Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Önce polise sonra Ulus'a saldırdı

        Önal, terör eyleminin, patlayıcının cinsi ve eylem şekli itibariyle bölücü terör örgütünün kullandığı malzeme ve metodlarla örtüştüğünün anlaşıldığını kaydetti.

        Milliyet Ankara bürosunun ulaştığı bilgilere göre, canlı bombanın eylemde kullandığı A 4 tipi patlayıcıları sırtında taşıdığı kesinleşti. Saldırı sırasında parçalanan eylemcinin kimliği de polis tarafından saptandı. Güven Akkuş'un iki yıl cezaevinde yattığı ve üzerindeki malzemelerin PKK'nın kullandıkları ile örtüştüğü açıklandı.

        Hain saldırıyı gerçekleştiren eylemciye ait olduğu sanılan parçalar Adli Tıp'ta bulunuyor.

        VALİ DE DOĞRULADI

        Milliyet.com.tr'nin sabah saatlerinde açıkladığı 'canlı bomba' haberi Ankara Valisi tarafından da basın toplantısı ile duyuruldu.

        Ankara Valisi Kemal Önal, Ankara’daki patlamanın Güven Akkuş adlı kişinin üzerinde bulunan plastik patlayıcının patlaması sonucu meydana geldiğini bildirdi.

        Önal, Başbakanlık’ta Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün başkanlığında gerçekleştirilen terörle mücadele konulu toplantının ardından yaptığı açıklamada, Ulus semti Anafartalar Çarşısı önünde dün meydana gelen hain terör saldırısı neticesinde 6 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 91 vatandaşın da yaralandığı belirtti.

        Önal, şöyle devam etti:

        "Olay yerinde güvenlik güçlerimizce yapılan çalışmalar sonucu elde edilen 3 kamyon dolusu bulgu üzerinde Emniyet Genel Müdürlüğümüz kriminal laboratuvarında bomba imha, kimlik tespit ve kimya bölümü uzmanlarımızın yapmış olduğu titiz inceleme sonucu, hayatını kaybeden ve yaralanan vatandaşlarımıza ait olmayan başka bir şahsa ait organ parçaları tespit edilmiştir.

        Kopmuş iki parmak üzerinde yapılan parmak izi ve DNA incelemesinden bu şahsın geçmişte yasadışı afiş asmak, 1 Mayıs gösterileri sırasında polise mukavemet ve yasadışı orgüt üyesi olmaktan tutuklanmış bulunan 1979 doğumlu Sivas ili Zara ilçesi Çaypınar köyü nüfusuna kayıtlı Güven Akkuş olduğu belirlenmiştir.

        Güven Akkuş’a ait olduğu tespit edilen elbise parçaları üzerinde yapılan incelemede olayın bu şahsın üzerinde bulunan plastik patlayıcının patlaması sonucu meydana geldiği, patlayıcının cinsi ve eylem şekli itibariyle bölücü terör örgütünün kullandığı malzeme ve metotlarla örtüştüğü anlaşılmıştır.

        Bu olayda maddi kayba uğrayan Anafartalar Çarşısı esnafının da uğramış olduğu zarar giderilmeye çalışmaktadır. Bu da Başbakanlığımızca karşılanacaktır."

        İLK İŞARET ÇUKURDAN

        Polis ilk inceleme sonucunda olay yerinde bir çukur olmadığını belirledi. Bu durumun bombanın bir yere bırakıldığı ihtimalini sıfıra indirdiğini belirten polis, "Yere konulsaydı, derin bir çukur açılırdı. Bomba taşınırken patlamış olabilir" dedi. Gece geç saatlere kadar olay yerinde bulunan iki bacağın kime ait olduğunun da tespit edilememesi, canlı bomba ihtimalini gündeme getirdi. Polis yetkilileri, bacakların canlı bombaya ait olması olasılığının yüzde 90 olduğunu belirtti.

