6 buçuk saatte bir med-cezir!
Siz, denizin büyülü dansını görmek istiyorsanız eğer, Britanya kıyıları doğru adres...
Kışın hüzün ve sessizlik hakim yazın ise binlerce turistin ziyaret ettiği yer... Cumhuriyet'ten Nilhan Aydın Sait-Malo turuna devam ediyor...
"Bir gün önce gel-git hareketleri için sahile dikilmiş aşk kazıklarından darbeler almış ben martı çığlıklarıyla zar zor uyanabildim.
“Yelkenli aşkımın” erken saatlerde dolaşmaya çıktığı kaleye doğru bakarak sabah kahvemi içiyorum.
Saint Malo, devasa büyüklükte duvarlarla çevrilmiş olan bir kent. Bunun nedeni ise Fransızların zamanında İngilizlerin Fransa ana karasına rahatlıkla girmesini engellemek için imiş. Günümüze kadar sağlam kalan bu duvarlar, acaba beni aşkın kazıklarından koruyabilir mi?
Neyse şimdi kafamı dağıtmak istiyorum, en iyisi kaya kenti biraz kola can edeyim.
Kumsalın az ilersinde küçük bir ada var, sular çekildiğinde yürüyerek gidilebilen bir kaya parçası. kentin "medar-ı iftihar"ı, romantizmin öncüsü Chateaubriand'ın mezarı da burada.
Chateaubriand baş yapıtı olarak kabul edilen "Mezar Ötesinden Anılar" adlı kitabında çocukluğunun geçtiği Sait-Malo'yu şöyle anlatıyor:
"Açık denize karşı geniş kumsalda, kaleyle şatonun gölgesinde toplanırdık; dalgalarla rüzgar en yakın arkadaşlarımızdı. Tattığım ilk zevklerden biri fırtınalarla tanışmak oldu."
Benim memleketim Biga’da çocukluğumun karanlık kuyusu olan Balıkaya tepesine bulunan mağaraya, tanrıya ulaşmak isteyen kadının vücudunun taş olduğu o mağaraya benim adım verilse, mesela diye aklımdan geçiyor.
…
Kaçmak istiyorum.
Siyah ile beyaz karışımı gri renk midir?
Etrafım gri ile çevrilmiş,
Her yer, her şey gri.
Ufuk çizgisi yok..
Rüzgar akşama doğru okyanusun üzerinden topladığı bulutları önüne katıp getirdi ama hiç yağmur getirmedi. Oysa aynı saatlerde İstanbul ise benim için ağlıyormuş meğer.
Ben de daha fazla hüzün yaşamak istemiyorum.
Siz, denizin büyülü dansını görmek istiyorsanız eğer, Britanya kıyıları doğru adres. St.Malo sahilinde med-cezir olayına hemen hemen her 6 buçuk saatte bir şahit olabilirsiniz.
Şimdi de yaşadığınız duygusundan insanı uzaklaştıracak kadar gerçek dişi, sanki 16.yüzyıldasınız ve herhangi bir kasabada dolaşıyorsunuz.
Az sonra beni bir kapıdan kabarık eteklerimi sürükleye sürükleye yürümeye çalışırken görebilirsiniz.
Kışları hüzün ve sessizlik kaplayan St. Malo’ya yaz boyunca, sahil şeridine Fransa’nın, İngiltere'nin ve dünyanın dört bir yanından gelen turistler akın ediyor, güzel küçük lokantaları da leziz yemekler sunuyormuş, (ben tadamadım, tavsiye edemem, yelkenli bir adam söylüyor işte, sözlerine ne kadar itibar edersiniz? Bana da söyleyin)
Ama ben bir an önce buradan ayrılmak istiyorum. Surların üzerinde yürümekten de denizde ufuk çizgisini aramaktan yorulmuşum.
…
Ertesi sabah..
Bahar gelmesiyle de kıyı boyunca uzanan görkemli yazlık evlerinde perdeleri de bir bir açılıyor…
Kalsam mı?
Bir günde bahar gelir mi?"