KAHT-I RİCAL Yani, adam kıtlığı…
Türkiye, 'karizmatik lider'den; 'enigmatik lider'e geçebilecek mi?
atilganabayar@haberturk.com
Eskiler ‘kaht-ı rical’ diye adlandırıyor. Yani, adam kıtlığı… Liderlik eksikliği…
Türkiye, Turgut Özal’ın ölümünden sonra, toplumsal dinamikleri siyasi dile tercüme edebilen ve milletin önüne bir vizyon, bir siyasi proje koyabilen liderlikten mahrum kaldı.
Oluşan vakum, Recep Tayyip Erdoğan gibi yerel düzeyde örgütleme yeteneğine sahip bir figürü önce iktidara taşıdı. Şimdi Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla bu figürün devleti ve cumhuru temsil kabiliyeti olup olmadığını tartışıyoruz.
Kaht-ı rical döneminin çeşitli sebepleri var. Ancak en önemlisi dünyanın ‘karizmatik’ süreçten, ‘enigmatik’ sürece geçmiş olması diye düşünülebilir.
Örneğin Amerikan liderliği, ‘karizmatik’ JFK veya Clinton süreçlerinden, ‘enigmatik’ Bush yönetimine kolaylıkla adapte olabilmiştir.
Karizmatik liderlik, insanları kişisel özelliklerle etkileme, ikna etme ve yönetme ilkesine dayanırken, enigmatik liderlik muammalı ve gizemli bir güce işaret ediyor.
Örneğin Bush ikonagrafisinin etrafında dolaşan ‘evanjelist’, ‘uniterian universalist’ gizem bunun en önemli unsuru.
Türkiye’ye döndüğümüz zaman, dünyanın bütün toplumlarında eğilim karizmatik liderlikten, enigmatik liderliğe dönüşmesine rağmen, siyasetteki lider adaylarının tümünün karizmatik ekolün temsilcileri veya karikatürleri olduğunu gözleyebiliyoruz.
Size, Da Vinci şifresinin satış rekorları kırmasını, Hitler ile ilgili mistik spekülasyonların tartışma gündemlerine oturmasını, Kurtlar Vadisi veya Sağır Oda gibi reyting makinelarının içeriklerinde ‘gizli’, ‘gizemli’, ‘inisiyatik’ sahnelere ağırlık vermesini hatırlatmama gerek yok.
Toplumda ‘Derin Devlet’ kavramına atfedilen gizemli güce duyulan sempati ise bir başka gösterge.
Dün Ruşen Çakır’ın Türkiye’nin Neo-Kuvvacıları’nı değerlendiren yazısını okudum:
“Kısa vadede dört sorun öne çıkıyor: Ermeni Soykırım Tasarısı, PKK, Kerkük ve Kıbrıs. Özellikle Amerikan Kongresi’nin tasarıyı kabul etmesi veya PKK’nın ateşkesi bozup yeniden terör eylemlerine başlaması ihtimali, bu yıl Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini yaşayacak olan Türkiye’de siyasi dengeleri ulusalcı güçler lehine değiştirebilir.”
Sonuç olarak, Türkiye’de dipten gelen bir dalganın hissedildiği gözle görülüyor. İktidara alternatif olur, ya da olmaz o ayrı.
Ancak, Kuvvacıların basına da yansıyan videolarına baktığımız zaman, ‘enigmatik’ bir başka sürcecin ipuçlarını görüyoruz.
Kur’an üzerine çapraz yerleştirilmiş ve bayrağa el basılan ‘yemin törenleri’ kimilerine gülümsetici gelse de, dünyadaki ‘enigmatik’ sürecin Türkiye’deki ulusalcıları da etkilediğini gösteriyor.
İttihat ve Terakki geleneğinin ritüelini andıran bu tören, elbette İttihat ve Terakki’nin ve diğer oluşumların ‘mistik/gizemci’ içeriklerini de hatırlatıyor.
Oysa, ulusalcılığın siyasi arenadaki liderliklerine baktığımız zaman, yalnızca karizmatik adayları görüyoruz.
Bu da, toplumla siyaset arasındaki ‘anakronizmi’, uygunsuzluğu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Öte yandan, siyasi arenanın diğer odaklarındaki liderlikler de, karizmatik unsurları ön plana çıkardıkça destek kaybediyor.
Baykal’ın, Bahçeli’nin karizmasından şüphe yok.
Ancak, bu görünür ve dünyevi karizma, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de, liderliğin iktidarının gücünü her vatandaşın çözdüğü pozitif siyasi ve ekonomik gerçeklerden değil, gizemli ve pek az insanın bildiği ‘gizli gerçeklerden’ alması beklentisini karşılamıyor.
Türkiye’deki siyasi liderlik bunalımına bir de bu açıdan bakılması gerektiğini düşünüyorum.
Toplum ‘karizma’ ile değil ‘enigma’ ile ilgilenirken, birbiri ardına projelendirilip servis edilen karizmatik liderliklerin çuvallaması bu yüzden.
Bazı islami ekol ve disiplinlerin kimi siyasi partilerden daha etkin olmasının, şehirli elitlerin ‘new age’ deneyimler etrafında örgütlenmesinin, ulusalcı laik hassasiyetlerin bile, mistik ritüellerle yemin etmesinin ardında işte bu toplumsal gelişme var.
Enigmatik çağ, Türkiye’nin kolektif bilinçaltını harekete geçirecek, Milli Ruh’u törensel faaliyetler ve sembollerle yönetecek lideri talep ediyor.
Türkiye’de liderliğin sorunu enigmatik toplumsal merakı Cumhuriyet siyasetinin diline tercüme etmek, olarak önümüzde duruyor.
Çünkü enigmatik toplum, karizmatik liderliklere artık ‘zaman dışı’ gözüyle bakıyor.