HT Stüdyo'da Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın konuyla ilgili sorularını cevapladı.

Dumlupınar Denizaltısı'nın NATO tatbikatına giderken çekilen fotoğraflarından biri.

'TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar' adlı kitabınızı yazdınız. Sonra da kitabınızı senaryoya çevirdiniz. Türk Silahlı Kuvvetlerine de başvurup film için izin istediniz. En son durum nedir?
Başından başlamak gerekirse şöyle; TCG Dumlu - Çanakkale'de Bir Çelik Mezar', 2003'te yaşadığım ciddi bir hastalık döneminde gördüğüm rüyayla başladığım bir senaryo. Biraz ütopik gelebilir ama 13 gün üst üste rüya görerek yazdığım bir senaryo. Devamında senaryoyu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na sundum. Onların beğeni ve destekleriyle şu anda 6 yıldır süren çalışmaların ardından çekimlere hazır hale gelmek üzere olan bir proje.

Dumlupınar Denizaltısı'nın filmi sizden önce ilk olarak 1998'de gündeme gelmişti. Daha sonra çeşitli dönemlerde yine gündeme geldi fakat filmi bir türlü çekilemedi. Sizce sorun nedir?
Denizaltı filmi daha önce Türkiye'de denenmemiş bir iş. Oldukça fazla su aksiyonları var. Hatta sanattan ziyade mühendislik bilgisi isteyen bir iş. Bütçesi de çok yüksek. 'Haydi olsun' diye çekilebilecek bir film değil. Layıkıyla çekilmesi gereken bir film. Bu yüzden de yurt dışından destek almak ve ciddi bir ön hazırlık aşamasından geçmek zorundasınız. Bunların hepsi de zaman ve para demek.

Kazadan kurtulan 5 askerden biri olan Hüseyin Akış, geçtiğimiz yıl hayatını kaybetti.

Sizin projeniz ne durumda?
Biz 6 yıldır çalışıyoruz. Kalabalık bir ekibimiz var. İşi, 22 kişilik bir ekip ile birlikte yürütüyorum. Ön hazırlığını kağıt üzerinde bitirdik. Artık üretime geçebiliriz. Şu anda yurt dışından desteklerimiz var hatta ses ve görsel efektle alakalı oldukça tanıdık isimlerle irtibata geçtik ve onlarla uzun süreler boyunca çalışmalar gerçekleştirdik. Çekim aşamasına getirme safhasındayız.

Senaryonuzu Mustafa Uslu'ya götürdünüz. Hatta bir tanıtım filmi bile çekildi. Sonra bir sorun yaşadınız. Ne oldu da sorun yaşadınız?
Aslında kendisinin daveti üzerine bir görüşme gerçekleştirdik. Şu anda da zaten hukuki süreci başlattığımız bir alan. Bununla ilgili çok da fazla konuşmak istemiyorum. Sayın avukatlarım gerekli işlemleri ve gerekli hassasiyetleri göstererek çalışıyorlar. Ama şunu söyleyebilirim; evet görüşmemizin hemen arkasından bir teaser çekildi. İlk önce ben ilan edeyim diyerek alelacele çekilmiş olduğu için ortam ve ambiyans gibi birçok konuda hatayla dolu bir çalışmaydı. Açıkçası ben çalışmayı gördüğümde 'Dumlupınar bizden önce çekiliyor' diye değil 'Bu tarz bir Dumlupınar çekiliyor' diye büyük bir üzüntü yaşadım. Ama gerekli hukuki işlemlere başladık. Bizim şu anda odaklandığımız yer bizim kendi projemiz. Bu sorunu ise avukatlarımız layıkıyla hallediyor.

Dumlupınar Denizaltısı'nda yaşananlar, tarihe mâl olan bir durum. Filmini herkes çekebilir. Siz, kendinize ait hikâye deklere edildiği için mi dava açtınız?
Şöyle ki teaserda zaten tarihte gördüğümüz olaylar gösteriliyor. Benim davam farklı alanlarda. Onu da avukatlarıma bırakmak en doğrusu. Çünkü bu dava sürecinde konuşmak hatalı olabilir. Benim kişilerle bir problemim yok. Filmin çekilmesi için gerekli ispatlarımız, gerekli onaylarımız var. Senelerdir olan çalışmalarımızın hepsi resmi belgeli olarak beyan edildi. O yüzden bundan sonrası yargıya kalmış durumda.

Sizin filminizin çekimleri ne zaman başlar?
Şehitlerimize, tarihimize yakışır bir proje yapmak amacıyla 22 kişilik ekibimle birlikte büyük bir özenle 6 yıldır çalışıyoruz. Hesaplamalar, kostümler, sanat, dekor anlamında çalışmalar kağıt üzerinde bitmiş durumda. Bu süreçten sonrası da ortak yapımcılarımızla birlikte kafa ekibi seçme konusundaki sonlandırmalarımızdan sonra hızlıca çekimlere başlanması bir seneyi bulacaktır.

DUMLUPINAR DENİZALTISI FACİASI NEDİR?
Dumlupınar Denizaltısı, NATO tatbikatından dönerken 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Çanakkale Nara Burnu açıklarında İsveç bandıralı Naboland adlı gemiyle çarpışarak battı. Köprü üstünde bulunan Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hasan Yumuk, Astsubay Hüseyin İnkaya ve Astsubay Hüseyin Akış, kazadan sağ kurtulmayı başarırken denizaltının diğer bölümlerinde kalan 81 asker, kurtarma çalışmalarının sonuçsuz kalmasıyla şehit oldu.