Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Avrupa'nın kalbi Brüksel'deki saldırılar Türkiye'nin bildiği terörün kanlı yüzünü Avrupa'ya bir kez daha gösterdi. Son bilgilere göre 34 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıların ardından konuşulan Salah Abdeslam iddiası ise Paris saldırısı ile birlikte yakın zamanda metropollerin hedef alındığı terör eylemlerini hatırlattı.

Paris saldırısı şüphelisi ve dünyanın kırmızı kodla aranan isimleri arasında olan Salah Abdeslam'ın Molenbeek şehrinde yakalanması ile Brüksel alarm durumuna geçmişti. Abdeslam, Brüksel’de evine düzenlenen operasyonda yaralı olarak yakalanmıştı.


Salah Abdeslam

Yabancı medyada Salah Abdeslam'ın yakalanmasından yalnızca bir kaç gün sonra böyle bir saldırının gerçekleşmesinin "tesadüf" olamayacağı tartışılıyor.

Belçika İçişleri Bakanı Jambon ''Bir teröristi yakalamak diğerlerini harekete geçirebilir, bunu göz önünde bulunduruyoruz'' ifadesini kullanmıştı.

Bu sabah saatlerinde meydana gelen 3 patlama ile de DAEŞ terör örgütünün "Abdeslam'ın yakalanmasının intikamını mı alıyor?" ifadeleri kullanılıyor.

Global terör aslında bütün metropolleri vurmaya devam ediyor. Brüksel'deki kanlı saldırı gibi metropollerde yaşananları hatırlayalım...

19 MART 2016- İstanbul'un en işlek yerlerinden olan İstiklal Caddesi bomba sesi ile sarsıldı. Canlı bomba saldırısında istanbul'u gezmeye gelen 3 İsrail vatandaşı ve 1 kişi öldü, 37 kişi yaralandı. Canlı bombanın Gaziantep doğumlu DAEŞ terör örgütü üyesi Mehmet Öztürk olduğu ortaya çıktı.

Mehmet Öztürk’ün bazı akrabalarının terör örgütü DAEŞ’e yakın isimler olduğu iddia edildi. Babası bir fabrikada işçi olan Öztürk, köylüler izin vermeyince kimsesizler mezarlığına gömüldü.

Saldırının olduğu dakikalarda Adana'dan İstanbul'a gezmeye gelen Başaran ailesi de Taksim'deydi. 2,5 yaşındaki Asya ve 7 yaşındaki ablası Elçin de saldırıda yaralandı.

13 MART 2016- Ankara'nın en merkezi yerlerinden biri Kızılay Güvenpak'ta otobüs duraklarına çok yakın bir mesafede bombalı araçla saldırı gerçekleştirildi. 

Saldırıda 37 kişi yaşamını yitirdi, 125 kişi de yaralandı. Bombalı araçla saldırıyı gerçekleştirenin 1992 doğumlu Kars Kağızman nüfusuna kayıtlı Seher Çağla Demir olduğu ortaya çıktı. 

Demir'in 2013 tarihinden itibaren terör örgütü PKK içinde yer aldığı, daha sonra Suriye'ye geçtiği ve YPG terör örgütü içerisinde terör eğitimi aldığı tespit edilmiştir. Bombanın otobüsle Ankara'ya getirildi orataya çıktı. 

Saldırıda ölenlerin çoğu gencecik çocuklardı. ODTÜ'de mühendislik okuyan ve saldırıda ölen Ozancan Akkuş, 5 ay önce Gar saldırısında da en yakın arkadaşı Ali Deniz'i kaybetmişti.

Biri Güvenpark biri Gar saldırısında yaşamını yitiren Ozancan ve Ali Deniz sembol oldu


17 ŞUBAT 2016- Ankara'nın en merkezi yeri olan, askeri kurumların ve lojmanların bulunduğu Devlet Mahallesi'ndeki saldırı, saat 18.30'da, bomba yüklü araçla gerçekleştirildi. Teröristler, İnönü Bulvarı'nı Dikmen Caddesi'ne bağlayan Merasim Sokak'ta, askeri servis araçlarının yanında bomba yüklü aracı infilak ettirdi.