        CANLI BOMBA 1 MAYIS'TA SİVİL POLİSE SALDIRMIŞ

        Sivas’ın Zara İlçesi Ceylanpınar köyünden Hüseyin ve Şükran Akkuş’un 5’inci ve son çocukları olan Güven Akkuş’un 26 Mayıs 1979 yılında Şişli’de doğduğu belirlendi. Akkuş’un Yüksel (45), Aysel (43), Gürsel (37) ve Veysel (36) adlarında 4 kardeşi daha bulunduğu ve bunlardan Veysel Akkuş’un İstanbul’da yüksek bir yerden düşme sonucu öldüğü belirlendi. Zanlının annesi Şükran Akkuş’un 1991’de, babasının ise 1992 yılında vefat ettiği öğrenildi.

        PKK’ya yakınlığı ile bilinen zanlının 1 Mayıs 1996 yılında İstanbul’da meydana gelen polisi linç etme olayına karışan kişiler arasında yer aldığı bildirildi.

        Akkuş’un, 3 kişinin öldüğü, 33 güvenlik görevlisinin yaralandığı, iş yerleri, kamu binaları ile araçlarının tahrip edildiği ve yağmalandığı 1996 yılındaki 1 Mayıs olaylarına ilişkin davanın sanıkları arasında bulunduğu belirtildi.

        AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1996 yılında Kadıköy’deki 1 Mayıs mitinginde çıkan olaylara ilişkin 63 sanıkla birlikte yargılanan Güven Akkuş, bu dava kapsamında yaklaşık 2 yıl cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra 23 Ocak 1998 tarihinde tahliye edildi.

        Halen devam eden davanın 26 Ocak 2007 tarihli duruşmasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, Güven Akkuş’un da aralarında bulunduğu 40 kişi hakkındaki kamu davasının zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasını istedi. Mütalaada, sanıklardan 20’sinin cezalandırılması, 1’i hakkındaki dosyanın ayrılması, 2’si hakkındaki dosyanın ise düşürülmesi talep edildi.

        2 Mayıs 2007 tarihinde son duruşması yapılan dava, kararın açıklanması

        amacıyla Haziran ayına ertelendi.

        AKKUŞ’UN 1 MAYIS’A İLİŞKİN İFADESİ

        Akkuş, 1 Mayıs 1996’daki olaylara ilişkin Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadede, "Alınteri Gazetesi"nin okuru olduğunu, İkitelli’deki bir vakıftan tanıdığı "Nilüfer" adlı bayanın telkinleri altında kaldığını anlattı.

        Bu kişinin getirdiği bilgilerin dağıtımı ve gazetelerin satışı gibi faaliyetlere katıldığını kaydeden Akkuş, 1996 yılı Şubat ayında bir basın açıklaması nedeniyle gittiği Esenler’de polislerce yakalandığını, yine 1 Mayıs öncesi Yenibosna’da 6 kişiyle birlikte afiş yapıştırırken gözaltına alındığını ve savcılıktan serbest bırakıldığını söyledi.

        TİKB’in işçileri örgütlemek için yapmayı düşündüğü "Emeğin Kurtuluşu Kurultayı" bildirilerini dağıttığını, İkitelli’de "Anti-Faşist Mücadele Komitesi" içinde yer aldığını, ancak hiçbir eyleme katılmadığını belirten Akkuş, 1 Mayıs mitingine de "Nilüfer"in söylemesi üzerine TİKB’in kortejinde katıldığını itiraf etti.

        Boğa Heykeli’nin bulunduğu yerden aşağıya inerken kortejden bir grubun sokak içinde birini dövdüğünü gördüğünü, yerde yatan bu kişinin polis olduğunu öğrendiğini kaydeden Akkuş, bu kişinin belindeki yedek şarjörü aldığını, miting bittikten sonra "Nilüfer"in talimatı üzerine şarjörü vakfın bodrum katına bıraktığını belirten Akkuş, 15 Haziran 1996 tarihinde basın açıklaması sırasında yakalandığını söyledi.

