Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Rahim AK / GAZETE HABERTÜRK

1- Merkez, politika faizini 0.5 puan artırdı. ABD’de yeni Başkan Donald Trump’ın büyümeyi esas alan politikalarının dünyaya etkisine dikkat çekildi. Bu durumun enflasyonu olumsuz etkileyeceği ifade edildi

2- Yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 50 baz puan indirildi. Değişiklikle finansal sisteme yaklaşık 1.5 milyar dolar ilave likidite sağlanmış olacak

3- 31 Aralık 2016 tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri için azami 31 Mart 2017 tarihine kadar vade uzatılabilmesine karar verildi

Art arda yedi ay faiz indirdikten sonra geçen ay bekleyen Merkez Bankası bu kez politika faizini 0.5 puan, faiz koridorunun üst bandını ise 0.25 puan artırdı. Faiz koridorunun alt bandı ise yüzde 7.25 seviyesinde kaldı. Önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Beştepe Külliyesi’nde toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından alınan karar kimi çevrelerce Beştepe’nin onayına işaret ederken yine de alınan kararın yönünün bu kadar basit olamayabileceği ifade edildi. Erdoğan önceki gün Merkez Bankası’nın bağımsızlığına vurgu yaparken yine de kendisinin eliştirilere devam edeceğini kaydetmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizlerin yüksekliği konusundaki eleştirilerine devam etmesi Merkez’den faiz artırım beklentilerine ilişkin şüphe yaratırken, faizlerde herhangi bir değişim olmayabileceği ihtimalini de oluşturmuştu.

TRUMP’A GÖNDERME YAPILDI

Faiz artışının yapıldığı Para Politikası Kurulu (PPK) kararında artışa gerekçe olarak küresel belirsizliklerdeki artış ve yüksek oynaklıklara bağlı olarak yaşanan kur hareketlerinin enflasyonu artırabileceği gösterildi. Böylece ABD’nin yeni seçilen başkanı Trump’ın bu ülkede büyümeyi baz alan yeni politikaları dolayısıyla ABD faizlerinin artacağına olan inançla doların değer kazanmasına gönderme yapıldı. Merkez bu nedenle parasal sıkılaştırma yani faiz artırımı yapıldığına karar verdiğini açıkladı.

Merkez en son 29 Ocak 2014’te politika faizinde 5.5 puan, koridorun üst bandında ise 4.25 puanlık artış gerçekleştirmişti. Faiz artırımının hemen ardından Merkez iki karar daha açıkladı. Buna göre yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 0.50 baz puan indirilirken, söz konusu değişiklik ile finansal sisteme yaklaşık 1.5 milyar dolar ilave likidite sağlanmış olacak. Öte yandan 31 Aralık 2016 tarihine kadar vadesi dolacak olan ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri için azami 31 Mart 2017 tarihine kadar vade uzatılabilmesine karar verildi.

 

7 ay art arda faiz indiren Merkez, bir aylık aradan sonra bu kez faizi 0.5 puan yukarı çekti. Beştepe zirvesinin ardından alınan karar zirveden de ‘olur’ alındığı şeklinde yorumlanırken karar metninde küresel belirsizlikteki artışın kuru ve enflasyonu olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.

 

DÖVİZ REZERVİ 5 MİLYAR GERİLEDİ

Merkez Bankası döviz rezervi, 11 Kasım’da 106.3 milyar dolarken 18 Kasım’da 101.3 milyar dolara geriledi.

 

DOLAR 3.4523 İLE YENİ ZİRVESİNDE

Dolar, Merkez Bankası’nın faizde beklentilerin üzerinde artışa gitmesiyle önce 3.4070’ten 3.3680’e kadar gerilerken ardından Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Türkiye ile müzakereleri geçici dondurma çağrısı ardından 3.4523 ile yeni tarihi zirvesine tırmandı. Doların aynı gün içinde 6 kuruş düşüp sonrasında 8.5 kuruş yükselmesi piyasaların başını döndürdü. Avrupa Birliği (AB) yasa yapıcıları, Ankara’nın 15 Temmuz darbe girişimine verdiği “orantısız” tepkiden dolayı AB üyelik müzakeresi görüşmelerini geçici olarak dondurma çağrısı yaparken, AB hükümetlerinin bu çağrıyı çok dikkate alması beklenmiyor.