Yükselen simsiyah dumanlar Ankara'nın her tarafından görüldü. Eylem için PYD'nin silahlı kanadı YPG saflarında savaşıp Mardin'in Nusaybin ilçesine geldikten sonra diğer Suriyelilerle sığınmacı gibi 8 Temmuz'da 2015'te Emniyet ve Göç İdaresi'ne başvuran Abdulbaki Sömer seçildi. Kendisini Salih Neccar olarak beyan eden Sömer saldırıyı gerçekleştirdi.



12 OCAK 2016- Turizmin kalbi İstanbul Sultanahmet'te Suriye uyruklu terörist Alman tursitleri hedef alarak üzerindeki bombayı patlattı. Saldırıda 10 turist hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı. 

Saldırıda hafif yaralanan Alman turist kafilesinin rehberi Sibel Şatıroğlu saldırı anını "Siyah giyimli bir erkek gruba yaklaştı. Ben olduğumuz yerin tarihçesini anlatıyordum. Bombacıyı silüet olarak gördüm. Ardından da üzerindeki bombanın pimini çekti. Bomba kulakları sağır eden bir sesle patladı. İnsanların etleri yüzüme yapıştı." dedi. 

Canlı bombanın kimliğinin Suriye vatandaşı DAEŞ mensubu Nabil Fadli olduğu belirlendi. Saldırının gerçekleştirildiği alana "Acının dili ortak" yazısı bırakıldı.

13 KASIM 2015- Akşam saatlerinde Fransa'nın başkenti Paris DAEŞ terör örgütünün saldırıları ile sarsıldı. DAEŞ militanı üç intihar eylemcisi Bataclan konser salonunda 90 kişiyi öldürdü. Bir diğer hedef Fransa Stadyumu oldu. Ardından kafe ve restoranlara yönelik saldırılar gerçekleştirildi.

Koordineli saldırılar 130 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu, 368 kişi de yaralandı. Pencereden sarkarak kurtulan hamile kadın Bataclan'ın sembolü olmuştu. Saldırıların ardından Fransa'da olağanüstü hal ilan edildi.

10 EKİM 2015- Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi mitingi sırasında gerçekleştirilen terör saldırısında 97 kişi yaşamını yitirdi. Patlamaya iki canlı bomba üzerindeki metal bilyelerle güçlendirilmiş TNT patlayıcılarının neden olduğu tespit edildi.

Görgü tanığı olayı anlatırken bu ifadeleri kullandı; "Hastaneden yeni taburcu oldum. Yürüyordum, önümde siyahlı bir adam vardı. Büyük bir sırt çantası vardı, bir de tekerlekli bir çanta ile ilerliyordu. "Beyefendi durun! Çantanıza bakabilir miyim?" dedim. "Ben gara yetişeceğim" dedi. Gara gittiğini gördüm. Bir abi dedi ki: "Bırakın gitsin." O andan sonrasını hatırlamıyorum, o anda patlatmış bombayı..."

Başsavcılık, saldırıyı terör örgütü DAEŞ üyesi olduğu belirlenen Yunus Emre Alagöz ile Suriye vatandaşı E.U.'nun gerçekleştirdiğini açıkladı.

Çevik ailesi saldırıda kızlarını kaybetmişti

7 OCAK 2015- Fransa'da yayınlanan haftalık mizah dergisi Cahrlie Hebdo, uğradığı silahlı saldırıda 12 çalışanını kaybetti. Saldırıyı El Kaide örgütü lideri Eymen el-Zevahiri tarafından verildiği ve örgütün Yemen kolunun gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Örgütün liderlerinden Nasser el Ansi, yayımlanan video mesajda, bu saldırıyla dergiden "intikam" alındığını söyledi.

Hz. Muhammed karikatürleriyle tepki çeken ve saldırı sonrasındaki ilk sayısında da kapağında yine Hz. Muhammed'i tasvir eden bir karikatürü yayınlayan gazetenin hayatta kalan ekibinin kaybettikleri arkadaşlarının ardından çok yorgun oldukları için yayına bir süre ara vermişlerdi.