İsrail'de seçim sonrası durum
Türkiye Yahudilik Araştırmaları Merkezi Başkanı (TÜYAM) Serap Merve Doğan İsrail'deki seçim sonuçlarını HABERTURK.COM'a değerlendirdi
Seçim sonuçları yapılan son anketlerdeki oranlardan oldukça farklı. Siyonist Cephe'nin seçimi kazanması ihtimal olarak çok yüksek görünüyordu. Sonuçlara baktığımızda ise Netanyahu'nun büyük bir farkla kazandığını görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Evet. Özellikle son yapılan anketlere baktığımızda Siyonist Cephe'nin 26 sandalye en yüksek oyu alan birinci parti olacağı tahmin ediliyordu. Sonrasında ise 20-22 sandalye arası oy alması düşünülen Likud geliyordu. Fakat sonuçlara baktığımızda tam tersi bir durum söz konusu. Siyonist Cephe 24'de sabit kalırken, Netanyahu'nun partisi Likud'un, 30 sandalye ile büyük bir sürpriz yaptığı düşünülüyor. Aslında tam olarak sürpriz de denilemez. Çünkü aynı anketler, İsrail seçmeninin yüzde 5'lik bir dilimin kararsız olduğunu da göstermekteydi. Bir yandan Netanyahu gibi İsrailliler için karizmatik ve deneyimli bir siyasetçi varken diğer yanda barış ve ekonomik refahı vadeden Herzog belli ki kafaları karıştırdı. Burada bahsettiğimiz yüzde 5 çok büyük bir rakam. 7 sandalyeye karşılık geliyor. Böylesi rekabetin yaşandığı seçimlerde, 1 sandalye bile belirleyici unsur olabilir ki nitekim Netanyahu'nun seçimi kazanmasında etkili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Tabiki son dakika yapılan siyasi manevraların etkisini de eklemek lazım.
İsrail halkı son dönemlerde sosyoekonomik sorunları gündeme getirirken bir anda yine güvenlik dedi. Bu ani değişimin sebebi nedir?
Netanyahu hem seçimden önce hem de seçim esnasında yaptığı konuşmalar ile halkı tekrar etkilemeyi başardı diyebiliriz. Seçimlerden önceki son konuşmasında kendisi başbakan olduğu müddetçe bir Filistin Devleti'nin kurulmasına izin vermeyeceğini ve yerleşim yerlerini desteklemeyi sürdüreceğini söyleyerek, kendi tabanını harekete geçirdi aslında.
Ayrıca seçim esnasında Arap seçmenlerin ilk defa bu kadar örgütlü oy kullanması ve Birleşik Arap Listesi'nin Siyonist Cephe'yi destekleme kararının açıkça belirtilmiş olması, Netanyahu'nun tedirginliğini oldukça arttırdı. Seçimler devam ederken, bir basın toplantısı düzenlemek isteyen eski başbakan -ki yasal olarak tamamen uygunsuz bir durum- , Merkez Seçim Kurulu tarafından izin verilmemesi üzerine, kendi ofisinden bir video çekerek ''Arapların örgütlü bir biçimde otobüslerle oy kullanmaya gittiğini ve İsrail sağının hatta ulusal güvenliğin tehlike içerisinde olduğunu, bütün seçmenlerinin acilen oy vermesi gerektiği'' belirterek, sosyal medyaya servis edilmesini sağladı. Bu güvenlik konusundaki kaygıları tüm dünya tarafından bilinen İsrail seçmenine verilmiş büyük bir mesajdı. Ve yerine de ulaşmış gibi görünüyor.
Birleşik Arap Listesi adıyla seçimlere ortak giren Arap partiler, büyük bir başarı elde ettiler? Etkileri neler olacaktır?
Evet. Birleşik Arap Listesi seçim öncesi en çok oy oranına sahip 3.parti olmayı hedeflediklerini açıklamışlardı. Nitekim 13 sandalye alarak, bu amaçlarını gerçekleştirdiler. Burada esas başarı, senelerdir bir şekilde birlik oluşturmayı başaramayan Arap partilerinin, ortak bir çatı altında hareket etmeye karar vermesiydi.