 

‘AP ETKİSİ KISA SÜRER, FAİZ ETKİSİNİ GÖSTERİR’

Piri Reis Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy, “Merkez Bankası bu kararla ‘Ben buradayım, kimse merak etmesin’ dedi. ‘Merkez Bankası, siyasetin kontrolüne girdi’ anlayışını da kırmış oldu. AP kararının etkisi uzun süre kalmaz. Etkisini yavaş yavaş kaybeder. Faiz kararının etkisini ise önümüzdeki hafta ortası görürüz” dedi.

Bloomberg HT’nin konuğu olan Berksoy, “AP siyasi bir organ. Ve kararı da siyasi. Ama Türkiye’yle ilgili bir sıkıştırma kararı değil. Geçmişte bunu birkaç kez yaptı. ‘Bundan bir şey çıkmaz’ demeye alıştık. Olağan koşullar olsa, ekonomimiz daha sağlam olsa, tamamen siyasi nedenlerle bu karar alınmış olsa o zaman büyük bir dayak yeme ihtimalimiz olmazdı. Ancak öyle bir zamana rastladı ki, ekonomide bir türbülans, çalkalanma var” dedi. “Hepsinin bir araya gelmesi çalkantıyı biraz daha artırıyor” diyen Berksoy, “AP kararı önemsiz değildir.

İnsanların Türkiye’ye bakışını, siyasetçilerin bakışını etkiler. Açıkçası piyasaları da etkiler. AP kararı, büyük fonları etkiler. Ama etkisi uzun sürmez” şeklinde konuştu. Merkez Bankası’nın faiz artırım kararını olumlu bulduğunu söyleyen Berksoy, “Merkez Bankası, ‘Ben buradayım, kimse merak etmesin’ dedi. ‘Faize dokunmuyoruz, Trump inadına 0.25 düşürdük’ deseydi, daha kötü olurdu. ‘Merkez Bankası döviz satsın, piyasayı sakinleştirsin’ demek de yanlış olur. Çünkü piyasanın doları yukarı itmesinin nedeni döviz yokluğu değil, dış kaynaklı” dedi.

Berksoy, yapılması gerekenleri şöyle özetledi: “Güven kaybı olduğu zaman insanlar ‘Dur bakalım, önümüzü görmüyoruz’ diyorlar. Ve harcamayı kesip erteliyorlar. Bu güveni vermek için de iki şey yapılmalı. Bir: Söyleme dikkat edilmeli. Yani ‘Biz Avrupa’dan çıkıyoruz, Şanghay’a gidiyoruz’ gibi konuları çok düşünerek konuşacaksınız. İki: Birbirine tutarlı, hedefleri olan bir program açıklayacaksınız. Ve buna sahip çıkacaksınız. İnsanları da ikna edeceksiniz. Bu programı da iyi, donanımlı bir insan gücüyle Avrupa’da anlatacaksınız. O zaman belki bir miktar durumu tersine çevirebiliriz beklentileri.”

 

Abdurrahman YILDIRIM / GAZETE HABERTÜRK

Mart ayından bu yana faiz düşüren ve kur gelişmeleri karşısında geçen ay duran Merkez Bankası bu ay faizi artırdı. Artırımın gerekçesi kurdaki sıçrayışı kontrol altına almak. Faiz düşürme dönemine göre ne farklı denirse de, en büyük fark kurun artışında. Kurun artışı da Türkiye’nin reytinginin yatırım yapılabilir düzeyden düşürülmesiyle başladı. Dolar 23 Eylül’deki 2.9662’den dün 3.4420’ye kadar yükseldi ve 2 ayda TL’ye göre yüzde 15 arttı. Çok hızlı ve de yüksek oranlı artışın bir şok etkisi yapması kaçınılmaz. Merkez Bankası da buna karşı bir önlem aldı.

*Benim gözlemim Ekonomik Koordinasyon Kurulu’nda kur artışının ele alındığı, yapılan açıklamada olduğu gibi, topun Merkez Bankası sahasına sürüldüğü yönündedir. Önceki günkü açıklamalarıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bilgilendirildiği ve onayının alındığı izlenimini edindim.

