Gaziantep FK - Beşiktaş maçı yazar yorumları
Spor yazarları, Süper Lig'in 8. haftasında Beşiktaş'ın Gaziantep FK'ya 3-1 mağlup olduğu maçı değerlendirdi
GÜNTEKİN ONAY
Beşiktaş’ta ‘Taşlar yerine oturuyor’ derken dün akşam Gaziantep’te sezon başındaki olumsuz görüntü yeniden ortaya çıktı. Beşiktaşlı futbolcuların acemice hataları sonucu, gol atmak için hemen hemen hiçbir şey yapmayan Gaziantep 2 gol buldu. İlk golde Montero’nun hatası var ancak kaleci Ersin, çok yavaş gelen ve köşeye gitmeyen bir topu Mirallas’ın önü çeldi. Üzerine de hatalı bir çıkışla oyundan atıldı. Ersin henüz 19 yaşında; hata yapa yapa yapmamayı öğrenecek. Ancak iki genç kaleci de gelişmiyor.
Larin gol atıyor atmasına da oyuna hiç katkısı yok. Kanadalı futbolcu adam eksiltmez, pasör değil, kısıtlı bir tekniği var. Aboubakar’da da görünen o ki fiziksel bir ilerleme yok, santrforda yalnızları oynuyor.
Takımın en pahalı oyuncusu Ljajic kenarda oturuyor. Sergen Yalçın’ın kendisini kazanmaya veya oynatmaya pek de niyeti yok. Aranın ardından Başakşehir ve Fenerbahçe maçları öncesi dünkü görüntü Beşiktaş’a gönül verenleri endişelendirdi. Gaziantep akılcı bir taktik ile kazanmayı başardı. Bir cümle de hakem yaşar Kemal Uğurlu için... Vücut dili, jest ve mimikleri negatif.
ALİ ECE: Kusura bakma hocam!
Beşiktaş geri 4’lüsünde Rosier dışında iyi performans sergileyen herhangi bir oyuncu yok! Yenilen ilk gol en başta Welinton yerine oyuna giren Montero’nun pozisyon alma ve markaj hatası. 2. gol onun veya menajeri ve gizli (!) ortaklarının aldığı yüksek maaşın karşılığını kuruş veremeyerek adamını kaçıran Vida ile ofsaytı bozan Montero’nun ortak hatası. Gerisi maalesef Sergen hocanın tercih hataları!
Montero, Welinton’dan ne kadar iyi veya kötü? Sezon başında Welinton kötüydü ama Malatya maçındaki Welinton dün geceki Montero’dan en azından daha az kötü değil miydi?
İlk yarıda Ersin’in gerçekten faul yaptığı pozisyonu kartsız faulsüz es geçen “Orhan Pamuk” Uğurlu’nun fifti fifti pozisyonda Ersin’e kırmızı göstermesi. Kendisi, “Yaşar Kemal” adını hak etmiyor çünkü büyük yazarın standart bir kalitesi vardı!
Sergen hocam, onu ne kadar sevdiğimi saydığımı çok iyi bilir ancak maalesef bu yenilgi ona da yazar! Devre arasında Oğuzhan ve Dorukhan’ın ikisini birden çıkarmak panik değişiklikti. Ayrıca N’Sakala’nın Rıdvan’a göre artısı nedir, ne değildir çok tartışılır!
CEM DİZDAR
Evet maç 3-1 bitti. Peki, kim ne oynamayı planlamıştı ve ne oynadı? Beşiktaş ne oynamaya çalıştı ve ne oynadı? Sondan bir önceki soru, Antep’in hocası Sumudica kendi sahasında oynarken üçüncü golü attıktan sonra kime ya da kimlere ‘sus’ işareti yaptı? Ve son soru... Antep yendi Beşiktaş yenildi ama sahi sahada bütün bunlar olurken ‘futbol ilmi’ açısından ne gördük ne öğrendik? Biri yendi biri yenildi. Peki biz ne öğrendik? Bence hiç! Ülke vasatında oynanan bir maç izledim. Yine de, pozisyon vermemiş, üç gol atmış ve maçı hakkıyla kazanmış Gaziantep’i tebrik ederim...
