Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

İstanbul İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüseyin Kurtoğlu, 2011'de yaptıkları bir soruşturmada, 17- 25 Aralık'ın altında imzası olan savcılardan Muammer Akkaş ile bir konuda karşı karşıya geldiklerini belirterek, "Bizden Başbakanlık binasının santralinin dinlenmesi de talep edildi. Her şey ondan sonra başladı." dedi.

Kurtoğlu, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna bilgi verdi.

Darbe girişimini, Çanakkale'de görev yapan eski bir askerinden haber aldığını belirten Kurtoğlu, "Böyle bir şey yok, asker kıyafeti giymiş terörist saldırıdır." dedi.

O sırada Jandarma Bölge Komutanı'na vekalet ettiğini ifade eden Kurtoğlu, lojmanlar bölgesindeyken bölge komutanlığı karargahına gittiğini, harekat merkezine ulaştığını, burada önlerine 4- 5 mesaj konulduğunu, sıkıyönetim uygulama direktifini okuduğunda, son sayfadaki imza satırında Mehmet Partigöç ismini gördüğünde, cemaat denilen örgütün darbe teşebbüsünde bulunduğunu anladığını bildirdi.

İstanbul Jandarma Komutanlığına bağlı 7 il bulunduğuna işaret eden Kurtoğlu, sırayla bütün il jandarma komutanlarını aradığını bildirdi. Kurtoğlu, darbe teşebbüsünün tamamen yasadışı olduğu ve verilen emirlere itibar edilmemesi gerektiğine yönelik mesajlar yazdıklarını vurguladı.

"TEK BİR JANDARMA PERSONELİ YOKTU"

Basında, Boğaziçi Köprüsünü jandarmanın kapattığı haberleri yer aldığını anımsatan Kurtoğlu, yapılan adli soruşturmalarla da ortaya çıktığı üzere, darbe teşebbüsünde tek bir jandarma personelinin görev almadığını dile getirdi.

Kurtoğlu, darbe girişimi sonrası 96 personelin adli ve idari işleme tabi tutulduğunu, 20'sinin göreve iade edildiğini belirtti. Bunların bir kısmının herhangi bir eyleminin bulunmadığını, darbe teşebbüsünden haberdar olduğunu ve oraya geldiğini anlatan Kurtoğlu, eylem yapan tek kişinin Sabiha Gökçen Havaalanı Bölük Komutanı olduğunu ifade etti.

Kurtoğlu, vatandaşın özverili, ferasetli tavrının darbe girişiminin başarıya ulaşmasını engelleyen unsurların başında yer aldığını vurgulayarak, okullardan başlamak üzere, devlet kurumlarında demokrasi bilincinin geliştirilmesinin önemine değindi.

"BUGÜNKÜ TEKNOLOJİYLE TESPİT ETMENİZ MÜMKÜN OLMAYABİLİR"

FETÖ mağduru olduğunu belirten Kurtoğlu, milletvekillerinin soruları üzerine, 3 kovuşturma geçirdiğini, yargılamanın yıllar sürdüğünü ve beraatle sonuçlandığı söyledi.

Uyuşturucudan tutuklu bir kişinin babasının cenaze törenine katılımı için 2 gün izin verildiğini, mevzuata uygun olarak ilk gece Tekirdağ Cezevinde tutulduğunu, ertesi gün taziyeden sonra cezaevine getirildiğini anlatan Kurtoğlu, haberi olmadığını belirttiği bu olaydan dolayı hakkında dava açıldığını, önce ceza aldığını, daha sonra beraat ettiğini bildirdi. Yargılama aşamasından dolayı YAŞ'ta terfiye giremediğine işaret eden Kurtoğlu, terfi eden 4 generalden birinin, Adana'daki MİT TIR'larını durdurma kararı veren kişi olarak da bilinen Hamza Celepoğlu olduğuna işaret etti.

