Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

GAZETE HABERTÜRK

Bir zamanlar dünyanın dört bir yanından gelen misafirleri ağırlayan Istanbul’un dillere destan hanları, bugün eskisi kadar olmasa da ticari hayatta varlıklarını sürdürüyor. Kıtaların ve kültürlerin buluşma noktasında yer alan Istanbul, 3 imparatorluğa başkentlik yaparken, yüzyıllardır Doğu ile Batı arasındaki ticaretin de merkezi oldu. Tarihin en eski şehirlerinden biri olan Istanbul’da ticaret hanları, kent hayatının en önemli figürleri arasında yer aldı. Anlamını Farsça “hane/ev” kelimelerinden alan hanlar, ticari malların toplandığı ve satıcıyla alıcının buluştuğu yerler olmanın yanında otel olarak da kullanıldı. Uzak bölgelerden gelen tüccarların konaklaması ve mallarını bekletmesi için yapılan hanlarda, tacirler hayvanlarını alt kattaki ahırlarda barındırır, kendileri de yukarıdaki odalarda ikamet ederdi. Malları ise alt ve üst katlardaki depolarda tutulurdu. Binaların kalın kapıları gece olunca güvenlik için kapanır ve gün ışıyıncaya kadar açılmazdı. Kendilerine has öyküleriyle şehir hayatına farklı bir renk katan hanlar, ticaretin gelişmesiyle Kapalıçarşı’dan Haliç kıyılarına kadar yayılınca bir “hanlar bölgesi” oluştu. Istanbul’da Osmanlı döneminin ilk hanları, Fatih Sultan Mehmed zamanında yapıldı. Fatih, 2’si Tahtakale’de, 2’si de bedestende olmak üzere 4 han yaptırdı. Ilk inşa edilen han, bedesten yakınındaki “Bodrum Kervansarayı”dır. Ticaret geliştikçe tarihi kentte han sayısı da arttı.

TARİHE TANIKLIK EDİYORLAR

Istanbul’un fethiyle başlayıp 20. yüzyılın başlarına kadar devam eden inşa sürecinde, fiziksel ve fonksiyonel değişimler geçiren hanlar, her zaman mimari yapılarıyla göz doldurdu. Osmanlı-Türk el sanatı ve zanaatkârlığıyla organik bir bağı da barındıran hanlar, yüzyıllar boyu el emeğiyle inşa edildi. Ortasında avlu bulunan klasik hanların, avlu kenarları ahır ve depolardan, ikinci katları ise hücre yani odalardan oluşuyor. Bir zamanlar ticaret hayatının nabzının attığı ve sayısı tam olarak bilinmeyen Istanbul hanlarının çoğu, tarihe tanıklık etmeye devam ediyor. Istanbul’un fethinden sonra inşa edilen ilk hanların başında Deve Han, Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa’nın yaptırdığı Çuhacı Han, Avrupa’dan Anadolu yakasına gidecek malların dağıtımının yapıldığı Balban Han ve malların depolanıp satıldığı Balkapanı Han geliyor. Birbirinden değerli bu mimari yapıları Kapalıçarşı’daki Ağa Han, Sultan II. Abdülhamid’in mabeyncisi Sarıca Rağıp Paşa’nın Beyoğlu’nda yaptırdığı Anadolu Pasajı, Mimar Kemaleddin Bey’in yaptığı vakıf hanları ve yüzlerce han takip etti. Kentteki hanlar, Eminönü-Unkapanı, Beyazıt-Sultan Hamamı, Beyazıt-Aksaray ve Haliç-Galata-Beyoğlu olmak üzere 4 bölgede toplanıyor.

EN ÜNLÜ HANLARDAN BAZILARI ŞÖYLE:

Eminönü’nde Yeni Cami ile Küçük Pazar arasında, Hasırcılar, Tahtakale, Balkapanı ve Cömert sokaklarının çevrelediği alanda yer alan Balkapanı Hanı, adından da anlaşılacağı gibi gümrükten gelen balın istiflendiği ve halka dağıtıldığı bir ticaret merkeziydi. Kitabesi olmayan bu hanın altında 12 ve 13’üncü yüzyıla ait tonozlu mahzenler var. Geniş bir avlu etrafında 2 katlı ve varaklı inşa edilen hanın odalarının çoğu bugün depo olarak kullanılıyor. Beyoğlu’nda ilginç bir cephe ve yer düzenine sahip Narmanlı Han, 19’uncu yüzyılın ilk yarısında inşa edildi. Ilk yapıldığında Rus Büyükelçiliği olarak kullanıldı. Dış görünümü kaleyi andıran hanın ortasında bir avlu bulunuyor. Ikinci derece tarihi eser kabul edilen Narmanlı Han, yıllarca sanatçılara ev sahipliği yaptı. Sipahiler, Çukurçeşme ve Katırcıoğlu Hanı olarak da bilinen Taş Han, Laleli’de Fethi Bey Caddesi’nde bulunuyor. 3. Mustafa tarafından ulufelerini almak için Istanbul’a gelen sipahilerin kalmaları için yaptırılan hanın altında bir Bizans yapısı da var. Şu an hanın içinde başta restoranlar olmak üzere çeşitli işyerleri faaliyet gösteriyor. Büyük Balıklı Han, Galata’da Kemeraltı Caddesi ile Aynalı Lokanta, Arşın Çıkmazı ve Leblebici Şadan sokaklarının çevrelediği adada yer alıyor. 1875’te Balıklı Rum Hastanesi’ne akar olmak üzere yapılan handa neoklasik tarz öne çıkıyor. Hanın avlusunda mermer fıskiyeli havuz bulunuyor. Sultan II. Abdülhamid’in mabeyncisi Sarıcı Ragıp Paşa tarafından Beyoğlu’nda inşa edilen Anadolu Pasajı, 832 metrekarelik bir alan üzerine oturuyor. Yine Beyoğlu’nda bulanan Rumeli ve Afrika Pasajı gibi tüccar apartmanlarından biri olarak kabul ediliyor.

HANLARLA İLGİLİ TEMEL SIKINTI MÜLKİYET SORUNU

Istanbul’un en önemli mimari yapıları arasında yer alan hanlar, eskisi gibi bakımlı değil. Uzmanlara göre muhtemel bir depremde en çok hasar görecek yapıların başında bu hanlar yer alıyor. Hanlarla ilgili en önemli problemlerin başında ise mülkiyet sorunu geliyor. Bir kısmı özel mülk olduğu için varisler bulunamıyor ya da çok maliyetli olduğu için kamulaştırma yapılamıyor. Dolayısıyla bu durumdaki birçok han kaderine terk ediliyor. Buna rağmen tarihi hanlara son zamanlarda yoğun ilgi var. Kültür turu yapan birçok firma, sanat tarihçilerinin rehberliğinde hanlara günübirlik turlar düzenliyor. Turlara katılanlar kentin tarihi mirasını daha yakından görme imkânı buluyor.

Çatısı, James Bond filminde kullanıldı

İstanbul'un en önemli hanlardan biri olan Büyük Valide Han, James Bond’un “007 Skyfall” filminin motosikletli aksiyon sahnesi çatısında çekildikten sonra popüler oldu. Kösem Valide Sultan tarafından 1650’de yaptırılan hanın 3 avlusu, yaklaşık 300 odası bulunuyor. Ana avluda o dönem halkın “İran Camisi” diye adlandırdığı bir mescit var. Döneminde İranlı tüccarlar kullandığı için “Acem Hanı” olarak da biliniyor. Bir zamanlar atların ve develerin bağlandığı hanın avlusunda şimdi ise otomobil ve kamyonetler park ediyor.