ALİ GÜLTİKEN
Beşiktaş'ın oyuna hafif etkili bir başlangıcı oldu. Hani böyle eşyanın üzerinden hafifeçe tozu almak gibi küçük bir hücum rüzgarı estirdi. Ama bu rüzgar kısa sürdü. Beşiktaş'ın ilk yarıdaki en büyük zafiyeti rakibinin temposuna uymak oldu. Yavaş oyun, yumuşak tempo ve savunmayı açmak için bireysel anlamdaki yeteneklerin fazla zorlanmaması oyunu Gaziantep'in istediği şekle getirdi. Bu tür maçlarda özellikle kanat bekleri, sıkışan oyunda önemli. Beşiktaş iki beki Rosier ve N'Sakala'yı da kullanamadı. Sıkışan merkez savunmayı açma adına Oğuzhan ve Dorukhan bu bölgelerde topla buluşup, pozisyon üretemedi. Bekler ve orta alan bu şekilde olunca Aboubakar'ı da ilk yarıda sahada hiç göremedik.
İkinci yarının hemen başındaki Josef ve Mensah değişiklikleri orta alanın ve oyunun problemini çözme adına önemliydi. Doğruydu da. Canlılık getirdiler fakat kontra pozisyonda Ersin'in gördüğü tartışmalı kırmızı kart oyunu tekrar sıkıntıya soktu. İlk yarıdaki yenilen gol ve kırmızı kart pozisyonunda Muhammet'in kademesinde yaptığı hatalarla Montero savunmada ciddi problem. Vida'nın ikinci goldeki hatası da affedilecek gibi değil. Larin'in attığı gol kısa süreli bir ümit ışığı yaksa da stoperlerin yanlışları akşamı Beşiktaş'tan alıp kontrataktan başka oyun planı olmayan Antep'e verdi dersek maçı özetlemiş oluruz.
ATTİLA GÖKÇE
Kaleci Ersin Destanoğlu ile Muhammet Demir, yüksek topu kapmak için karşı karşıya geliyor.. İkisinin de ayakları tehlikeli biçimde yukarıda. Muhammet Demir düşüyor. VAR uyarısıyla Ersin’e kırmızı kart. Ama ikna edici bir karar değil bu. Yine de saygılıyız. Ersin’in oyun dışı kalması talihsiz bir durum. Yine de Rosier’in asistiyle Larin gol serisini devam ettirip skoru 1-1’e getiriyor ama 6 dakika sonra Muhammet, Vida’nın müdahalesine rağmen öne geçiriyor takımını. Sergen Hoca’nın Güven hamlesi Beşiktaş’ın baskılarını pekiştiriyor ama üretim yok. Kenan Özer’in uzatmanın uzatmasında attığı gol Beşiktaş’ın çöküşünü noktalıyor..
Skor tabelasını bir yana bırakıp oyuna bakarsak, Beşiktaş gardı çabucak düşen boksör gibi. Baskılı oyunu yaratıcı ve sistematik biçimde devam ettiremiyorlar. Yedikleri gollere karşı takımca reaksiyon gösteremiyorlar. Aksine bozuk fermuar gibi çözülüyorlar. Güçlükle, gecikmelerle oluşturulan kadro henüz oturmuş değil. Öyle olunca bireysel performans önem kazanıyor ve Aboubakar, Oğuzhan, Dorukhan gibi oyuncular durunca, Ghezzal Lens’i (!) aratınca Beşiktaş çabuk tükeniyor.
