Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Suriye'de Beşar Esad rejimine bağlı güçlerin terör örgütü PYD/PKK'nın işgalindeki Afrin'e gireceğinin duyurulmasının bölgedeki durumu nasıl etkileyeceği merak ediliyor. Rejimin bu hamlesi ne anlama geliyor, Zeytin Dalı Harekatı'na etkisi ne olur? Bölgeyi ve harekatı yakından takip eden uzmanlar yanıtladı.

"RUSYA'NIN BİLGİSİ DAHİLİNDE OLABİLİR"

Habertürk muhabiri Çetiner Çetin, Türkiye'nin Afrin’e girişlerin gerçekleşebileceği iki stratejik geçiş güzergahını son 17 günden bu yana yakından gözlemleyebildiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:

"Diplomatik kaynaklar, bölgede şu saate kadar bir askeri geçiş gerçekleşmediğini ifade ediyorlar. Ancak Ankara’nın genel tavrı Afrin operasyonunun devamından yana. Afrin’in rejime devredileceğine dair çıkan haberlerin ardından Ankara’da da hareketli diplomasi trafiği yaşandı. Rejim güçlerinin böyle bir hamle yapması ancak Rusya’nın bilgisi dahilinde gerçekleşebilecek bir hamle olabilir. Bu nedenle Türkiye sahayı izleyip kapasitesini soğuk kanlı hareket ettirecektir. ABD ile geçtiğimiz hafta yapılan görüşmeler, Münbiç hususunda varılabilecek ve ABD ile Türkiye tarafının üzerinde anlaşmaya yakın durduğu bir önerinin gündeme gelmesi ile birlikte Rusya’nın rejimle birlikte yeni pozisyon yarattığı düşünülebilir. Ancak bu süreçte Rusya’nın yer alıp almadığını somut olarak Afrin’in hemen yanı başında İdlib’de oluşabilecek bir hareketlilikle görebileceğiz. Zira Rusya ve rejim güçleri İdlib’in 26 KM yakınına kadar gelmişken ve Rusya’nın İdlib’deki muhaliflerden oldukça rahatsız olduğunu ve kendisine yönelik saldırıların adresi olarak göstermeye çalıştığını düşünecek olursak bu bölgede bir hareketliliğin Rusya’nın rejim güçleri ile birlikte Afrin ve İdlip meselesinde koordineli olduklarını gösterecektir. Suriye devlet televizyonunun doğrudan sürece angaje olması ise süreci rejimin bilgisi dahilinde olduğunu ortaya koyuyor."

"ÖRNEĞİNİ 1996'DA IRAK'TA GÖRDÜK"

"Türkiye, Afrin meselesinde kararlı. Geri dönüş ya da durmak gibi bir pozisyonun olmadığını görüyoruz" diyen Çetiner Çetin, şöyle devam etti:

"Ama her hâlükârda TSK Afrin kırsalında güvenlik önemlerini sağlamlaştırmak üzere 8 KM derinlikteki askeri üslerde pozisyonunu koruyacaktır. Türkiye’nin güvenliğini Afrin kırsalında kuracağı 6 gözlem noktası ile uzun yıllar sürecek şekilde kalacağını söyleyebiliriz. En azından Afrin’den gelebilecek tehdit bertaraf edilecektir. Bunun örneğini 1996’da Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinde Türkiye gerçekleştirdi. O günden bu yana sınır güvenliğine ciddi katkı sağlayan üsler uzun süre teröristlerin geçişlerinin engellenmesinde önemli rol almıştı. Güney Lübnan modeli tampon bölgeler oluşturmak artık kaçınılmaz”

"ELE GEÇİRİLMİŞ TEPEDEN GERİ ÇEKİLİNMEZ"

Habertürk TV'ye konuşan Doç.Dr. Ahmet Kasım Han, YPG ile Suriye rejimi gerçekten anlaştıysa senaryosuna ilişkin "Bu, dengeleri önemli ölçüde değiştirir. Dengelerden ziyade siyasi denklemi değiştirir. Böyle bir gelişmenin ardından bir önce yapılan pozisyonlamalar, verilen mesajlar, askeri - diplomatik konumlamalar bir daha belirlenecek demektir. Bu da harekatın hedeflerini, gidişini sahada etkileyecektir. Şam'dan bir doğrulama geldi. Dün uluslararası ajanslara düşen bir haberdi. Beklenmedik bir haber de değildi. Bu durumun yaşanabileceği ilk kez Afrin Harekatı başlamadan önceki değerlendirmelerde de yer alıyordu" dedi.

