Mehmet Çalışkan

Hande Doğandemir...
Yönetmen Erdal Murat Aktaş'ın fikir babası ve genel yönetmeni olduğu 'Sen İstersen Dünya Değişir' adlı sosyal sorumluluk projesinin yüzü.
UNESCO, Kızılay, Beykoz Üniversitesi ile Türk Alman Üniversitesi'nin partneri olduğu, birçok sivil toplum örgütü tarafından desteklenen projenin amacı çeşitli sorunlara dikkat çekerek fark yaratmak ve ihtiyaç sahiplerine yapılacak bağışlara aracılık etmek.

'Sen İstersen Dünya Değişir'in için ilk adım 'Eğitimde Fırsat Eşitliği' başlığı altında Kars'ta atıldı. Erdal Murat Aktaş ile Hande Doğandemir, Kars'taki Subatan İlkokulu ile Soylu İlkokulu'ndaki ihtiyaç sahibi çocuklar için yapılan bağışları götürdüler. Ardından da 'Göç' başlığı altında Mardin'e giderek göçmen çocuklarla vakit geçirip Kızılay'dan gelen yardımların düzenlenmesine destek verdiler.

Erdal Murat Aktaş ile Hande Doğandemir, 'Bucket List' başlığıyla Youtube ve sosyal medyaya da taşıyacakları 'Sen İstersen Dünya Değişir' projesindeki çalışmalarıyla belki dünyadaki sorunları bitiremeyecekler. Ne var ki birilerinin hayatını değiştirecekler. Tıpkı 'Deniz Yıldızı Hikâyesi'nde olduğu gibi...
Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, gece çıkan fırtınada sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve der ki; "Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun?"
Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi, "Yaşamaları için. Çünkü biraz sonra güneş yükselecek, deniz yıldızları o zaman kuruyup ölür" der.
Diğer adam şaşkınlıkla karşılık verir, "İyi ama burada binlerce deniz yıldızı var. Hepsini atmanıza imkan Yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?"
Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan adamın cevabı şu olur; "Bak onun için çok şey değişti."

Hande Doğandemir, Habertürk HT Stüdyo'da Mehmet Çalışkan'ın konuğu olarak 'Sen İstersen Dünya Değişir'deki çalışmalarını anlattı. Ve ilk kez tiyatro deneyimi olan 'Waterproof' ile yaşadığı heyecanı paylaştı.

Yeni bir sosyal sorumluluk projesi; 'Sen İstersen Dünya Değişir'... Projedeki amacınız nedir?
Erdal Murat Aktaş'ın bir projesi. Kendisi destek olmam için bana geldiğinde ortaya koyduğu fikri çok sevdim. Küresel ölçekte problem gördüğümüz konulara dikkat çekmek ve ortak bir bilinç oluşturmak için yola çıktık. Aslında hem Türkiye'yi hem de dünyayı ilgilendiren birçok problem var. Bunlar göç, eğitimde fırsat eşitliği, iklim değişikliği gibi hepimizi ilgilendiren belli başlı konular. İlk olarak da Türkiye'den başlamak istedik.

Sence günümüzde dünyanın en önemli sorunu nedir?
O kadar çok ki... Açlıktan tutun da iklimin bozulmasına kadar. Muhtemelen çok kısa bir süre sonra ciddi problemlerle karşılaşacağız. Mesela su kıtlığı gibi. Hepsi o kadar birbirinden elzem ki... Gerçekten bu noktada en önemli sorun ayrımı yapamıyorum. 'Sen İstersen Dünya Değişir'de mümkün olduğunca fazla soruna dikkat çekmek için yola çıktık.

Hande Doğandemir, Subatan İlkokulu'nun öğrencileriyle paylaştığı günü öz çekimle bitirdi.

Olur ya... Elinde bir sihirli değnek olsa öncelikle dünyada neyi değiştirmek istersin?
Neler yaparım, neler... Hangi birini anlatayım. Dünyada müthiş bir eşitsizlik var. Bir yerde açlıktan ölen insanlar diğer yanda gereksiz lüks içinde yaşayan insanlar var. Galiba ilk önce bunun dengesini kurmaya çalışırdım.

