Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Kökü 1950'deki Kore Savaşı'na dayanan ABD - Kuzey Kore gerginliğinin ateşi ise günümüzde harlanarak devam ediyor.

1993 yılında Kuzey Kore'nin Nükleer Silahlardan Arınma Anlaşması'ndan ayrılmasından sonra uluslararası gözlemcilerin tesislerinde inceleme yapmasına izin vermemesiyle birlikte artan gerginlik sonrasında ABD ve Kuzey Kore savaş noktasına gelmiş ve o günden sonra ilişkilerde ilerleme kaydedilememişti.

21 trilyon 269 milyar dolarlık gayrı safi yurt içi hasılasıyla dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olan Çin ise kendini bu gerilimin arasında bulmuş durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, Çin'den her fırsatta Kuzey Kore'yi uyarmasını, yaptırımda bulunmasını kısacası "gerekeni yapmasını" isterken Çin yönetimi ABD - Kuzey Kore gerilimini azaltmada etkili olmuşa benzemiyor.

Kuzey Kore’nin en önemli müttefiki, en büyük ticaret ortağı ve gıda, enerji konularında temel tedarikçisi olan Çin, ABD ile olan ticari ilişkilerini de riske atmak istemezken Çin'in taraflara bakış açısı, bu bakış açılarının oluşturabileceği durumlar ve sonuçları ABD - Kuzey Kore gerginliğinde bir sonuca ulaşılmasında etkili rol oynayabilir.

ÇİN - ABD İLİŞKİLERİ

 Dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Çin, siyasi istikrarsızlıklar, savaşlar ve Maoizm’in yönetim hataları nedeniyle uzun süre arka plandaki bir devlet olarak kalsa da Soğuk Savaş döneminde ekonomik ve siyasi olarak "süper güç" devletlerden biri olarak görülüyordu.

2. Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde dünyada yayılan komünizm ve sosyalizm akımlarına karşı çıkan ABD'nin SSCB'yle arasındaki Soğuk Savaş yıllarında, 1971 yılı itibariyle ABD'nin yanında yer alan Çin için, Soğuk Savaş sonrası SSCB'nin dağılmasıyla beraber ABD ile askeri, siyasi ve teknolojik bir yarışa girilemeyeceği düşüncesi, 1991 yılından itibaren Çin için bir devlet politikası haline gelmiş ve ABD ile ilişkiler hep iyi tutulmaya çalışılmıştı.

ABD'nin aksine "hegemonya siyaseti" gütmeyen, ortak alınan kararlara ve diplomasiye önem veren Çin yönetimi, ABD’nin George W. Bush döneminde 11 Eylül saldırılarından sonra BM kararlarına dayalı olarak yaptığı Afganistan işgaline destek verirken keyfi olduğunu düşündüğü Irak'ın işgaline ise karşı bir tutum izlemişti.

1996 yılında kurulan Şangay Beşlisi'ndeki müttefiki Rusya'nın 2008'de Gürcistan'a, 2014'de de Kırım’a herhangi bir uluslararası topluluk kararı olmadan uyguladığı politikalara ise sessiz kalmıştı.

Günümüzde dünya nüfusunun yüzde 24’ünü, ekonomisinin ise yüzde 40’ını oluşturan ABD ve Çin arasındaki ticaret hacmi 2016’da 520 milyar dolara, karşılıklı yatırımlar ise yaklaşık 170 milyar dolara yükselmiş durumda. ABD markalarının müşterilerinin ise yaklaşık yüzde 20'sini Çinli müşteriler oluşturuyor.

ÇİN - KUZEY KORE İLİŞKİSİ

1948 yılında komünizm ilkelerini kuruluş ilkeleri olarak benimseyen Kuzey Kore'nin soğuk savaş öncesi SSCB'yle yakınlaşması, beklendiği üzere ABD'nin karşısında yer almasına neden oldu.

2. Dünya Savaşı sonrasında dünyada yayılan komünizm ve sosyalizm akımlarına çok sert bir tutum sergileyen ABD yönetimi ise, 1950 yılında komünizm ilkelerini benimsemiş Kuzey Kore'ye karşı Güney Kore'yi destekleme kararı aldı.

Kore yarımadasına giden ABD askerleri Kore'de epey zayiata neden olurken; bu durum sonucunda Çin kendisinde sınır tehdidi hissederek savaşa girme kararı almış ve Kuzey Kore - Çin birlikteliği oluşmuştu.

ABD askerlerini püskürten Çin ordusu Kuzey Kore halkı tarafından kahraman ilan edilmiş ve komşuya karşı minnet duyulmuştu.

Savaş sonrasında da Kuzey Kore'yle ilişkileri ilerleten Çin, SSCB ile birlikte yeni bir Kuzey Kore inşa etmişti.

Günümüzde ise Çin, Kuzey Kore’nin en önemli müttefiki, en büyük ticaret ortağı ve gıda, enerji konularında temel tedarikçisi konumunda bulunuyor.

ABD VE ÇİN REKABETİ

ABD ile Kuzey Kore arasındaki gerilimin ortasında kalan Çin, devlet politikası olarak ekonomik büyümeye önem veren bir ülke konumunda bulunuyor.

ABD ile her geçen gün ekonomik bağlılıkları artan Çin, ABD’nin en büyük ticari ortağı konumunda iken ABD de Çin’in ikinci büyük ticari ortağı durumunda. 

ABD için, "Çin’in hızla artan gücü ve ABD’ye ekonomik ve siyasi anlamda rakip olmaya başlaması" konusu önemli bir sorun olarak görülürken Çin'in, askeri kapasitesini beklenenden de hızlı arttırması ve ekonomik olarak ABD’yi satın alma gücü yönünden geçmesi Çin’in "dünya liderliği" konusunda adının uluslararası basında sık sık geçmesine neden oluyor. Bu bilgiler ışığında Çin, ABD açısından müttefik gibi görülse de büyük bir tehdit olarak da görülüyor.

ABD'nin, "stratejik rakip" olarak gördüğü Çin'e tam güvenmemesinin yanında her an Çin'den gelebilecek tehditlere karşı Asya'daki asker kapasitesini arttırmak istemesi de bunu gösteriyor. 

KUZEY KORE - ABD SORUNUNDA ÇİN'İN TAVRI

ABD yönetimi Kuzey Kore meselesinde Çin'e yaptığı baskı ve ikna etme talebi üzerine Çin'in etkin olamaması durumunda tek başına harekete geçebileceğini de söyledi. Bununla birlikte ABD yönetiminin Kuzey Kore'yle ilişkileri olan Çinli banka ve şirketlere ağır yaptırımlar uygulaması da gündemde olan bir diğer konu olarak konuşuluyor.

Çin yönetimi ise ABD ile olan ticari anlaşmaların bozulmasını göze almak istemezken ABD'nin istediği sertlikte tavırlar sergileyemiyor.

Çin, bölgede ABD'ye yakınlığıyla bilinen Güney Kore'yle arasındaki tampon durumunda bulunan Kuzey Kore'nin de ABD hegemonyasına geçmesini istemeyecektir.

Bu bilgiler bağlamında, ABD ile Çin arasındaki ilişkilerin önümüzdeki günlerde daha gergin bir temele oturması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.