İnsan ve toplumun manevi ihtiyacı
Bir yerde cehaletin arttığını ve Allah (CC) korkusunun, muhabbetinin, manevi ölçünün kaybolduğunu, ne kadar zaafa uğradığını anlamak istiyorsanız bunu dedikodu ve gıybetin çokluğu ve yaygınlığıyla idrak etmek mümkündür
ABONE OLDiyelim ki bir karar verdik; insan ve toplumun manevi ihtiyacını, seviyesini anlamak istedik. Nereden başlayacağız? Bu; ölçülebilir, istatistiği, raporu verilebilir durum mudur? Evet, çünkü dinimiz bunun dayanak noktalarını, teşhis ve tespitlerini hem insaf ve vicdan boyutunda hem de topluma hizmet eden kurum ve insanlar boyutunda en güzel şekilde yapmıştır.
Girizgâh olarak kabul edeceğimiz bu metni bundan sonra kaleme alacağımız konuların başında hep varmış gibi kabul etmek lazım.
Biz bugün toplumun seciye ve maneviyatını analiz etmemize vesile olacak mühim bir hastalığa dikkat çekmek istiyoruz: “Dedikodu... Gıybet... Boş söz... Laf taşıma... İnsanları çekiştirme...”
İşte bu hastalık, büyük bir manevi boşluğun habercisi ve artık manen tedavi olma isteğini kaybetmiş insan ve toplumların tipik davranışlarındandır. Bir yerde cehaletin arttığını ve Allah (CC) korkusunun, muhabbetinin, manevi ölçünün kaybolduğunu, ne kadar zaafa uğradığını anlamak istiyorsanız bunu dedikodu ve gıybetin çokluğu ve yaygınlığıyla idrak etmek mümkündür.
“Gerçekten mi? Bu kadar ağır mı vebali? Fuhuş, içki, kumar, tefecilik, faiz, kul hakkı yemek, yalan söylemek, adam öldürmek gibi günahlar varken bula bula bu mevzuyu mu buldunuz?” denilebilir. Zaten böyle düşünülmesini de bekliyorum. Çünkü toplumumuzda dedikodu ve gıybet artık sınır ve saha tanımıyor. Böyle bir durumda da cahilce ve gafilce serzenişler olabilir.