Önce Kars'a sonra da Mardin'e gittiniz. Oralarda ne yaptınız?
İlk başlığımız eğitimde fırsat eşitliğiydi. Bu sebeple biz de Kars'ın birkaç köyüne giderek bazı okulları ziyaret ettik. Ben projeye şöyle bir yerinden de dahil olmak istedim; gittiğim yerlerde fotoğraf da çekiyorum, kendi özel ilgi alanım. Hem çektiğim fotoğraflarla hem de gözlemlerimle her gittiğimiz yerle ve konuyla ilgili Youtube ve sosyal medya hesaplarımdan 'Hande Doğandemir ile Bucket List' adı altında yazılar da paylaşacağım. Henüz onları yayınlamadım. Gittiğim yerlerdeki gözlemlerimi, yaşadıklarımı paylaşacağım.

Belki sonra bir kitap haline de getirirsin...
Neden olmasın? Olabilir. Kars'a gittiğimizde şunu gördüm; bazı sınıfları ortak okutuyorlar. Birinci ve ikinci sınıfın öğrencileri aynı sınıftalar. Küçücük bir binada bütün çocuklar aynı sınıfta. Ayaklarında ayakkabısı olmayanlar vardı. Çok zor şartlarda okuyanları gördüm ama bir yandan da baktığımda çok da mutlu çocuklar gördüm. 'Siz gerçekten mutlu musunuz?' dedim. Çok mutlu olduklarını söylediler. Bazıları gerçekten dünyayı o köyden ibaret sanıyor ama içlerinde beyin cerrahı, polis, doktor, öğretmen olmak istediklerini söyleyenler de vardı. Bizim gittiğimiz okullar öğretmenler açısından şanslıydı. Çok bilinçli öğretmenleri vardı. Kısıtlı imkanlarla verebildikleri kadar bilgiyi onlara vermenin peşindeler. Bakalım inşallah bir bilgisayar odası yapacağız. Biz, ihtiyaç sahibi kişilere bağış yapmak isteyenlere aracı oluyoruz. Amacımız bu noktada fark yaratmak ve dikkat çekmek.

 

Siz dikkat çekiyorsunuz, ihtiyaç sahibi insanlar var. 'Onlara el uzatın' diyorsunuz değil mi? Amacınız bu.
Aynen. Aynı zamanda hem Kars'ta hem Mardin'de 'Kültürel Mirası Koruma' başlığı altında oralarda görülmesi ve korunması gereken yerleri de ziyaret ettik. Mesela Kars'ın Ani Harabeleri... Kültürel miraslarımızı da anlatacağız. Onların korunarak gelecek nesillere ulaşması gerektiğine dair de dikkat çekeceğiz. 

Senin daha önce de sosyal sorumluluk projen vardı.
Evet, rahim ağzı kanseri projesine de destek vermiştim. O da çok önemli, çoğumuzun eksik bilgisinin olduğu bir konu. O da çok güzel bir proje olmuştu. Onun da dikkat çekilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğunu düşünüyorum.

'Sen İstersen Dünya Değişir'in yüzü olduktan sonra proje kapsamında gittiğin yerlerde bir aydınlanma yaşadın mı?
'Oraları çok görmek istiyorum' deyip günlük telaşımızda bir türlü zaman ayıramadığımız yerlere gittim. Mesela tatil için yurt dışına gidiyoruz, Güney'e iniyoruz ama oralara gidip vakit ayırmıyoruz. Aslında çok yakınımızda ve çok görülmesi gereken yerler. 'Sen İstersen Dünya Değişir', benim için öyle bir fırsat da yarattı. Kars'ı, Mardin'i ve oraların insanlarını çok sevdim. Oralarda bambaşka bir kültür var. Bizim kültürümüz, aslında kıymetini bilmediğimiz bir kültürümüz. Birçok medeniyetin yaşamış olduğu iki şehir. Biz oralarda müzeleri, tarihi yerleri gezdik. Mardin'de gittiğimiz bir yer vardı mesela, orayı gezdiren görevli 'Daha % 95'i toprak altında' dedi. O kadar büyük bir yerdi ki... İnanılmaz yerler var.