        Akkuş, savcılıkta verdiği ifadede de polisin şarjörünü aldığını ve kürsüyü işgal edip pankart açtığını kabul etti.

        İDDİANAMEDEN

        Güven Akkuş’un da sanıkları arasında yer aldığı davanın iddianamesinde, sanıkların Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK tarafından 1 Mayıs 1996’da Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlenen mitingte çıkan olaylara

        karıştıkları belirtiliyor.

        İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerce İskele Meydanı’na ulaşan güzergahlarda arama ve kontroller yapmak üzere çeşitli noktalar oluşturulduğu ifade edilen iddianamede, Ziverbey Caddesi girişinde oluşturulan bir numaralı noktada arama ve kontroller olağan şekilde sürerken 2 veya 3 bin kişilik grubun sloganlar atarak yaklaşması üzerine destek güç istendiği anlatılıyor.

        Tanınmamak için yüzlerini örgüt işaretli bezlerle örten ve Dev-Genç, TKP/ML-TİKKO ve DHKP/C pankartları taşıyan bu grubun çuvallar içerisinden çıkardıkları sopa ve demir çubuklar ile saldırıya geçtikleri, güvenlik güçlerinin ellerindeki cop, telsiz ve silahları almaya kalkışmalarıyla birlikte de olayların başladığı anlatılan iddianamede, olaylarda çevik kuvvetten sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı ile bir emniyet amiri ve 2 polis memurunun ciddi olarak yaralandığı, bu arada silah sesleri duyulduğu ve Dursun Odabaş, Hasan Albayrak ve Levent Yalçın’ın öldüğü kaydediliyor.

        İddianamede, özel televizyonların çektiği görüntüler ile fotoğraflardan teşhis edilen sanıkların, olay günü Narkotik Şube Müdürü’nün şoförü polis memuru Mehmet Faruk Ersoy’u öldüresiye dövdükleri, başkomiser Ali Osman İnan’ı silahla yaraladıkları, ayrıca polis müdürlerinin de aralarında bulunduğu 31 güvenlik görevlisinin çeşitli şekillerde yaralanmasına yol açtıkları ifade ediliyor.

        İddianamede, olaylar sırasında ayrıca Söğütlüçeşme Tren İstasyonu, Kadıköy PTT’si, THY bürosu, Haldun Taner Sahnesi, Et Balık Kurumu, ekip otoları, panzerler, belediye otobüsü, ambulans, özel araçlar, bankalar, otomobil galerileri, eczaneler, giyim mağazaları, döviz büroları, kafeler, büfeler, kuyumcular, fırınlar ve otellerden oluşan çeşitli iş yerlerini tahrip ettikleri ve yağmaladıkları, kürsüyü işgal ettikleri, MHP Kadıköy İlçe Merkez Binası’nı molotofkokteylleri ile tahrip edildiği bildiriliyor.

        Sanıkların yüzleri örgüt işaretli bezlerle örtülü, ellerinde örgüt bayrakları, sopa, demir çubuk, taş ve molotofkokteyli bulunan ve özel üniformalar giyerek yürüyüş yaptıkları anlatılan iddianamede, polise ve iş yerlerine saldıran sanıkların, bu olaylar sırasında 200 milyar liranın üzerinde maddi zarara yol açtıkları kaydediliyor.

        Güven Akkuş’un "yasadışı Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği (TİKB)

        üyesi olmak" suçundan 15-22,5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Akkuş’un 1 Mayıs olayları ile öncesi ve sonrasında çeşitli yerlere molotofkokteyli atılması olaylarına karıştığı gerekçesiyle bu eylemine ilişkin de ayrıca 7,5 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

        İlk iddianamede 95 sanıkla açılan dava, birleştirilen dosyalarla 271 sanığa ulaşmıştı. Ancak yapılan yargılama sırasında çeşitli suçlar yönünden dava dosyalarının ayrılarak sürdürülmesine karar verilmişti.

        Milliyet

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