Netanyahu'nun 30 sandalye kazanarak, Knesset'e giriyor olması, etki alanlarını daraltabilir. Özellikle Netanyahu'nun başbakan olması durumunda kurulabilecek sağ kanat ağırlıklı bir koalisyon hükümeti karşısında çok fazla etkili olabileceklerini söylemek oldukça zor görünüyor.
Kurulacak olan yeni koalisyon İsrail-Filistin sorununun çözümüne nasıl etki edebilir?
Netanyahu seçimlerden önce yaptığı son konuşmada herhangi bir şekilde barış görüşmelerinin yapılmayacağını ve hatta Batı Şeria'da bulunan yerleşim yerlerinin arttırılmasını desteklediğini belirtmişti. Diğer sağ kanat partilerinin ise Netanyahu'dan farklı politik düşüncelere sahip olmadığı, özellikle Netanyahu'nun kuracağı olası koalisyonda yer almasına kesin gözüyle bakılan Yahudi Evimiz Partisi Naftali Bennett'in açıklmalarına bakılarak, gayet net okunabilir. Fakat bugün Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamalarda ABD tarafından Filistin ile İsrail barış sürecine oldukça emek verildiği ve bu sürecin devam etmesi için gereken politikaların izlenmesinin sürdürüleceğine dair bir açıklama geldi. Bu durumda ABD, müttefiği İsrail'i, tekrar barış masasına oturmaya ikna edebilir ya da çeşitli politikalarıyla baskı unsuru oluşturabilir. Fakat bugün için konuşursak, bölgede barış ortamının sağlanması oldukça uzak bir ihtimal olarak görünüyor.
Sonuçlar uzun zamandır gergin olan Ankara-Tel Aviv ilişkilerini nasıl etkileyebilir?
Türkiye'nin ve Türk halkının Filistin konusundaki hassasiyetleri oldukça açık. Baktığımız zaman sol kanadın Filistin meselesine karşı 2 devletli çözüm önerisini desteklemesi ve yerleşim yerlerini yavaş yavaş kaldırmayı savunan yaklaşımının, Türkiye'nin Filistin konusundaki hassasiyetlerine daha yakın olduğu söylenebilir. Fakat Netanyahu'nun tekrar başbakan olması ve sağ kanat partilerinin ağırlıklı olduğu bir koalisyon hükümeti kurması durumunda, Doğu Kudüs merkezli bir Filistin Devleti'nin kurulmasının istenmediği belirtilmiş durumda. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise bugün yaptığı açıklamalarda Filistin'in tanınması ve ancak Doğu Kudüs başkentli bir Filistin Devleti kurulmasının kabul edilmesiyle kalıcı barış ortamının sağlanabileceğini belirtti. Bu açıklamalar göz önüne alındığında, mevcut konjonktürde Ankara-Tel Aviv ilişkilerinin mevcut sorunları aşarak, daha olumlu bir düzleme girmesi ise pek olası görünmüyor.
Seçimler sona erdi. Bundan sonra kurulacak koalisyon hükümeti ile alakalı neler söyleyebilirsiniz?
Bu saatten sonra süreç, Cumhurbaşkanı Rivlin tarafından şekillendirilecek denilebilir. Önümüzdeki 3 gün boyunca parti liderleri cumhurbaşkanı ile görüşmeler yaparak, başbakanlık makamında yer almasını istedikleri adayları belirtecekler. Sonrasında cumhurbaşkanı bu adaylardan uygun gördüğüne koalisyonu kurma yetkisini verecektir. Bunun yanısıra İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin seçim sonrası yaptığı açıklamada ''Ulusal Birlik Hükümeti'' kurulmasını desteklediğini belirtti. Fakat bugün Siyonist Cephe lideri İshak Herzog'un Netanyahu ile birlikte Ulusal Birlik Hükümeti'ne girmek istemediğini belirtmesi üzerine seçim sonuçlarını ve deneyimleri göz önüne alırsak, Netanyahu'nun 4. kez başbakanlık koltuğuna oturması şuan için oldukça yüksek ihtimalli. Ama yoğun görüşmeler ve kulislerle geçecek 1 haftalık süre içerisinde, her türlü sürprize açık olunması gerektiğini de söylemek de yarar var. Siyasetin oldukça hareketli ve değişken bir yapıya sahip olduğunu unutmamak gerekiyor.