Türkiye için mahşerin 6 Atlısı!
Hükümet kurmakta zorlanan Türkiye, Suriye'deki savaş, terör ve sıcak para çıkışı ile mücadele ediyor. Peki bu ekonomik riskler kısa, orta ve uzun vadede ülkeyi nasıl etkileyecek? Türkiye bu virajı nasıl dönecek? İşte yanıtları...
FULYA ÖKTEM / HABERTURK.COM
Küresel piyasalar dünyanın en büyük iki ekonomisindeki gelişmelere odaklanmışken (Amerikan Merkez Bankası'nın (FED) faiz artışı ve Çin'in büyümesi) Türkiye ekonomik verilere göz atamayacak kadar meşgul. Terör ve koalisyon görüşmeleri yurtiçi gündemin en üstteki başlıkları. Ancak 'ekonomiye dair riskler' bunlarla bitmiyor. Türkiye'nin güncel ekonomik riskleri şu başlıklar altında toplanıyor:
* Jeopolitik risk: Suriye sınırındaki savaş, IŞID
* Çözüm sürecinin sekteye uğraması, PKK
* Hükümetin bir türlü kurulamaması
* Çin’in büyüyememe sıkıntısı
* FED'in faiz artırım süreci
* Brezilya ve Rusya başta olmak üzere gelişmekte olan piyasalardan çıkış
Peki bu riskler gerçekleştiğinde ne olacak? Sağlıklı fiyatlamalar için neye ihtiyacımız var? En agresif fiyatlamalar hangi senaryoda olacak?
HABERTURK.COM uzmanlara sordu, işte cevapları:
JEOPOLİTİK RİSK
ALB Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Eda Önder; "Terör bizi üzmeye devam ediyor. Şehit veriyoruz. Üzücü olan taraflarından biri ise bunun kanıksanmış olması. Piyasa bu haberleri fiyatlanmıyor" dedi. Önder, artık hükümetin kurulacağına dair sinyaller alınması ve gündeme bir jeopolitik haber düştüğünde piyasaların yön bulmakta zorlanmaması gerektiğini söyledi.
"Kesin bir dış politika bizi rahatlatır"
Güvenlik sorunlarının ve siyasi belirsizliğin Türkiye'nin risk primini artıran öğelerden olduğunu kaydeden Önder; uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's'in bugün yapacağı gözden geçirmeye değinerek; "Bu belirsizlik ortamında Moody's'in pas geçmesi bekleniyor ancak eğer bir açıklama gelirse tonlamasının öncekilerden daha şiddetli olacağını düşünüyorum. Şu anda yaşadığımız sorunlar bizi ciddi oranda yatırım yapılabilir ülke olmaktan uzaklaştırıyor. Önceliğimiz güven veren bir ekonomi ve dış politika yönetimi. En azından kısa vadede kesin bir dış politika bizi rahatlatacaktır" dedi.
ÇÖZÜM SÜRECİ
"Orta vadede görünümü etkiler"
Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ekonomik riskler için; "Bu riskler arasında konjonktürel olanlar da var orta vadeli görünümü etkileyebilme gücüne sahip olanlar da. Jeopolitik riskler ve hükümet kurulamaması daha kısa vadeli gibi ancak çözüm süreci kesin sona erdiyse bu orta vadeli görünümü etkiler. Kısa ve uzun vadeli etkilerine göre gündemimizdeki riskleri ayırmak lazım" dedi.
HÜKÜMET KURULAMAMASI
7 Haziran'da yapılan seçimlerde sandıktan koalisyon çıkması ile Dolar/TL kuru 2,81 ile tarihi zirvesini görmüştü. 13 Temmuz'da başlayan koalisyon görüşmelerinden bugüne kadar sonuç çıkmadı. Ankara kulislerinde, Başbakan Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 10 Ağustos Pazartesi günü yapacağı toplantıda anlaşmanın olmayacağı kesinleşirse erken seçim olasılığının iyide iyiye yükseleceği konuşuluyor.
"Koalisyon hesapları sıfırlandı"
ALB Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Eda Önder, en yüksek şansın verildiği AK Parti-CHP koalisyonuna dair umutların sönmeye yüz tuttuğunu söyledi. Önder; MHP'nin açıklamasının kafaları karıştırdığını, açıklama yalanlansa da koalisyon hesaplarının sıfırlandığını belirtti. (MHP Genel Başkan Yardımcısı Sefer Yalçın erken seçime gidilmesi şartıyla AK Parti azınlık hükümeti kurulmasını destekleyeceklerini açıklamış, daha sonra açıklamalarının Reuters tarafından anlamının dışına çıkarıldığını söylemişti). Piyasaların gözü şimdi Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinde.
Önder; "Tarafların kim olduğu önemli değil, seçim öncesi istenmeyen koalisyon şimdi piyasaların en fazla istediği şey oldu. Azınlık hükümetinden piyasalar ne kadar memnun olacağı tartışmalı" derken bir azınlık hükümetine piyasalarda güven duyulmasının güç olabileceğini belirtti.
