İ.Ü.'de seçim heyecanı
12 bin çalışanı, 89 bin öğrencisiyle Türkiye'nin en köklü üniversitesi İstanbul Üniversitesi, 20 Aralık'ta yeni rektörünü seçecek.
Tülay ACAR / AHT
12 bin çalışanı, 89 bin öğrencisiyle Türkiye'nin en köklü üniversitesi İstanbul Üniversitesi, 20 Aralık'ta yeni rektörünü seçecek. Yaklaşık 2 bin 700 profesör, doçent ve yardımcı doçent sandık başına gidecek. 50 kişilik bir ekibin görev yapacağı seçim salonunda öğretim üyeleri 10 sandıkta oy kullanacak. Seçime az bir süre kala, akademik rekabet sanal dünyaya da taşındı. Adayların, rakiplerinin projelerini bazen isim vererek twitter aracıyığıyla eleştirmesi ise gözlerden kaçmadı.
Rektörlük koltuğuna talip altı adayın beşi doktor kökenli, İstanbul üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Başkanı, Türk Tabipleri Birliği üyesi Prof. Dr. Raşit Tükel, Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Erzengin, Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Keleş, YÖK üyesi Prof. Dr. Harun Cansız ile ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Mehmet Canatar.
“Projelerime devam edeceğim”
Her bir, adayın sıradışı projesi var.İstanbul Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet,
dört yıllık döneminde 90 projeyi hayata geçirdiklerini vurgularken,yeniden aday olmasına ilişkin sorulara şu yanıtı verdi: “4 yılda 90 proje çocuğunuz gibi oluyor büyüdüğünü görmek istiyorsunuz. İşte bu nedenle yeniden aday oldum. Akademik özgürlüklere her zaman inandık ve saygı duyduk. Bu anlayışımızı yeni dönemde de devam ettirmeyi istiyoruz. Yeni dönemde bilginin bilimle ve teknolojiyle buluştuğu projelerimizle İ.Ü'yü hak ettiği saygın yerde kalmasına devam edeceğiz”
“Tıp Fakülteleri'nin içi boşalmış durumda”
Ve rektör Söylet'i en sert eleştiren bir aday .YÖK üyesi, Prof. Dr. Harun Cansız..Prof.Dr. Cansız, neden YÖk üyeliğinden istifa etmeyip aday olduğundan,iki eşi olduğu iddialarına da kadar bir çok sorularına da açıklık getirdi. “Tıp Fakültesi'nin durumu içler açıcı, içi boşalmış durumda. Her biri değer olan hocalarımızı kaybetmiş durumdayız. Bilim üretmek isteyen insanların önlerinin tıkanmış durumda. Göreve gelir gelmez bu sorunu çözmek boynumun borcu olacaktır”
“Özel hayatımda bedelini ödediğim bir konudur”
Prof.Dr. Cansız özel hayatıyla ilgili gündeme gelen bir ididaya ise şu yanıtı verdi:“Bu benim özelimde bedelini ödediğim bir konudur. Dolayasıyla konuşulacak bir konu da yoktur “
“Ankara'da İÜ ofisi açacağım”
Sıradışı bir projesi olan bir aday olan Prof. Dr. İbrahim Keleş ise, Ankara'da,, İstanbul Üniversitesi tabelasıyla ofis açmayı ve akademisyenler için mobbingle mücadele ofisi kurmayı vaad etti ve şunları söyledi:. “Ankara'da üniversitemizin sorunlarınızı konuşalım, burada bizi bakanlarımız, başkanlarımız, cumhurbaşkanımız ziyaret etsin...Birinci elden direk Ankara'daymış gibi birinci elden direk işlerimizi çözelim”.
“İÜ''yü ilk yüzlere taşıyacağım”
Ve kıdemli bir rektör adayı Prof. Dr. Faruk Erzengin, üçüncü ve son kez rektörlüğe aday olan Erzengin'in iddialı bir hayali var. İstanbul Üniversitesi'ni dünya birincileri arasına taşımak.
“Amacım .İ.Ü'yi dünya ilklere taşımaktır. Kaldı ki .tecrrübem var bu yeterlidir, tecrübe olmadan fakülteyi yüceltmek çok zordur”.
“Üniversiteler adeta şirket gibi yeniden yapılandırılıyor”
Prof. Dr. Raşit Tükel ise, demokrat ve örgütlü kesimin desteklediği bir aday. Seçim sistemini eleştiren Tükel, rektörlüğe en yüksek oyu alanın seçilmesi gerektiğine vurgu yaptı.Prof.Dr. Tükel, “Yeni YÖK taslağıyla akademik değerlerin yerini ticari değerler alıyor, üniversiteler adeta bir şirket gibi yeniden yapılandırılıyor. yani bir anlamda bilginin piyasalaştıdığı bir süreç yaşıyor. Ne acıdır ki, özgür üniversite , akademik üniversite artık savunulması gereken değerler arasına geldi. Üniversiteyi üniversite yapmak için aday oldum., en büyük projem de üniversiteyi üniversite yapmak”.
“Sosyal bilimci bakış açısıyla zihniyet edğişimi yaratacağım”
Ve seçime doktor kökenli olmayan son aday Prof. Dr. Mehmet Canatar. Edebiyat Fakültesie öğretim üyesi Prof.Dr. Mehmet Canatar'ın seçim söylemi ise; 'sosyal bilimci bakış açısıyla üniversitede zihniyet değişimi yaratmak.
“Gözler Çankaya'da olacak”
Kuşkusuz yarışın en heyacanlı bölümü final bölümü olacak.Seçimde ilk 6'ya girecek isimler YÖK'e gönderilecek. Bu isimler arasında ya en yüksek oy alan ya da , az oy alsa da kriterlere
uygun bulunup seçilen seçilen üç adayın adı Cumhurbaşkanlığı'na sunulacak.
Ve gözler,, bu noktadan sonra son sözü söyleyecek Çankaya'da olacak.