OKTAY DERELİOĞLU
Denizli ile Malatya önünde alınan galibiyet ve oynanan futbol camiayı umutlandırmıştı. Özellikle ortaya konan mücadele üst düzeydeydi. Tek sıkıntı, takımın gereken üretkenliği göstermemesiydi. Gaziantep önünde sanki sezonun başındaki Beşiktaş'ı izler gibiydik. Son iki haftadaki mücadele ve takım ruhundan eser yoktu. Yetenekli oyuncu sayısının azlığından dolayı üretkenlik de yine sağlanamayınca Beşiktaş adına çok sıkıntılı bir 90 dakika yaşandı.
Montero savunmada çok basit hatalar yaptı. Vida da yine kötü bir maç oynayınca yenilgi kaçınılmaz oldu. Kaleci Ersin sürekli hatalı çıkışlar yapıyor. İlk yarıda ucuz kurtuldu ancak ikinci yarıda kırmızı kartla oyundan atıldı. Beşiktaş bu maçı da kazansaydı büyük bir övgüven kazanacaktı. Ancak şimdi çok zorlu bir fikstür öncesi 3 puan kaybedildi. Üst üste oynanacak Fenerbahçe ve Başakşehir maçlarının zorluğu da önemi de artmış oldu.
DENİZ ÇOBAN
13.dakikada Maxim, Rosier mücadelesinde Rosier önce topla oynadı ve sonrasında Maxim’in ayağına bastı. MHK’nin hakemlere vermiş olduğu talimata “Bir oyuncu topla oynadıktan sonra rakibine yaptığı ihlalin önemi yok!” diyor. Dolayısıyla bu pozisyona hakem devam diyerek MHK’nin vermiş olduğu talimatı uygulamış oldu. 55.dakikada Ersin kırmızı kart gördü. Bu pozisyon özelinde baktığımızda: Ortak bir top var. Ersin’in niyeti o topla oynamak ancak oynamaya çalışırken ayağı dizden gergin, hız alarak, kramponunun vidalarıyla rakibinin dizine bir darbesi var. Ciddi faullü oyuna (kırmızı karta) yakın bir hareket.
Ersin rakibine temas etmeden hemen önce topla oynuyor. O zaman MHK’nin verdiği talimat neden burada uygulanmıyor? Madem Ersin topla oynadı. Sonraki temasın bir önemi olmamalı. MHK böyle istiyor! Dolayısıyla Ersin’in kırmızı kartına doğru derken, ilk yarıdaki pozisyona da penaltı dememiz gerekir. Eğer ilk yarıdaki penaltı değilse bu da kırmızı kart değil. MHK’nin önü arkası düşünülmeden verdiği talimat, görüldüğü üzere ciddi kafa karışıklığı doğuruyor.
BİLAL MEŞE
Beşiktaş’ta ‘kart’ görmek adeta kronikleşmiş arkadaş! Hadi sarıyı geçtik, peki kızaranlara ne diyeceğiz, ya da adını ne koyacağız? Dün de 55. dakikada kaleci Ersin Destanoğlu kızardı, çok kritik maçta takımını on kişi bıraktı! Seni anlıyorum, savunmada tek kaldın, çaresizdin, çıktın, ama son adamsın kardeş. Kaldı ki gol olsa bile fatura asla sana çıkmazdı. Çünkü oranın asıl aktörleri ailecek hücuma çıktılar, savunmayı unuttular!
Gaziantep deplasmanında bir kez daha gördük ki, bu oyunda istatistikler her zaman skor tabelasıyla örtüşmüyor! Meşin yuvarlak istediğiniz kadar sizde olsun, top rakip filelere gitmiyorsa, neye yarar ki? Bakıyoruz topla oynama yüzde 70 Beşiktaş lehine ilk yarıda, artı oyun kontrolü de... Bu farkındalıktan Kartal, ilk yarıda sadece bir pozisyon üretebildi, o da Cyle Larin’in yan direkte patlayan şutu, hepsi o kadar. Eeee böylesi savunma ağırlıklı takımlar karşısında tempoyu yükseltmediğiniz sürece pozisyona hasret kalırsınız!