"Elde olan varlıklar korunmalı"
Eda Önder; "Bu süreçte özellikle TL yatırımcısının temkinli olması gerek. Alım yapmak, pozisyon almak yerine elde olan varlıkları korumayı tavsiye ediyoruz" dedi.Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi ise öne çıkan riskin günden güne değişebildiğini, hangisi öne çıkıyorsa piyasanın ona göre yön bulmaya çalıştığını söyledi.
Hepsi bir anda gerçekleşirse...
Listedeki ekonomik risklerin hepsinin bir arada gerçekleşmesi durumunda tepkinin sert olacağını vurgulayan Bürümcekçi, küresel finansal piyasaların son yıllarda çok dalgalı seyrettiğini ve Türkiye'de dünyanın geri kalanı gibi bundan etkilendiğini belirtti.
"Piyasanın sürükleyicileri normal değil"
Bürümcekçi; "Hepsi aynı anda gerçekleşirse doğal olarak durum kötüleşir ancak bazısında olumlu gelişmeler olursa birbirini dengeleyebilir. Normalde piyasanın sürükleyicileri ekonomik gelişmeler ya da merkez bankası kararları olur. Ancak bizde siyasi ve jeopolitik sorunlar oluyor. Bunlar öne çıkınca öngörüde bulunmak da zorlaşıyor. Kesin yargıya varmak zor ancak piyasaların daha dalgalı seyretmesi garanti" dedi.
ÇİN'İN YAVAŞLAMASI
Çin ekonomisindeki yavaşlamaya ilişkin işaretler, küresel ekonominin büyümesine ilişkin endişeleri artırdı. Çin hisse senetlerinde değer kaybı 4 trilyon doları aştı, petrol başta olmak üzere emtiada aşağı yönlü hareketler başladı ve emtia ihraç eden ülkelerin para birimleri düştü.
"En çok gelişmekte olan ülkeler tedirgin olacak"
Çin'de büyümenin yüzde 7'nin altına sarkacak olmasının ve emtiadaki düşüşün önümüzdeki günlerde en çok gelişmekte olan ülkeleri tedirgin edeceğini belirten ALB Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Eda Önder; "Yüzde 7 gibi bir büyüme, rakamsal olarak tatmin edici ama işler pek yolunda gitmiyor. Şu an için güçlü dolar ile zorlanan bir Çin ekonomisi ile karşı karşıyayız. Petrol fiyatları başta olmak üzere sanayi metallerindeki düşüş uzun vadede Asya'nın başını çektiği dünya ticaret hacmini daraltacak. Bu da Çin tarafında talep yetersizliğini getirecek" dedi. Önder, Çin borsalarından bir süre normal hareketler beklenmeyeceğini de sözlerine ekledi.
FED'İN FAİZ ARTIRMASI
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, şimdiye kadar faiz koridoru ve çeşitli araçlarla döviz kurlarına müdahalelerde bulundu, tansiyonu düşürdü. Ancak son günlerde merkez bankasının müdahale araçlarının işlevini yitirdiği konuşuluyor. Bunun yanında TCMB Başkanı Erdem Başçı, geçtiğimiz hafta başında düzenlenen enflasyon raporu toplantısında para politikasında bir sadeleşmeye gidilebileceğinden bahsetti.
"Biz zaten kırılgan beşlinin en kırılganıyız" diyen ALB Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Eda Önder, dünyada FED'in faiz artırımına hazırlık yapılırken Türkiye'nin ilki sonbaharda beklenen faiz artışı sürecine günümüz koşulları ile girmesinin sorunları daha da büyüteceğini belirtti. "Örtülü sıkılaşma olabilir"ABD'deki faiz artışının TCMB'nin hareket alanını kısıtlayacağını kaydeden Önder; "Başçı, sadeleşmeden bahsederken para politikasında herhangi bir gevşeme ya da sıkılaştırma beklemeyin dedi. Ancak bugünkü konjonktürde istemeden örtülü bir sıkılaşma politikası ortaya çıkmış olabilir. 8,70 ile 10,75 arasında faiz olması gerekir ki şu an için gerekli ayarlama yapılsın" dedi.
"Merkez Bankası'nın bağımsızlığı tartışmaları yeniden başlayacak"
Piyasaların bu konuda en büyük soru işaretinin para politikasındaki sadeleştirmenin nasıl yapılacağı olduğunu söyleyen Önder; "Sadeleştirme ile ilgili bir teknik rapor hazırlandığı söylendi. Peki Ankara buna onay verecek mi? İşte burada yine Merkez Bankası’nın bağımsızlığını tartışmaya başlayacağız. Geçtiğimiz günlerde S&P, Türkiye'deki kurumların bağımsızlığına değinmişti. Ancak genel gündemde bu biraz daha gölgede kalıyor" dedi.
"Krizvari ortamda yaşamaya alıştık"
TL cinsinden varlıkların hassas olmaya devam edeceğini kaydeden Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi; "FED endişeleri 2013' den bu yana devam ediyor. Merkez Bankası tartışmaları ona keza. Türkiye art arda seçimler yaşadı. Karşımıza hep bir şeyler çıktı. Türkiye'de hem piyasa hem reel sektör krizvari ortamda yaşamaya alışık" dedi.
