Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Levent Özçelik, HT Cumartesi'de Menton'u kaleme aldı. Zengin geçmişe sahip her yer gibi Menton da karakteri olan bir küçük kasaba. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren turistik özellik kazanmış. Tarih boyunca Rus ve İngiliz aristokratlar buraya rağbet etmiş ve günümüze de kalan güzel binaların yapımında rol oynamış. “Tatlı” iklimi nedeniyle tercih edilen Menton; Guy de Maupassant, Robert Louis Stevenson, Gustave Flaubert, Emile Zola, Katherine Mansfield gibi ünlü entelektüellerin de tatil yeri olmuş.

Çoğunluğu emeklilerden oluşan Menton halkı, çok yardımsever, alçakgönüllü ve sıcakkanlı. Bunu “la perle de la France” (Fransa’nın incisi) diye tanınan Menton’un ülkenin en sıcak iklimli kenti olmasına bağlayabiliriz belki. Bu kasabanın mütevazı olmadığı tek konu, güneşi. Güneşi ve sıcaklığı komşusu Toscana’dan ödünç alıyor. İtalya’dan gelen bir diğer özelliği ise yoğun İtalyan nüfusu. Menton’da Fransızca kadar İtalyanca da konuşuluyor. Fransa haritasına tesadüfen girmiş izlenimi veren İtalyan ruhuna sahip bir yer burası.

YAZIN YER BULUNMUYOR

Küçük olan genelde yereldir ama burada durum farklı; Menton küçük ve uluslararası bir kasaba. Fransız ve İtalyanların yanı sıra İngilizlerin, Almanların da tercih ettiği bir tatil beldesi. Limanlarında ve ünlü plajlarında yazın yer bulmak zor. “Limon kent” olarak adlandırılan kasabanın her tarafı portakal ve limon ağaçlarıyla dolu. Zaten her yıl şubat ayında limon festivali düzenleniyor. The Palais Carnolès bahçesi ise Avrupa’nın en büyük turunçgiller koleksiyonuna sahip.

Şehirde görülmesi gereken yerlerin başında, barok mimarinin önemli eserlerinden Saint Michel Bazilikası geliyor. Ayrıca 1956- 1958 yılları arasında yaşayan Jean Cocteau’dan ismini alan ve eski limanın güneybatısında bulunan Jean Cocteau Müzesi ile 17. yüzyıldan kalma saray binasında yer alan Güzel Sanatlar Müzesi’ni de mutlaka ziyaret etmelisiniz. Ayrıca Menton’da denize çıkan minik sokakları, şehrin birbirinden güzel çiçeklerle anılmasını sağlayan muhteşem bahçeleri ve kırmızı kiremitli çatılarıyla küçük Akdeniz evlerini çok seveceksiniz.

DÜNYANIN EN İYİ 50 RESTORANINDAN BİRİ BURADA

- Yemek için Fontana Meydanı’nda bulunan Le Petit Port’u deneyin. Mönü, deniz ürünleri ağırlıklı. 

- “Dünyanın En İyi 50 Restoranı” listesine giren Mirazur’da Menton’a özgü lezzetlerden barbbajuans (kızarmış sebze ve pirinç) yemenizi öneririz. 

- The Val Rameh, şehir merkezine çok yakın bir botanik bahçesi. Egzotik bitkiler ve gölge patikalar huzur veriyor. 

- Belediye binasında yer alan, Jean Cocteau’nun dekore ettiği La Salle des Mariages, yani “evlilik odaları” görülmeli. 

- Colla Rogna Tepesi’nde bulunan 1800’lü yıllardan kalma eski mezarlık Cimetière du Vieux Chateau, bu kasabada yaşamış Rus ve İngiliz aristokratların son durağı olsa da, sizin Menton’daki gezi duraklarınızdan biri olsun. “Büyüleyici manzaralar koleksiyonu” yapıyorsanız, burayı görmelisiniz.