Ergenekon'un "kayıt" merakı
Levent Ersöz Paşa ve ekibi medyanın önemli isimlerini gizlice kaydetmiş
Em. Org. Şener Eruygur’un genel komutanlığı döneminde Jandarma tüm medyayı takibe aldı. Em. Tümg. Levent Ersöz kendisiyle görüşmeye gelenleri
kaydetti. Daha sonra bu kayıtları görüşme tutanağı haline getirdi.
Tutanaklarda Tuncay Özkan’dan Mehmet Emin Karamehmet’e, Mustafa Balbay’a, pek çok isme rastlamak mümkün. Bir de telefonu yasadışı dinlenen,
konuşmaları kayda alınanlar var; Nuray Başaran gibi…
Yeni Aktüel'den Tuncay Opçin'in haberi
Haftalardır Ergenekon ile yatıp Ergenekon ile kalkıyoruz. Önce iddianameyi,
ardından da iddianamenin eklerini gördük gazete sayfalarında ya da
bilgisayar ekranlarında. Ancak şu anda en çok merak edilen “yeni
iddianame”. Çünkü bu iddianamede Ergenekon Örgütü’nün cunta bağlantıları
ortaya çıkacak.
“Eruygur Cuntası” ile kurulan bağlantılar, cuntanın Ergenekon Örgütü
üzerinden yürüttüğü çalışmalar gözler önüne serilecek. Ancak yeni
iddianamenin en gürültü koparacak kısmı hiç şüphesiz medya ile ilgili
bölümü olacak. Çünkü burada yok yok. Örgüte yapılan baskınlarda ele
geçirilen belgeler arasında Mehmet Emin Karamehmet, Tuncay Özkan, Mustafa
Balbay, Nuray Başaran, vb gibi isimlerin gizli kayıtları, örgütle yaptığı
pazarlık ya da görüşmeler ve yasadışı dinleme kayıtları var.
Adı zanlılar arasında geçen Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa
Balbay’dan başlayalım anlatmaya…
MİT’i rapor ediyor
Mustafa Balbay 5 Ocak 2004’te gizli kayda alınmış. Hükümetin Kıbrıs
politikasından Cumhuriyet’in tirajının arttırılmasına, Tayfun Talipoğlu’na
hakaretten Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Uğur Ziyal’e küfüre kadar her şey
var bu konuşmada. Balbay, Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin’i “tam
Amerikancı” diye jandarmaya adeta şikâyet ediyor. Mustafa Balbay’la
görüşenler ise Em. Tümg. Levent Ersöz ve Em. Alb. Atilla Uğur.
Görüşmede öncelikli konu Kıbrıs. AKP hükümetinin Kıbrıs konusundaki
tutumunu yumuşak buluyor her iki taraf da. Bu konuda ayak direyen
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ikna etmek için hükümet adına devreye
giren ismin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal olduğu konuşuluyor.
Levent Ersöz soruyor; “Kimin kanalıyla bu işi yapmışlar?” Mustafa Balbay
cevap veriyor: Uğur Ziyal kanalıyla. Devamındaki hakaret kısımlarını
geçiyoruz…
Konu bir ara aynı yıl içinde yapılacak yerel seçimlere geliyor. AKP’nin
olası adayları üzerinde duruyor görüşmedeki isimler. Her biri için
değerlendirmelerde bulunuyorlar. Mustafa Balbay meslektaşı Tayfun
Talipoğlu’ndan bahsedince askerler şiddetli tepki veriyor: “Hem Arap-Kürt.
Hem de …” Mustafa Balbay, Talipoğlu için söylenen sözleri tasdik ediyor.
Gündem değerlendirmesine devam eden Ersöz, Uğur ve Mustafa Balbay’ın bir
başka sohbet konusu New York Times’ın dış politika editörünün Türkiye
temasları. Üçlü bu temaslardan hiç de hoşnut kalmamış. Bazı yazarların bu
temaslar çerçevesinde yörünge değiştirdiği konusunda birleşiyorlar.
Hemfikir oldukları isim Murat Yetkin. Radikal’in Ankara temsilcisi için
Balbay’ın hükmü hazır ve kesin; “Murat Yetkin tam Amerikancıdır”.
