Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika Ruşen Çakır: Zor misyon: Dengeleri tutturmak | Son dakika haberleri

        Fırsat oldu, kendisine de söyledim; bu yazıyı büyük ölçüde, AKP’nin seçim işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop’a, daha doğrusu onun “süreklilik ile değişim arasında denge kurma” tespitine borçluyum. Şentop bu vurguyu aday listeleri nedeniyle yaptı. Ona göre iktidar partisi 6 bini aşkın başvuruyu 550’ye indirirken hep “süreklilik ile değişim arasında denge kurma”yı gözetti. Tabii kimileri ona katılmıyor, partinin çok büyük ölçüde yenilendiğini, bu yüzden sürekliliğin zedelendiğini ileri sürüyorlar. Adayların büyük ölçüde yeni yüzler olduğu muhakkak, ancak bunun illa bir soruna, hatta krize yol açacağı söylenemez. Pekâlâ bu yeni isimler de AKP’de sürekliliğin taşıyıcısı olabilirler.

        LİDER VE GENEL BAŞKAN FARKI

        Bu açıdan liderlik konusu çok önemli. Tam da bu noktada ikinci bir “süreklilik ile değişim arasında denge kurma” durumu karşımıza çıkıyor. Hiç tartışma yok: Erdoğan bu hareketin tek lideri. Davutoğlu’nun Erdoğan’ın liderliğine meydan okuması kesinlikle söz konusu değil. Ama o da parti genel başkanlığı ve Başbakanlığın gereklerini yerine getirerek belli bir denge kurmak istiyor. Örneğin Erdoğan’dan parti ve hükümeti devralan Davutoğlu ile dünkü Davutoğlu arasında epey bir fark vardı. İlkinde çok heyecanlı ve ürkekti. Dünse, hocalığı zamanından beri alametifarikası özgüvenini kazanmış bir Davutoğlu gördük. Dün AKP Seçim Beyannamesi’nde hiç kuşkusuz en fazla başkanlık sistemiyle ilgili bölüm dikkati çekti. “Bizzat yazdım” dediği bölümde Davutoğlu bu sistemi açıkça savunuyor fakat “yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği...” gibi vurguların Erdoğan’ın kafasındaki sistemle tam uyumlu olup olmadığı şüpheli. Bu nüansları da Davutoğlu’nun bir başka denge arayışı olarak değerlendirmek mümkün.

        ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK

        Seçim beyannamesinden ziyade dün Davutoğlu’nun okuduğu, 100 maddelik “Yeni Türkiye Sözleşmesi”nin AKP için bir tür manifesto olduğunu söyleyebiliriz: “İnsan onuru”, “eşit vatandaşlık”, “özgürlük” gibi kavramlar öne çıkıyor fakat 27. maddede özgürlükle birlikte güvenlik boyutunun altı çizilince işin rengi değişiyor. Dolayısıyla 29. maddedeki şu saptama çok hayati: “Güvenlik adına özgürlüklerin kısıtlanmasının insan onurunu yok eden dikta rejimlerine, özgürlük adına güvenliğin ihlal edilmesinin ise kaosa ve iç çatışmalara yol açtığı gerçeğinden hareketle, özgürlük- güvenlik dengesini ve uyumunu siyasal meşruiyetin temeli olarak görüyoruz.” İktidar partisinin, özgürlük-güvenlik dengesini kurmada başarılı olup olamayacağı hem AKP’nin, hem de Türkiye’nin geleceğinde belirleyici bir rol oynayacak.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