Hüseyin Kurtoğlu, Jandarma Genel Komutanı'na şifai hakarette bulunduğu şeklinde ses kaydı üretildiğini, Jandarma Kriminal labaratuvarından, TÜBİTAK'tan manipülasyon olmadığına yönelik rapor alındığını anlattı. İşin uzmanı üniversite hocalarının, manipülasyonun varlığını açıkça ortaya koyduğunu belirten Kurtoğlu, "Maksat, bu dönemde terfi engellensin. Her yıl böyle bir olay gündeme getirildi. Benim gündelik konuşmalarımdan kelimelerin içinden keserek, biçerek... Eğer çok çok usta, ehil kişiler bunu yaparsa, bugünkü teknolojiyle tespit etmeniz mümkün olamayabilir." diye konuştu.

"BAŞBAKANLIK BİR ŞAHSA AİT TELEFON OLARAK GEÇİYORDU"

Komisyon Başkanı Reşat Petek'in, FETÖ'nün neden kendisine kumpas kurduğu sorusuna Kurtoğlu, şöyle yanıt verdi:

"2011'de yaptığımız bir soruşturma vardı. O soruşturmada, 17- 25 Aralık'ın altında imzası olan savcılardan Muammer Akkaş ile bir konuda karşı karşıya geldik. Bizlere yaptırmak istediği konuyu yapmayacağımızı ifade ettik. Her şey ondan sonra başladı. Hafriyat yolsuzluğu araştırması yaparken, Başbakanlık binasının santralinin dinlenmesi talep edildi. Daha doğrusu mahkeme kararının içinde bunu geçmişler. Bizim bilgimiz dışında. Biz de son anda bunu Jandarma Genel Komutanlığı üzerinden, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına bildireceğimiz sırada fark ettik ve durdurduk. Her şey ondan sonra başladı. Kararda, Başbakanlık olarak değil, bir şahsa ait sabit telefon numarası olarak geçiyordu. Mahkeme kararını reddettiğimizde, hemen 'yanlışlık yaptık' dediler, yeni karar çıktı. Sonra olması gerekenleri dinledik, o dosyayı operasyonla kapattık. "

"SU TESTİSİ SU YOLUNDA KIRILDI"

Hüseyin Kurtoğlu, Fetullahçı yapı büyük ölçüde temizlendikten sonra istihbarat kurumları arasında işbirliğinin gayet sağlıklı çalışmaya başladığını, uyuşmazlıkların örgütün istihbarata el koyma çabasının sonucu olduğunu söyledi.

Darbe girişiminin, iç dinamiklerden ziyade dış dinamiklerle ilgili olduğunu düşündüğünü vurgulayan Kurtoğlu, "1925'te Şeyh Sait isyanı niye çıktıysa, bugün bu darbede, bu maksada benzer bir yönelim olabilir. Darbe Türk milletine yapıldı ama özde TSK'ya da yapıldı. Silah arkadaşlığı kavramını yok ettiler, birlik, dayanışma ruhunu yok ettiler. Bunların yeniden kazanılması gerekiyor. Bütün kurumlar, bu darbeden negatif nasibini aldı. Ama güvenlik kurumları, başta Silahlı Kuvvetler en fazla aldı. Türk tarihinde benzer örneği yok." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, darbeyi askerin yaptığını söylemesi üzerine Kurtoğlu, bu kişilerin asker olarak anılmasından rahatsızlık duyacağını, bu kişilerin terörist olduğunu, ülkeye kast ettiğini vurguladı.

Jandarma Genel Komutanlığının safralarından kurtulduğuna işaret eden Kurtoğlu, kişisel görüşüne göre, örgütün, TSK'da organize, toplu, birlikte hareket edilen, planlı bir kalkışma yapma yeteneğinin artık olmadığını söyledi.

Kurtoğlu gizli kalmış, ferdi, adeta intihar eylemi tarzı eylemde bulunacak kişiler olabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Her ülkede, her yerde olabilir. Ama planlı, organize, aynı anda bir kalkışma hareketi yeteneklerinin olmadığını düşünüyorum. Jandarma Genel Komutanlığı içinde, bildiklerimiz içinde 'Bu da mı varmış' dediğimiz kimse yok. Evet bu vardı, su testisi su yolunda kırıldı."

