Gaziantep FK - Beşiktaş maçı yazar yorumları
Spor yazarları, Süper Lig'in 8. haftasında Beşiktaş'ın Gaziantep FK'ya 3-1 mağlup olduğu maçı değerlendirdi
Skor tabelasını bir yana bırakıp oyuna bakarsak, Beşiktaş gardı çabucak düşen boksör gibi. Baskılı oyunu yaratıcı ve sistematik biçimde devam ettiremiyorlar. Yedikleri gollere karşı takımca reaksiyon gösteremiyorlar. Aksine bozuk fermuar gibi çözülüyorlar. Güçlükle, gecikmelerle oluşturulan kadro henüz oturmuş değil. Öyle olunca bireysel performans önem kazanıyor ve Aboubakar, Oğuzhan, Dorukhan gibi oyuncular durunca, Ghezzal Lens’i (!) aratınca Beşiktaş çabuk tükeniyor.
OKTAY DERELİOĞLU
Denizli ile Malatya önünde alınan galibiyet ve oynanan futbol camiayı umutlandırmıştı. Özellikle ortaya konan mücadele üst düzeydeydi. Tek sıkıntı, takımın gereken üretkenliği göstermemesiydi. Gaziantep önünde sanki sezonun başındaki Beşiktaş'ı izler gibiydik. Son iki haftadaki mücadele ve takım ruhundan eser yoktu. Yetenekli oyuncu sayısının azlığından dolayı üretkenlik de yine sağlanamayınca Beşiktaş adına çok sıkıntılı bir 90 dakika yaşandı.
Montero savunmada çok basit hatalar yaptı. Vida da yine kötü bir maç oynayınca yenilgi kaçınılmaz oldu. Kaleci Ersin sürekli hatalı çıkışlar yapıyor. İlk yarıda ucuz kurtuldu ancak ikinci yarıda kırmızı kartla oyundan atıldı. Beşiktaş bu maçı da kazansaydı büyük bir övgüven kazanacaktı. Ancak şimdi çok zorlu bir fikstür öncesi 3 puan kaybedildi. Üst üste oynanacak Fenerbahçe ve Başakşehir maçlarının zorluğu da önemi de artmış oldu.
DENİZ ÇOBAN
13.dakikada Maxim, Rosier mücadelesinde Rosier önce topla oynadı ve sonrasında Maxim’in ayağına bastı. MHK’nin hakemlere vermiş olduğu talimata “Bir oyuncu topla oynadıktan sonra rakibine yaptığı ihlalin önemi yok!” diyor. Dolayısıyla bu pozisyona hakem devam diyerek MHK’nin vermiş olduğu talimatı uygulamış oldu. 55.dakikada Ersin kırmızı kart gördü. Bu pozisyon özelinde baktığımızda: Ortak bir top var. Ersin’in niyeti o topla oynamak ancak oynamaya çalışırken ayağı dizden gergin, hız alarak, kramponunun vidalarıyla rakibinin dizine bir darbesi var. Ciddi faullü oyuna (kırmızı karta) yakın bir hareket.
Ersin rakibine temas etmeden hemen önce topla oynuyor. O zaman MHK’nin verdiği talimat neden burada uygulanmıyor? Madem Ersin topla oynadı. Sonraki temasın bir önemi olmamalı. MHK böyle istiyor! Dolayısıyla Ersin’in kırmızı kartına doğru derken, ilk yarıdaki pozisyona da penaltı dememiz gerekir. Eğer ilk yarıdaki penaltı değilse bu da kırmızı kart değil. MHK’nin önü arkası düşünülmeden verdiği talimat, görüldüğü üzere ciddi kafa karışıklığı doğuruyor.
BİLAL MEŞE
Beşiktaş’ta ‘kart’ görmek adeta kronikleşmiş arkadaş! Hadi sarıyı geçtik, peki kızaranlara ne diyeceğiz, ya da adını ne koyacağız? Dün de 55. dakikada kaleci Ersin Destanoğlu kızardı, çok kritik maçta takımını on kişi bıraktı! Seni anlıyorum, savunmada tek kaldın, çaresizdin, çıktın, ama son adamsın kardeş. Kaldı ki gol olsa bile fatura asla sana çıkmazdı. Çünkü oranın asıl aktörleri ailecek hücuma çıktılar, savunmayı unuttular!
Gaziantep deplasmanında bir kez daha gördük ki, bu oyunda istatistikler her zaman skor tabelasıyla örtüşmüyor! Meşin yuvarlak istediğiniz kadar sizde olsun, top rakip filelere gitmiyorsa, neye yarar ki? Bakıyoruz topla oynama yüzde 70 Beşiktaş lehine ilk yarıda, artı oyun kontrolü de... Bu farkındalıktan Kartal, ilk yarıda sadece bir pozisyon üretebildi, o da Cyle Larin’in yan direkte patlayan şutu, hepsi o kadar. Eeee böylesi savunma ağırlıklı takımlar karşısında tempoyu yükseltmediğiniz sürece pozisyona hasret kalırsınız!