Türkiye'nin alabileceği tavrı da değerlendiren Han, "Türkiye'nin bu hattı ve bu hattın arasındaki boşluklardan kaynaklanan ÖSO ve TSK'nın temizlendiği alanlarda ortaya çıkmış manzarayı tehdit altına sokacak bir gelişmeye izin vermeyeceğini düşünüyorum. Bu araların doldurulacağını düşünüyorum. Geniş bir sınır boyunca tampon bölgenin oluşacağını düşünüyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri, 1027 rakımlı tepenin sırtına çıktı. Ele geçirilmiş tepeden geri çekilinmez. PKK/YPG ile rejimin anlaşmasının neye dayandığı da belli değil" diye konuştu.

"REJİMİN DE İŞİNE GELMEZ"

Han, terör örgütünün hedefi ile ilgili değerlendirmesinde de "PKK/YPG'nin istediği bir bayrak koruması; denizlerde rastlanır. Münbiç'te de ABD bayrakları ile bunu gördük. Rejim kendi adına doğru bir şey yaptı ve bunu kabul etmedi. Kabul etseydi PKK/YPG'ye meşruiyet kazandıracak bir hamle olurdu. Bu rejimin de işine gelmezdi" dedi.

"RUSYA DENGELERİN BOZULMASINI İSTEMEZ"

"Rusya bu bölgede, rejim ile Türkiye arasında kendi kurduğu dengeleri bozacak bir çatışmayı da arzu etmiyor" diyen Han, şöyle devam etti:

"Söylemek de kimsenin hoşuna gitmiyor, duymak da kimsenin hoşuna gitmiyor. Suriye'nin racon kesicisi Rusya. Lazkiye'de konuşlu bulunan birlikleri sayesinde Suriye'deki hava sahasını başkaları için girilemez hale getiriyor. Bu tür bir harekatı önemli ölçüde zorlaştıracak bir unsurdur. ABD'ye bile, Suriye hava sahasını kapatabilecek durumda Rusya. İsrail uçağı, Lübnan savaşından beri ilk defa düşürüldü. İsrail bu konularda çok agresif tepkiler verir. Ancak Netanyahu ile Putin arasındaki konuşmasından sonra İsrail'in diyalog hevesi içinde olduğunu gördük"

AĞAR: REJİMİN NE NİYETLE GİRDİĞİ ÖNEMLİ

Rejim güçlerinin Afrin'e girme ihtimalinin henüz bir iddia olduğuna dikkat çeken Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, HABERTURK.COM'a yaptığı değerlendirmede, "Rejim güçlerinin Afrin'e gireceğine dair kuvvetli iddialar var, henüz sahada gerçekleşmiş bir şey yok. Rejim güçleri mi girecek yoksa, Şii milisler mi? Öncelikle bir görmemiz gerekiyor. Rejimin konsantrasyonu şuanda Doğu Guta ve Deyrezor'da. Rejim güçleri buraya girdiğinde YPG/PKK'yı etkisiz hale getirmek için mi girecek? Burada farklı denklemler var. Rejim buraya YPG/PKK'yı etkisiz hale getirmek için girerse sorun yok, çünkü biz Suriye'nin üniter yapısının ve toprak bütünlüğünün korunmasından yanayız. Rejimin Afrin'e girmesindeki niyet ne, denklem ne? Bunlar önemli... Sahada bir Rusya faktörü de var bu gözardı edilemez. Sahadaki her yeni hamle, yeni bir pozisyon demek. Afrin Harekatı'nın başından bu yana esnek bir harekat planımız var. Bu esnekliği de harekatın başından beri gördük. Buna göre de bir pozisyon alınacaktır" dedi.