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, "30 Mart'ta cemaatle ittifak yaptık" açıklamasının ardından partiden ihraç edildiğini belirttiği CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler'in ihraç dosyasını, incelemek üzere komisyona istediklerini söyledi.

TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, komisyonun çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada şimdiye kadar yaklaşık 40 kişi dinlediklerini, incelemelere devam ettiklerini belirtti. Eski başbakan ve eski cumhurbaşkanlarıyla birlikte yaklaşık 65 kişiyi dinlemeyi planladıklarını kaydeden Özdağ, komisyon olarak "30 Mart'ta cemaatle ittifak yaptık" açıklaması üzerine partisinden ihraç edildiğini belirttiği CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler'i de davet ettiklerini anlattı. Güler'in Komisyona gelmediğini, altı sayfalık bir mektup gönderdiğini açıklayan Özdağ, "Güler'in komisyona gelmemesi üzerine CHP Genel Merkezi'nden Birgül Ayman Güler'in disiplin soruşturması ve ihraç dosyasının tamamını istedik. Güler'in neden ihraç edildiğinin, gerekçesini istedik. CHP'nin FETÖ ile nasıl işbirliği yaptığını bize anlatması lazım. 7 Haziran seçimlerinde Güneydoğu Anadolu'da HDP'yi, geri kalan yerlerde CHP'yi desteklediler. Güler'in bu açıklaması ile CHP zan altında kalıyor" diye konuştu.

YEŞİL PASAPORT VE KORUMA POLİSİ ARAŞTIRILIYOR

Özdağ, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi tarafından Fethullah Gülen'e verilen "Hastalığınız Türkiye'de değil, Amerika'da tedavi edilebilir" raporunu inceleyeceklerini söyleyen Özdağ, "Fethullah Gülen 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi'nden bir rapor almış. Bu adamın daha o zaman sahtekar olduğu ortaya çıkıyor. İkiyüzlü bukalemun olduğu ortaya çıkıyor. Normalde yasağı yok. Amerika'ya gidebilir. Amerika vizesi mi alamadı da böyle bir yola başvurdu, onu araştırıyoruz. Ayrıca hak etmediği halde yeşil pasaport ve Ecevit iktidarında silahlı koruma polisi verilmiş. Yeşil pasaport o zaman üçüncü derece memurlarına veriliyordu. Fethullah Gülen 1999 yılında ilkokul mezunu olduğu için hiçbir zaman üçüncü dereceye gelemiyor. Amerika'da silahlı polis memuru tarafından korunmuş. Bu koruma polisi neden verildi? Gülen Amerika'ya giderken kendisine uçakta eşlik edenlerin isim listesini de tek tek istedik. Bunların hepsini araştırıyoruz" dedi.

70 DÖNÜMLÜK ARAZİ DE İNCELENECEK

CHP eski Genel Sekreteri Kasım Gülek'in eşi Nilüfer Gülek'in Beylikdüzü'ndeki 70 dönüm araziyi Fethullah Gülen'in Fatih Üniversitesi'ne bağışladığı iddialarını da araştıracaklarını belirten Özdağ, "1996 yılında CHP eski Genel Sekreteri Kasım Gülek vefat etti. Kasım Gülek 10 yıl CHP Genel Sekreterliğini yaptı. Kasım Gülek vasiyetinde 'Benim cenaze namazımı Fethullah Gülen kıldırsın' dedi. Bundan 20 sene önce Fethullah Gülen de cenaze namazını kıldırdı. Kasım Gülek'in eşi Nilüfer Gülek'in Beylikdüzü'ndeki 70 dönüm araziyi Fethullah Gülen'in Fatih Üniversitesi'ne bağışladığı iddia ediliyor. Bunu da araştıracağız" diye konuştu.