Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya Almanya görüntüyü kurtarma telaşında | Dış Haberler

        Almanyanın Ludwigshafen Kenti’ndeki facianın nedeni henüz net değil. Böyle durumlarda akla ilk gelen yabancı düşmanlığı olur.

        Doğaldır da...

        Ancak, söz konusu kent yabancıların yoğun olduğu ve bu olayların fazla yaşanmadığı bir yer.

        Adeta bir Türk kenti... Bütün bölge aynı şekilde.

        Yabancı düşmanlığı sayılabilecek olaylardan, irili ufaklı buralarda da yaşanıyor kuşkusuz.

        Olay, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kentteki en büyük facia...

        Facianın, bazı Alman politikacıların yabancıyı seçim malzamesi yapmasından sonraya gelmesi akıla “Irkçılar bunlardan destek buldu” açıklamasını getiriyor.

        Ancak bu yorum çok ileri ve tehlikeli yorum olur.

        Üç- beş bin oyu olan aşırı sağcıları saymazsak, ırkçılığı tahrik eden bir seçim propagandası yaşanmadı Almanya’da...

        Yine de “kundaklama” ihtimalini göz ardı etmeden Türkiye’deki okurlarımız için tabloyu biraz açmak istiyoruz.

        * * *

        Yurt dışında yaşayan Türkler, ticari yatırımlar ve emlak alma konusunda Almanlar’dan atak, daha gözü kara...

        Yıllarca kira vermek istemeyenler, hemen gayrimenkule yöneliyor.

        En çok satın alınanlar, ucuz oldukları için eski Alman evleri.

        Bu evler, koruma altında ve yıkılamıyor. Tamir olanakları ise kısıtlı.

        Yangının yaşandığı ev de böyle bir ev...

        Yüzyıl önce yapılmış, daha ilk yapıldığı yıllardaki ahşap merdivenler duruyor.

        İşte faciayı da çıra gibi yanan bu ahşap merdivenler hazırlıyor.

        Merdivenler yandığı için üç ve dördüncü katlarda sıkışanlar can veriyor.

        24 kişinin yaşadığı evde, facia günü üç Türk aile de misafir olarak bulunuyor.

        Karnaval geçidini seyretmek için geldikleri evde, alevlere yakalandılar.

        Olayın ardındaki motif ne olursa olsun, Türkler’den ev alırken iki kere düşünmesini rica ediyoruz.

        Çünkü bu yapılar taşıdığı tehlikenin dışında, yakma heveslilerini de tahrik edebiliyor.

        Mölln ve Solingen katliamını bize bir kez daha hatırlatan bu vahşete sebep olanların en kısa sürede bulunması en büyük arzumuz.

        Acımız çok büyük ve yıllarca dinmeyecek...

        * * *

        Türk dostu kent ve kentin bağlı olduğu Rheinland Pfalz’a facianın hüznü çöktü.

        Eyaletin Başbakanı ve SPD lideri Kurt Beck'in, hemen olay yerine gidip Türklerle görüşmesi bu hüznü pek gidermiyor.

        Beck, basınla görüşürken özellikle Türk basınına seslendi orada:

        “Sizden bir tek şey rica ediyorum. Bu vahşetin nedeni henüz belli değil.

        Bu yüzden yanlış anlaşılabilecek yorumlardan kaçınalım...”

        Beck’in bu endişesi hem yerinde hem de değil...

        Olayın facianın boyutundan farklı şekillere büründürülmemesinde herkes hemfikir...

        Böyle bir olayda, facianın büyüklüğünün bırakılıp “Almanya’nın dışarıdaki görüntüsünü kurtarma çabası”na girilmesi görüntüsü verilmemeli.

        Giden 9 can, hangi ülke olursa olsun onun görüntüsünden daha kıymetlidir.

        İşte hüznümüz bu yüzden azalmıyor...

        -- / / / --

        “Şok açıklama”yı kimler düzelttirdi?

        YANGIN faciası, Almanya’daki Türkler’i ayağa kaldırdı.

        Almanya’da yakını olan Türkiye’dekileri de...

        Uzaktaki yakınlarımız arayıp “Aman size bir şey olmasın. Aman dikkat edin” diyerek endişelerini dile getirirken, facianın acısı iki ülkeyi de yaktı.

        Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Ali İrtemçelik de, acının sözcüsü oldu.

        Dünkü mesajında başsağlığı dileyen İrtemçelik, ilginç tespitlerde bulundu: “Gün boyunca Büyükelçiliğimizi arayan çok sayıda vatandaşımız, olayın birçok insanımızın yaşamına malolan 1992 Mölln ve 1993 Solingen ırkçı kundaklama saldırılarını çağrıştırdığını ifade ederek tepki ve tedirginliklerini dile getirmişlerdir. Zihinleri dolduran bu çağrışımların gerçekle bağdaşmadığının kısa sürede ve inandırıcı biçimde ortaya konulabilmesi içten temennimizdir.

        Ancak, bu noktada, bazı yüksek yetkililerin, olay yerinde henüz herhangi bir teknik inceleme yapılamamış olmasına rağmen, yaşanılan facianın yabancı düşmanlığıyla ilgili olmadığı hükmünü açıklamış olmalarını manidar bulduğumu ve yadırgadığımı belirtmek durumundayım.”

        ...

        İrtemçelik, olay yerine gidiyor.

        Açıklaması ise, kendisi gitmeden gazetelerin internet sitelerinde yayınlandı.

        İlginçtir, bunların en büyüğünde de “Şok açıklama” başlığı ile duyuruldu açıklama...

        Ve bir süre sonra da büyükelçiyi haksız çıkaran başlığa düzeltme geldi...

        Büyüklerin, büyük olaylarda bu büyüklüğünü yitirdiğinin bir kanıtı da işte bu...

        Ne diyelim?

        -- / / / --

        Emekliyken serbest çalışamaz mıyım?

        Hüsnü Ö. (Almanya): Dünkü yazınızda yurt dışında çalışıp Türkiye’den emekli olan bir kişinin bir daha yurt dışında çalışamayacağını söylüyorsunuz.

        Çalışma eyleminden sigortalılığı mı, yoksa genel olarak her türlü eylemimi kast ediyorsunuz.

        Serbest meslekte de çalışılamaz mı? Türkiye’den emekli olmayı ve burada da bir kaç yıl daha serbest çalışmayı düşünüyorum.

        CEVAP: Sayın okurumuz, Türkiye’den borçlanarak emekli olan bir kişi, yurt dışında bir daha iş piyasasına giremez.

        Serbest meslek yapanlar da buna dahildir. Türkiye’den borçlanıp emeklilik hakkını aldıktan sonra aylık almayı durdurarak yurt dışında çalışmaya devam edebilirsiniz. Bunu yapmaz ve Türkiye’den emekli aylığı alırken, yurt dışında gelir getirici herhangi bir işte çalışır ya da serbest meslek icra ederseniz, bu durum ortaya çıktığında (ki çıkar) Türkiye’den emekliliğiniz iptal edilir.

        aligulen@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