Ülker Türkiye'deki büyüklüğünü dünyayla eşitleyecek!
Hedef yükseltti...
HABERTÜRK
Şirketlerini Yıldız Holding çatısı altında birleştiren Ülker Grubu, global bir oyuncu olmaya ilk adımı 2007 sonunda dünyaca ünlü Belçikalı lüks çikolata üreticisi Godiva’yı 850 milyon dolara satın alarak atmıştı. Aradan geçen 5 yılda Godiva’nın özellikle Asya açılımı ile cirosu 1 milyar doları buldu. Üstelik grup Mısır’dan İtalya’ya Romanya’dan Kazakistan’a üretim ve satışın da içinde yer aldığı yurtdışındaki faaliyetlerini Türkiye’deki büyüklüğünün yarısına getirdi. Ve şimdi hedef dünyadaki büyüklüğü Türkiye’deki ile 1’e 1’e getirip eşitlemek ya da daha üstüne çıkarmak. Tabii bu eşitlik hangi rakamsal mertebede olur onu bilmek mümkün değil. Çünkü bugün sadece Yıldız’in yurtiçi iştiraklerinden halka açık Ülker Bisküvi’nin değeri 2.6 milyar dolar ve Yıldız Holding ile birlikte Murat Ülker ve aile üyelerinin yüzde 75’ine sahip olduğu Gözde Girişim’in değeri 350 milyon dolar düzeyinde. Bizim Toptan ise 500 milyon dolar ve grubun daha küçük halka açık şirketleri ve hayli büyük halka açık olmayan perakende şirketleri de mevcut. Ancak görünen o ki Ülker daha pek çok yabancı markayı bünyesine katarak bu eşitliği en üst seviyede sağlamaya çalışacak.
‘ÜLKER HİÇBİR ZAMAN MUHAFAZAKÂR OLMADI!’
Yıldız Holding’in gelecek stratejilerini grubun başkanı Murat Ülker ile birlikte Tokya’dan başlayıp Şanghay’da sona eren gezide konuştuk. Özellikle de önceki hafta grup Ülker’in yüzde 20’sini, Godiva’nın yüzde 4.3’ünü ve Şok’un yüzde 10 hissesini yaklaşık 510 milyon dolara sattıktan sonra bu parayı nereye yatıracağını. Ülker globalleşme stratejisini perçinleyecek 2-3 satın almayla ilgili isim vermese de önemli ipuçları verdi. İsim vermemesinin de bir sebebi elbette var. Ülker “İsim verip o iş olmazsa talip olduğumuz marka açısından iyi olmaz” diyor. İşte birinci ağızdan açıklamalar: “Öncelikle şunu söylemek isterim ki Ülker hiçbir zaman iş yapış şekillerinde ve iş tutuş biçiminde muhafazakâr olmadı. Çağın şartları neyse, her daim o şartlara ayak uydurmaya çalıştık. Yıldız Holding’de neler değişti? Oynadığımız oyun değişti, ligimiz değişti, tüketicilerimiz değişti, çalışanlarımız değişti. Global olmak ne demek? Aslında gördüğünüz gibi Çin’de Çinli, Japonya’da Japon, Kore’de Koreli, yani bulunduğumuz yerde lokal olmak demek. Şimdi dünya kazan biz kepçe gezip duruyoruz. Mesela, Batı’da olabilirse büyük bir markayi alabilir miyiz diye bakıyoruz? Batı’da kalmış büyük markaları International yapabilir miyiz diye araştırıyoruz. Amerika’da geniş çaplı dağıtım yapabilecek şirketler var, bunlarla ilgileniyoruz. Doğu’da ise hem hammadde kaynaklarımız var hem tüketimi artan, gelişen nüfus var. Buralarda da yatırım yapabilir miyiz diye, özellikle bisküvi konusunda çalışmalar yapıyoruz. Daha spesifik olursak, Endonezya ve Çin’den bahsediyorum. Biz Sabri Bey’le strateji oluştururken, o ihracatın toplam satışların yüzde 20’sini geçmemesini istiyordu. Ben biraz daha iddialı olarak dedim ki, “İçerideki işimiz, dışarıdaki işimize eşit olsun.” Şimdi strateji grubumuz diyor ki: ‘Bu oran bire bir olmamalı, yanlış düşünüyorsun. Türkiye, Türkiye kadar ama dünyanın gerisi Türkiye’den çok daha büyük. Bunun için uluslararası işimiz Türkiye’den oldukça büyük olmalı.’ Bilmiyorum, babam hayatta olsa ne derdi, genelde şöyle derdi: ‘Oğlum Amerika çok uzak; Amerika’ya gitmeden bana sor da git’ derdi. Ben Japonya’ya giderken sormazdım ama Amerika’ya giderken sorardım.”