Görüşmenin bir yerinde Cumhuriyet gazetesi gündeme geliyor. Balbay
şaşırtıcı bir biçimde gazetesini suçluyor. 1989-1993 yılları arasında bazı
yöneticilerin PKK’dan etkilendiğini söylüyor Cumhuriyet’in Ankara
temsilcisi. Ama şimdi tam bir Kuvva-yı Milliye kadrosu hâkim gazeteye.
Balbay’ın yaptığı bir başka iş var ki, anlaşılır gibi değil.
15 Kasım ve 20 Kasım 2003 tarihlerinde El Kaide İstanbul'da bombalama
eylemleri yapmış, bu eylemlerin ardından MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun
Ankara’da 14 gazetecinin katıldığı bir toplantı düzenlemişti. Bu toplantı
için MİT’in Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara Köşkü seçilmişti. İşte
Mustafa Balbay bu toplantıda konuşulanları sekiz sayfalık bir bilgi notuna
dönüştürerek Jandarma İstihbarat Başkanı Tümg. Levent Ersöz’e veriyor...
Karamehmet’e sitem
Ersöz - Balbay görüşmesinin en kritik konusu ise Cumhuriyet gazetesi.
Üçlünün üzerinde anlaştığı plana göre önce Cumhuriyet gazetesinin tirajının
arttırılması gerekiyor. Hedef 100 bin. Bunun için “Aydınlanma Kitapları”
projesinin yeniden canlandırılması düşünülüyor. Bunun için Oyak Bank
sponsor olacak, sponsorluk bedeli de sadece 100 milyar lira.
Balbay’a göre gazete 100 bin satarsa “Gündemi bir başka etkileyecek”.
Balbay’ın bu fikrini Em. Tümg. Levent Ersöz biliyor olmalıydı ki, Jandarma
Genel Komutanı Em. Org. Şener Eruygur’a bundan bahsetmişti bile. Eruygur ve
Ersöz ikilisi bir de plan geliştirmişti. Buna göre “eğitim birlikleri,
askeri okullar, bölge komutanlıkları ve karargâhlara” talimat verilecek,
Cumhuriyet temsilcileri bu komutanlıkları ziyaret edecek, gazeteyi 200 bin
liradan satmayı teklif edecekti. Gazetenin satış ve gerçek fiyatı
arasındaki farkı Jandarma Genel Komutanlığı karşılayacaktı.
Böylece Cumhuriyet ilk önce jandarma birliklerine girecekti. Eruygur daha
sonra uygulamanın aynen diğer kuvvet komutanlıklarında da hayata
geçirilmesini sağlayacaktı. Komutanlıklar bir taraftan Cumhuriyet’e kapıyı
açarken diğerlerine de hafif hafif kapatacaklardı. Bir müddet sonra
birliklerde sadece Cumhuriyet satılıyor ve okunuyor olacaktı.
Ersöz, Eruygur’la yaptıkları bu planı Balbay’a aktarıyor ve bu fikirde
mutabık kalıyorlar…
Jandarma Genel Komutanlığı’nın “konukları” arasında dikkat çeken bir başka
isim ise Mehmet Emin Karamehmet. Çukurova Holding’in patronu ve Show TV’nin
sahibi. Görüşmede yine aynı isimler, Levent Ersöz ve Alb. Atilla Uğur var.
Görüşme tarihi çok önemli. Çünkü bu görüşmeden kısa bir süre önce M. Emin
Karamehmet, Tuncay Özkan’ı medya grup başkanlığından uzaklaştırmıştı.
Özkan’la birlikte Em. Org. Kemal Yavuz ve Yavuz Gökalp Yıldız da işlerini
kaybetmiş, bu durum Şener Eruygur’u çok rahatsız etmişti. Cuntanın medya
ayağının önemli yara aldığını düşünüyordu ve Karamehmet’i bizzat aramıştı.
Ancak her şeye rağmen Karamehmet geri adım atmadı.
Ersöz-Karamehmet görüşmesi tam bu ortamda yapılıyor. Karamehmet uzun
uzadıya işlerini, kredi ilişkilerini, petrol kuyularını anlatıyor. Hemen
ardından Levent Ersöz devreye giriyor ve dönemin Jandarma Genel Komutanı
Şener Eruygur Paşa’nın sitemini iletiyor Karamehmet’e; “Komutanımızın size
selamı var. Kendisi yurtdışında. Kendisi ile görüşmemiz esnasında şunları
size iletmemizi istedi. ‘Tuncay Bey’le ilgili bunu Mehmet Bey’den
beklemezdim’ dedi. Kendisi çok üzüldüler. Bir iki yıllık sıkıntıları
paylaşmış, sizlere yardımcı olmuş bir insan. Bazı çevrelerden, bazı
kişilerden size birtakım şeyler gelmiştir. Geldiğini de biliyoruz. Sonuçta
bu bir vefadır, ama bütün bunlara rağmen karşılıklı olarak iyi niyetin
göstergesidir. Bu söylediğim konu yerine gelsin. Mehmet Bey beni hiçe
saydı, bu konuyu kendisine aktar, umarım bu konunun telafisini yapar” diyor.