*Dünkü faiz artırımı Merkez Bankası’nın 2001 sonrasında aldığı üçüncü artırım kararı. 15 yıldaki ilk iki artırımda faizler topluca, yani yüksek oranlarda artırıldı. Biri 2006, diğeri de 2014 yılı başındaydı. Toplu ve büyük artırım yerine bu kez ince ayara gidilmesinin başka nedenleri olabilir. Ama sonuçta yapılan da ekonomik duruma uygun düşüyor.

*Çünkü ekonomi yavaşlıyor. Üçüncü çeyrek büyümesi önemli oranda düştü. Yüzde 3.2’lik sanayi üretim gerilemesinin ardından büyüme oranının sıfır civarında çıkma olasılığı arttı. 4. çeyrekte alınan önlemlerin de etkisiyle belki toparlanacaktık, şimdi bu kur artışına kurban gidiyor olabilir. Büyüme zaten zayıfken, bunun üzerine kuru durdurmak için yüklü faiz artırımı bindirmek, ekonomik aktiviteyi iyice boğardı. Dolayısıyla böyle bir yanlışlık yapılmadı.

*Terör, güvenlik, jeopolitik riskler ve siyasi belirsizlikler yanında Türkiye’nin notunun düşürülme riskini hep bir arada yaşıyorduk. 8 Kasım ABD Başkanlık Seçimi’nden bu yana dünyada yeni bir durum var. Altyapı yatırımları ve vergi indirimleriyle büyümenin ivmeleneceği, enflasyonun artacağı tahmin edilirken, buna bağlı olarak faiz oranlarının şimdiden yükselmesi gündeme geldi.

*Bütün bunlara paralel dolar gelişen ve gelişmekte olan bütün paralara karşı değer kazanıyor. Dolar son 13 yılın en yüksek değerine ulaştı. Doların dışarıdaki değerine karışamayız ama TL’nin de en çok değer yitiren paralardan biri olması bizim sorunumuz. Faizle müdahale edilen durum da bu.

*Nitekim Merkez Bankası faiz artırımının gerekçesini açıklarken şöyle dedi: “Yakın dönemde küresel belirsizliklerdeki artış ve yüksek oynaklıklara bağlı olarak yaşanan döviz kuru hareketleri enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Kurul, söz konusu gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkisini sınırlamak amacıyla parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir.”

PEKÂLÂ İŞE YARADI DA

Faiz artırımının ince ayar olması işe yarayıp yaramayacağı sorusunu beraberinde getirebilir. Çünkü bundan önceki faizle yapılan müdahalelerde hep kalın ayara gidilmişti. Ancak bu kez durumun farklı olduğunu belirtelim.

*Dünyada yeni bir durum var ve bu duruma karşı bizim gibi faiz artırımına giden ülkeler bulunuyor. Zaten müdahale sonucu kurun yeniden 3 düzeyine veya bunun altına gerilemesini bekleyen ve isteyen de yok. Biraz gerilesin ve yükselişi dursun yeter.

*Yeni kararla Merkez Bankası parasal sıkılaştırma yapacak. Yani gecelik bazda verdiği paranın faizini artıracak. Buradaki ayarlama günlük, duruma göre olacak. Pekâlâ kur üzerinde etkisini de göreceğiz.

*Zaman geçtikçe, dolar yükseldikçe ve Trump’ın ne yapacağı ve nasıl yapacağı belli oldukça, dolardaki yükselişte düzelme ihtimali de artıyor. Aralık ayında FED’in faiz kararı ve ardından 20 Ocak’ta Trump’ın resmen başkanlığı devralmasıyla bu süreç tamamlanacak gibi.

*Eğer bu süreçte Türkiye’yi yarım puanlık faiz artışı kesmez ise yeni artırımlara gitmenin kapısı da açık. Merkez Bankası bütün söylemlere ve baskıya karşılık faiz artırımı yapabileceğini dünkü kararıyla gösterdi. AP kararına denk geldiğinden ilk gün etkisi biraz da güme gitti, ama sonraki günlerde etkilerini pekâlâ yaşayabiliriz.

*Buradan hareketle dünkü faiz artırımının Merkez Bankası’na silahını yeniden kavuşturması nedeniyle zaten işe yaradığını söyleyelim. Merkez Bankası artık tek kolu arkasına bağlı olarak ringe çıkan boksör durumundan, iki koluyla kendini savunan ve hücum eden sporcu durumuna geldi. Bu önemli bir gelişmedir.

SONUÇ: “Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter.” Türk atasözü