Gensorunun rakamı...
Oylama, bir Anayasa değişikliğine gidilmesi halinde BDP nin desteği dahi alınsa 330 eşiğini aşmakta zorlanabileceğinin göstergesidir. MUHARREM SARIKAYA YAZDI
ÇANKAYA Köşkü’ndeki kriz zirvesinden çıkan mesaj, kesimleri tatmin etmeye yetti mi?
İktidar açısından bu soruya verilecek yanıt olumluydu.
Çünkü Başbakan Erdoğan, zirveden sonra İçişleri Bakanı hakkındaki gensoru için geldiği Meclis’te oldukça keyifliydi.
Nitekim Meclis Kulisi’nde sorum üzerine görüşmenin “gayet iyi” geçtiğini de söyledi.
Kuliste milletvekilleriyle muhabbeti sırasında sürekli gülümseyen yüz hatlarından memnuniyeti dışa yansıyordu.
Peki krizin hangi yöntemle çözüleceğine gelirsek...
MAĞDUR YAPTI
Zirve sonrası yayınlanan bildiriyi iktidar ve muhalefetin tam tersi şekilde algılamasına bakılırsa krizin ateşinin hemen düşeceğini söylemek olası değil.
İktidar cenahından başlarsak...
Adını yazmamı istemediği için veremiyorum, ancak kendisi son dönemde Başbakan’ın çok sevdiği ve güvendiği isimler arasında yer alıyor.
Krize ve bildiriye bakışını aynen aktarıyorum:
“Yargıyı biz yönlendiriyormuşuz gibi bir algı üzerimize yapıştı. Bundan kurtulmalıyız. Ayrıca daha 6 ay öncesine kadar güvenliğimizin en tepe noktasını teslim ettiğimiz örneğin bir Ergin
Saygun’u 5 gün gözaltında tutmanın ne anlamı var; kaçıyor muydu? Suçlu olup olmadığına kimse bakmaz; mağdur duruma düşmüştür. Bildiri hem yargıya hem de askere verilmiş mesajdır. Kurumların yıpratılmaması üzerinde uzlaşı sağlanmıştır.”
BAYKAL: NE DEMEK İSTEDİLER
Muhalefet tarafına geçtiğimde gensoru görüşmesini kulisteki ekrandan takip eden CHP Lideri Deniz Baykal’ı, arkadaşlarıyla durum değerlendirmesi yaparken buldum.
Zirve bildirisine yönelik yorumu şöyleydi: “Bildiride ‘Anayasal düzen ve kanunlarımız’ denilerek ‘Darbe olmayacak’ mesajı veriliyor. Kanunlar çerçevesinde sorunun çözüleceği
belirtilerek de ‘Tahliyeleri bekleyin’ deniliyor. Kurumların yıpratılmaması demek de artık sizi yıpratmayacağız anlamına geliyor. Yani hükümet bildiği gibi devam edecek deniyor; öyle mi?..”
Dikkat çeken ise MHP milletvekillerinin de bildiriyi Baykal gibi okumuş olmasıydı.
Muhalefet, Çankaya Zirvesi’nin sonuç getirmediğine inanıyordu. Kurumların iç ahengi ile aralarında halletmesi gereken sorunları, her krizde Çankaya’ya taşıyıp krizin çözümün
merkezi haline getirmesinin yanlışı görülüyordu.
EŞİĞİN 20 ALTI
Gelelim dünkü gensoruya...
Sonucu 146’ya karşı 310 oy ile reddedilmiş bir gensoru önergesi diye bakılabilir.
İçişleri Bakanı Atalay’a yönelik kişisel bakışın sonucu verilen fireler de normal karşılanabilir.
Ancak bu, oylamanın mesajını iyi okuyamamak demektir.
Çünkü gensoru oylaması, bir Anayasa değişikliğine gidilmesi halinde BDP’nin desteği dahi alınsa 330 eşiğini aşmakta zorlanabileceğinin göstergesidir.
Çünkü AK Parti, oy veremeyen Meclis Başkanı ve oturumu yöneten Başkanvekili düşüldüğü takdirde dahi olması gereken 335 sandalye sayısına ulaşamadı; tam 25 fire verdi.
BDP’nin destek vermesi halinde bile bir referandumun 330 eşiğine takılıp
kalacağı ortada. AK Parti bunu göze alıp yola çıkar mı; biraz zor gözüküyor.
Not: Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya rahmet, yakınlarına başsağlığı dilerim.