Karamehmet, Tuncay Özkan’ın ayrılışında kendisinin bir kusuru olmadığını
anlatıyor Ersöz’e. Bu saatten sonra geri adım atmasının mümkün olmadığını
da muhatabının anlayacağı bir şekilde dile getiriyor. Ancak Eruygur’un
adamları için asıl önemli olan Show TV gibi bir kuruluşun yayın çizgisi. Bu
çizgiyi de sadece Tuncay Özkan’ın koruyabileceğini düşünüyorlar.
Çukurova Ergün Poyraz’a maaş vermiş
16 Aralık 2003’te ise Levent Ersöz’ün konuğu Tuncay Özkan. Uğur, Ersöz ve
Özkan üçlüsü Karamehmet’le yapılan toplantının sonuçlarını tartışıyor
aralarında. Özkan, Karamehmet’in anlattıklarının dikkat alınmaması
gerektiğini anlatıyor komutanlara. Grup hakkında bilgiler veriyor. Özkan’a
göre Karamehmet’in Ankara’daki iki “has” adamı Nuray Başaran ve İsmail
Küçükkaya. Başaran ve Küçükkaya’nın Ankara’da Çukurova Holding’in işlerini
takip ettiğini Karamehmet, Tuncay Özkan’a bizzat anlatmış. Grubun başına
geldiğinde de bu iki isme asla dokunmaması gerektiğini söylemiş. Özkan bu
görüşmede Akşam’ın Ankara temsilcisi Nuray Başaran’a inanılmaz suçlamalar
yöneltiyor.
Ancak Levent Ersöz aynı dönemde Nuray Başaran ile de görüşüyor. Bu
görüşmelerden birinde Başaran iş takibi yaptığını anlatıyor; “Mesela ben
size geldiğimde o parklar projesinin iznini buralarda takip etmiştim.
Sizden mesela jet hızıyla çıktı o olurlar. Devlette, diğer kurumlarda iş
yürümüyor.”
Başaran’ın söyledikleri sadece bunlarla sınırlı değil. İddiasına göre,
Tuncay Özkan Show TV’ye transfer edildiği dönemde Kanal D’nin arşivini
çalmış; “Gelirken mesela Kanal D’nin arşivini çalıp getirip bize satmışlar
500 bin dolara, bunlar hep tespit edildi” diyor.
Özkan’ı, Mesut Yılmaz ile birlikte çete olmakla da suçluyor Başaran;
“Devlette maalesef Mesut Yılmaz’la birlikte çete oluşturmuşlar. Yılmaz,
Kemal Derviş’in telefonlarını dinlettiriyordu.” Bunları anılarını yazdığı
kitapta anlatacakmış Nuray Başaran.
Jandarma İstihbarat Başkanlığı da Nuray Başaran’ı o tarihlerde adım adım
takip etmiş.
Yurtiçi ve yurtdışı seyahatleri, kimlerle görüştüğü hep dosyalanan bir isim
Nuray Başaran. Levent Ersöz'ün bir başka isteği daha olmuş o görüşmede
Başaran’dan; Yazar Ergün Poyraz’a Çukurova Medya Grubu’nun bağladığı maaşın
kesilmemesi; “Sizden özel bir ricamız var. Ergün Poyraz’a grubun bir
katkısı vardı. Şu an onu kestiniz. Sıkıntınızı biliyoruz. Yüzde elli
indirerek bu ödemeyi devam ettirirseniz gerçekten iyi olacak. Ki sürekli
olarak dik duran bir arkadaşımız. Mücadelelerini biliyorsunuz, şahsı da
tanıyorsunuz, öyle kirli işlere konu olmayan bir çocuk.”
Ergenekon Operasyonu bu haliyle çok daha fazla can yakacak, toz kaldıracak
gibi…
Yeni Aktüel- Tuncay Opçin