Evet, uygarlığın beşiği olan yerler...
Evet, öyle. Kaç uygarlık geçmiş oralardan. Biz gerçekten nasıl gidip görmeyiz? Kendime kızdım; 'Daha önce nasıl gelip görmedim buraları' dedim. Vakit ayırıp mutlaka görülmesi gereken yerler. Ufkum da genişledi ayrıca. O kadar medeniyetin geçtiği yerlere ayak basmak inanılmaz bir enerji. Çok acayip bir enerjisi var. Kim bilir oralardan ne medeniyetler geçti, neler yaşandı ve biz oralara gitmek için vakit ayırmıyoruz. 'Nasıl bugüne kadar gitmemişim?' diye hayıflandım.

Sen İstersen Dünya Değişir'in bundan sonraki adımı ne olacak?
Yurt dışı adımlarımız olacak. Başlığımız 'Göç' olacak. Yurt dışına gidip, doğru bir nokta seçerek dikkat çekebileceğimiz bir çalışma yapmaya çalışacağız.

Kariyerin için nasıl planlamalar yaptın? Geleceğinle ilgili neler düşünüyorsun?
Yaptığım işle çok fazla insana ulaşma gücüne sahip olduğumun farkındayım. O yüzden bu gücü olabildiğince faydalı kullanmaya çalışıyorum. O gücü, okuduğum bir kitabı paylaşmaktan sorunlara dikkat çekmeye kadar birçok kalemde kullanmaya çabalıyorum. Açıkçası, kariyerimde biraz da bunlara ağırlık vererek bu noktada hayata, kendime, başkalarına faydalı olmanın yollarını arıyorum.

Oyunculuk sana ne ifade ediyor?
Ben aslında sosyoloji mezunuyum. Yola, iletişim sosyolojisiyle çıktım sonra sektöre kamera arkasıyla girip oyuncu oldum. Oyunculuk, hep istediğim bir alandı. Sonra onun eğitimini almaya başladım. Hayat bir şekilde yolumu çizdi. Sosyoloji okudum, iletişim sosyolojisi üzerine çalıştım. Oyunculuk, bana daha çok manevi bir haz veriyor. Oyunculuğu, sosyolojiyle birleştirip toplumsal bir harekete çevirdiğimde tamamen manevi bir haz yaşıyorum.

Eğitimini aldığın sosyolojinin oyunculuğuna katkısı nedir?
Sosyoloji aslında tamamen gözlem üzerine bir bilim dalı. Gözlem ve onun çözümleriyle ilgili. Oyunculuğun da bir gözlem üzerine, gözlemle temellendirilen bir alan olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla biz içinde yaşadığımız topluma işler yapıyoruz. Sosyoloji, tabii ki içerik üretmede, okuduğumuz içeriği algılamada, onun analizini yapma konusunda bana çok yardımcı oluyor.

'Waterproof' adlı oyunla tiyatroya başladın. Neler hissediyorsun?
İlk tiyatro oyunum, o yüzden benim için çok özel ve heyecan verici bir proje. Çok uzun süredir yapmak istiyordum ama doğru bir yerde, doğru bir başlangıç olsun istedim. Craft Tiyatro'da Çağ Çalışkur'un yeni oyunu.

Tiyatro sana neler kattı?
O bambaşka bir yolculuk. Başlarda zorlayıcı bir süreçti ama her anına değerdi. Gerçekten kendinizi oyuncu olarak hissettiğiniz yer orası. Oyunculuğu bütün hücrelerinize kadar hissettiğiniz bir alan.

Çağ Çalışkur'un yönettiği 'Waterproof''ta Hande Doğandemir'in rol arkadaşları Aslı İnandık, Bala Atabek, Başak Daşman ve İdil Sivritepe. Neil Anthony Docking'in yazdığı 'Waterproof'u Bircan Çağlar ile Özge Çalışkan çevirdi.