Evde yaşam üçgeni nasıl oluşturulur? Evde yaşam üçgeni oluştururken dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Yaşam üçgeni, deprem sırasında devrilen ya da çöken büyük eşyaların yanında oluşabilecek boşlukları kullanarak korunmayı amaçlayan bir güvenlik yaklaşımıdır. Mantık, sağlam bir eşyanın tamamen ezilmek yerine yan tarafında nefes alınabilecek bir alan bırakabileceği düşüncesine dayanır. Bu yöntemde kişi eşyanın altına girmek yerine yanına, yere yakın pozisyonda geçer ve baş ile boyun bölgesini koruyarak sarsıntının bitmesini bekler.
Koltuk, yatak, çekyat ya da gövdesi güçlü masa gibi eşyalar yaşam üçgeni oluşturabilecek alanlar arasında yer alır. Yaşam üçgeni kavramı deprem anında panik yerine planlı hareket etmeyi teşvik eder ve önceden yapılan ev içi düzenlemelerle birlikte uygulandığında hayatta kalma ihtimalini artırmaya yardımcı olur.
EVDE YAŞAM ÜÇGENİ OLUŞTURMA
Evde yaşam üçgeni oluşturma, deprem anında hayatta kalma ihtimalini artırmak amacıyla uygulanan bir korunma yöntemidir. Deprem sırasında bina tamamen çökebilir ya da eşyalar devrilebilir. Büyük ve ağır eşyaların yanında oluşan boşluklar, göçük altında kalındığında nefes alınabilecek alan sağlayabilir. Yaşam üçgeni mantığı bu boşlukların bilinçli şekilde değerlendirilmesine dayanır. Uygulama deprem başlamadan önce planlanmalı ve ev içi düzen buna göre gözden geçirilmelidir.
Öncelikle evdeki büyük ve sağlam eşyalar belirlenir. Koltuk, yatak, çekyat, kalın ahşap masa, sağlam dolap ya da çamaşır makinesi gibi gövdesi güçlü eşyalar tercih edilir. Cam kenarı, balkon önü ya da devrilme riski yüksek dolapların önü uygun alan değildir. Seçilen eşyanın hemen yanına, yere yakın pozisyonda cenin duruşuna benzer bir şekilde uzanmak gerekir. Amaç eşyanın tamamen altında kalmak değil, yanında oluşabilecek boşluğu değerlendirmektir. Baş ve boyun bölgesi mutlaka korunmalıdır. Ellerle ense kapatılmalı ve yüz zemine dönük tutulmalıdır.
Yaşam üçgeni oluştururken dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta eşyanın sabitliğidir. Duvara sabitlenmemiş büyük dolaplar risk oluşturabilir. Bu nedenle ev içinde ağır mobilyalar mümkünse sabitlenmeli, devrilebilecek raflar güvenli hale getirilmelidir. Yatak odasında yatak kenarı, oturma odasında koltuk yanları ve iç duvar dipleri daha güvenli alanlar arasında sayılır. Kapı eşikleri eski yapılarda dayanıklı kabul edilse de yeni yapı sistemlerinde aynı güvenceyi sağlamayabilir. Bu nedenle yalnız kapı altına yönelmek doğru değildir.
Deprem anında panik yapılmamalı, koşarak merdivene yönelinmemelidir. Sarsıntı başladığında en yakın güvenli eşyanın yanına geçilmeli ve hareket tamamlanana kadar yer değiştirilmemelidir. Asansör kesinlikle kullanılmaz. Pencerelerden ve camlı bölmelerden uzak durulmalıdır. Deprem çantası önceden belirlenen alana yakın bir yerde tutulursa sarsıntı sonrası kolay ulaşım sağlanır.
Yaşam üçgeni yöntemi kadar önemli bir diğer unsur ön hazırlıktır. Ev planı aile bireyleriyle birlikte konuşulmalı ve herkes hangi odada nerede konumlanacağını bilmelidir. Çocuklara basit ve anlaşılır şekilde anlatım yapılmalıdır. Gece saatlerinde deprem olması ihtimali düşünülerek yatak kenarında uygun boşluk bırakılmalıdır. Elektrik, gaz ve su vanalarının yeri bilinmeli, sarsıntı sonrası kontrol edilmelidir.
Evde yaşam üçgeni oluşturma bilinçli planlama gerektirir. Rastgele bir eşyanın altına girmek risklidir. Sağlam ve geniş yüzeye sahip eşyaların yanındaki boşluklar hedeflenmelidir. Deprem gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, düzenli kontrol ve önceden yapılan hazırlık hayati önem taşır. Soğukkanlı kalmak, belirlenen alana yönelmek ve sarsıntı geçene kadar pozisyonu korumak en temel güvenlik adımları arasında yer alır.
YAŞAM ÜÇGENİ OLUŞTURURKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Yaşam üçgeni oluştururken amaç deprem anında devrilen ya da çöken eşyaların yanında oluşabilecek boşluklardan faydalanmaktır. Bu yöntemin işe yaraması doğru alan seçimi ve önceden yapılan hazırlıkla mümkündür. Rastgele hareket etmek yerine planlı davranmak hayatta kalma ihtimalini artırır.
Yaşam üçgeninin önemi deprem anında saniyeler içinde doğru konumlanmayı öğretmesinden gelir. Sarsıntı başladığında panik yapan kişiler çoğu zaman yanlış alanlara yönelir ve bu durum ciddi risk oluşturur. Yaşam üçgeni yaklaşımı ise büyük ve sağlam eşyaların yanında oluşabilecek boşlukları bilinçli şekilde kullanmayı hedefler. Bu boşluklar göçük altında kalındığında nefes alınabilecek alan sağlayabilir ve hayatta kalma şansını yükseltebilir.
Önceden planlanan yaşam üçgeni noktaları sayesinde kişi nereye geçeceğini düşünmek zorunda kalmaz, refleksle güvenli alana yönelir. Ev düzeninin buna göre hazırlanması, ağır mobilyaların sabitlenmesi ve aile bireylerinin aynı bilgiyi paylaşması kriz anında karmaşayı azaltır. Yaşam üçgeni yalnız fiziksel korunma sağlamaz, zihinsel hazırlık da kazandırır. Kişi ne yapacağını bildiğinde daha sakin hareket eder ve kontrol duygusu artar. Deprem gerçeğiyle yaşayan toplumlarda bu bilincin yerleşmesi kayıpların azalmasına katkı sunar ve bireylerin afetlere karşı daha hazır hale gelmesine yardımcı olur.