Bir yaz günü ölmek gerçekten ölmek mi?
Selahattin Duman Yazdı.
Bedensel ölüm son değil.. Çetin Altan’ın güzel lafıdır.. “Bir kişinin adı son kez bir yerde anılır.. Sonra bir daha ondan konuşan çıkmaz.. İşte kişi adının son kez anıldığı o gün ölür..” diyordu.. Ufuk Güldemir bu açıdan şanslı..
Ölçülere gelmeyen ölçülerim vardır.. Vaktinin yaklaştığını kestirmek mesela.. Yirmili yaşlarında tanıdığın insanları düşüneceksin..
Onların yarısından fazlası, üzerinde “Küll-i nefsin zaikât-ül mevt..” yazılı yeşil çuhanın altında yolculuğa çıkmışsa bileceksin ki senin otobüsün de her an gelebilir..
Yine de insan kendine konduramıyor..
Sevgili Ufuk’un son röportajlarından birinde dediği gibi:
“Ölümcül bir hastalığın haberini almak Azrail’den tebligat almak gibi..” olsa da insan kabullenemiyor..
***
Sebep?
Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi, yaşamak “Alıştığımız bir şey..” olduğundan..
Ne zaman bir kayıp haberi yüreğimi inceden kanatsa usta şairin o dörtlüğü gelir aklıma..