GELİŞMEKTE OLAN PİYASALARDAN ÇIKIŞ
Küresel riskler nedeniyle gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimi bulunuyor. 29 Temmuz'da gelişmekte olan ülke para birimleri, Çin hisse senedi piyasasındaki ve emtia fiyatlarındaki çöküş ile 15 yılın en düşük seviyesine geriledi.
Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, genel eğilimin bir süredir çıkış yönünde olduğunu ancak gelişmekte olan ülkeleri topluca değerlendirmenin her zaman doğru sonuçlar vermediğini kaydetti. Haluk Bürümcekçi; "Bazıları emtiadaki düşüşten etkilenirken örneğin Türkiye gibi ülkeler emtiadaki düşüşten fayda sağlayabiliyor. Gelişen piyasalara aynı sepetten bakmamak lazım. Bu durumda faiz artarsa bir değişim olabilir. Artışın kademeli olması gerekir. Halihazırda FED de böyle yapıyor" dedi.
Gelişmekte olan piyasalardaki düzeltme sürecinin henüz bitmediğini kaydeden Haluk Bürümcekçi; "Ne zaman biter söylemek zor. Değerlemeler önemli rol oynuyor. Bu değerlemelerden dolayı bir ilgi gördük. Ancak bundan sonra söz konusu piyasalar küresel yatırımcı açısından cazibe oluşturacak mı? MSCI ve dolar bazında bakıldığında gelişmekte olan piyasalar ortalamasının tarihsel düşük yerlerine geldiği de gözüküyor. Buradan döner mi, bu görünüm ne zaman değişir söylemek zor" dedi.
"Kritik kavşağa geliyoruz"
Brezilya'nın dahi yatırım yapılabilir notunu kaybedebileceğinin konuşulduğunu vurgulayan Bürümcekçi, aynı şeyin Türkiye için de söz konusu olduğunu belirtti. Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, Moody's değerlendirmesinde not indirimi beklenmediğini ancak olursa da çok şaşırtıcı olmayacağını belirtti. Bürümcekçi; "Bir alt lige düşebiliriz. Keza Brezilya ve diğerleri de. İşte o zaman yeni bir fiyatlamaya ihtiyaç var. Önce finansal piyasalar fiyatlayıp ardından derecelendirme kuruluşları mı gelecek yoksa kuruluşlar notu verecek piyasalar ona göre mi yön bulacak belli değil. Kritik kavşağa geliyoruz" dedi.
“En agresif fiyatlamalar küresel faiz piyasası kaynaklı olacak”
Saxo Capital Markets Menkul Değerler Uluslararası Piyasalar Müdürü Burak Demirpehlivan; Türkiye'nin ekonomik risklerinin fiyatlanması konusunda şunları söyledi: “Genel olarak kur fiyatlaması üzerinden Türkiye'ye yaklaşımı incelediğimizde şimdiye kadar çok agresif bir fiyatlama yoktu. Başlayan hareketlenme ise tam olarak seçim sonucu ya da koalisyon ile ilgili değil daha çok FED ve gelişmekte olan piyasalardaki hareketler kaynaklı. Bu görünüm şunu ortaya koyuyor; piyasa türkiye fiyatlaması yaparken spesifik bir sonuç belirlemiş değil.
Son dönem yatay olan Türkiye fiyatlamasındaki agresifleşmede FED yetkililerinden gelen açıklamalar etkili oldu. Haber akışı ve piyasa hareketlerini birlikte incelediğimizde yurtdışı ve küresel faiz piyasası kaynaklı hareketlerin etkili olduğunu görüyoruz.
"Uzun vadeli fiyatlamaları değiştirmez"
Piyasa bir süre daha sakin kalacak. Fiyatlama için küresel dolar talebi ile gelişmekte olan piyasalardaki hareketlenme önemli. FED'in faiz artırımı sene sonu ve uzun vadeli fiyatlamaları değiştirmiyor. Koalisyon ihtimali halen göz önünde bulunduruluyor. Hükümetin kurulması piyasada kısa süreli bir nefes alma sağlayabilir ancak ana fiyatlama dolar ve gelişmekte olan piyasalar bazlı olacak.”
VE TÜRK GİRİŞİMCİSİNİN PROFİLİ...
Dijital dönüşüme girmiş dünyada teknoloji şirketlerinin büyüklükleri pek çok ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla rakamlarını aşmış durumda.
"Beşeri sermayeye yatırım yapmıyoruz"
ALB Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Eda Önder; "Bizim iç gündemimizden kaynaklı, hem yatırımcı profili hem yaşam koşulları açısından herkes yurtiçindeki gelişmelere odaklı. Seçim öncesi ve seçim sonrası yabancı raporlarda hep 'siyaseti bırakın, yapısal sorunlarınıza odaklanın' deniyor. Cari açığımız yüksek, kurumlarımızda sorunlar var. Yabancı bilgiye, insana yatırım yaparken bizim beşeri sermayeye yatırm yapmıyor olmamız en büyük sorunlarımızdan biri. Sonuçta yurtdışında fırsat olsa da bunu kaçırabileceğimizi düşünüyorum" dedi.