Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem İşte 'balyoz' skandalının perde arkası

        Rahatsızlık geçiren Başbakan Erdoğan makam aracının kapılarının kilitli kalması nedeniyle, 8 dakika araında mahsur kaldı. Türkiye'yi heyecanlandıran rahatsızlık şöyle gelişti...

        Başbakan Tayyip Erdoğan rahatsızlandıktan sonra makam aracı, hastanenin bulunduğu Şimşek Sokak'a ters yönden girdi. Panik yapan Erdoğan'ın şoförü, anahtarı kontakta bırakıp dışarı çıktı. Zırhlı Mercedes, otomatik olarak kilitlendi.

        Aracın içerisinde sadece baygın haldeki Erdoğan kaldı. Korumalar bir yandan doktorları çağırırken diğer yandan kapıyı açmak için koşuşturmaya başladı. Önce 'Park yapılmaz' levhasıyla şoför camını kırmaya çalışan korumalar, şans eseri yandaki inşaattan buldukları testere ve balyozla 8 dakikada camı kırabildi.

        Hemen arkadaki araçta bulunan AKP Ankara milletvekili Faruk Koca da aracından fırladı ve yardım etti. Kırık camdan ellerini sokarak kilidi açan korumalar, Erdoğan'ı araçtan çıkarmayı başardı.

        Güneri Cıvaoğlu'nun Milliyet Gazetesi'ndeki yazısı;

        Balyozla çözüm

        Başbakan Erdoğan'a geçmiş olsun diyerek başlayalım... 17 Ağustos 1999 depreminde, dönemin cumhurbaşkanı Demirel İstanbul'daki evindeydi. Saatlerce kimseyle telefon konuşması yapamadı. Bağlantıları tamamen kesikti.

        Aradan 6 yıl geçti, aniden rahatsızlanan Türkiye Başbakanı Erdoğan, resmi aracında kilitli kaldı. Ön camı balyozla kırılan araçtan baygın halde çıkarılarak sedyeye alındı.

        O durumunda, 10 dakika içeride kilitli kalmıştı.

        ........................

        6 yıl önce, cumhurbaşkanı ve başkomutan sıfatlarını taşıyan Demirel'in tüm iletişimden yoksun saatlerce kalışını, Ya savaş olsaydı?.. Başkomutan nasıl olur da doğrudan uyduyla bağlantılı telefon sistemleriyle donatılmaz? diye sormuştuk.

        Bu denli uygarlık dışı kalabilmek izah edilir şey değildi.

        Utanmıştık.

        Dün, AB eşiğindeki Türkiye'nin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan'ın, baygın halde içinde kilitli kaldığı makam aracından balyoz darbeleriyle çıkarılışı da utanç vericiydi.

        Tanrı korusun ama ya gerçekten ciddi bir sağlık sorunu olsaydı...

        Örneğin...

        Dakikaların, hatta saniyelerin bile yaşam çizgisinde önem taşıdığı bir kalp/damar sorunu yaşansaydı...

        Makam aracının kapılarının 10 dakika kilitli kalması nedeniyle oluşabilecek yaşamsal riski düşünebiliyor musunuz?

        - Öncelikle... Elbette Başbakan'ın yaşamı...

        - Sonra da, bir anda Türkiye istikrarının kaosa dönüşmesi... Ekonominin zembereklerinden boşalması...

        ........................

        Allahtan... Bunlar olmadı.

        Ama...

        Alternatif senaryo da buydu.

        ........................

        Bütün dünya televizyonlarında, gazetelerinde Başbakan'ın, resmi aracından camları balyozla kırılarak çıkarılışının bilinç bulanıklığıyla sedyeye konuluşunun görüntüleri yayımlanmakta...

        Uygarlıklar çatışması söylemi için nasıl da kullanılmaya hazır bir malzeme...

        Başbakan'ın şoförü ve korumasının ona çok bağlı oldukları ve böyle bir ani rahatsızlıkla panikledikleri, aracı terk ederken otomatik kilitlenmeye karşı gerekli önlemi heyecan nedeniyle alamadıkları anlaşılıyor.

        Fakat...

        Bu ve benzeri durumlar için daima B planları olmalıdır.

        Araç elektronik ya da mekanik bir arıza yüzünden şoför ve korumalar içerideyken de kilitlenebilirdi.

        O zaman da çözüm balyoz mu olacaktı?

        ........................

        Hastanenin hemen yanında bir inşaat varmış. Balyozu oradan temin etmişler.

        Anlaşılan, inşaat olmasaydı, balyoz da bulunamayacaktı.

        B planı, Böyle durumlarda ancak yanında inşaat bulunan özel hastanelere gitmektir mi olmalı?

        ........................

        Merhum Özal'a suikast girişimini hatırlayın. Anavatan kongresinin yapıldığı salondan çıkarken İçişleri Bakanı Kalemli, Suikastçıyı yakaladık, oraya gidiyorum, gelin isterseniz demişti. Beni de aracına almıştı.

        İnanır mısınız?.. Nereye gideceği konusunda Bakan'a bilgi verilmemişti.

        Önce Çankaya'ya doğru yöneldik. Cumhurbaşkanı Evren'e olayı anlatacaktı. Sonra o iş, telefonla halledildi.

        Bu kez Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne giden yollara vurduk kendimizi... Suikastçının orada olmadığı, Numune Hastanesi'ne götürüldüğü haberi geldi.

        Tamamen aksi istikamette olan Numune Hastanesi'ne vardık. Suikastçı Kartal Demirağ konuşmaya başlamıştı.

        Dr. Kalemli'nin bu olayda bir kusuru yok.

        Sadece bizdeki sistemi/sistemsizliği ortaya koymaya çalışıyorum.

        Yıllardır değişen ne?

        Başbakan'a suikast düzenleyen kişinin nereye götürüldüğünü İçişleri Bakanı'na söyleyen yok... Deprem oluyor, Cumhurbaşkanı'nın saatlerce telefonla irtibatı kesiliyor... Fenalık geçiren Başbakan, hastane kapısına vardığında, bir bakıyor ki aracında yarı baygın ve kilitli kalmış... Aracın camları balyozla kırılarak sedyeye alınabiliyor.

        Gerçekten değişmeyen, sadece değişim mi?

        Akşam / Milliyet

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