Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Ölüsü de dirisi de faydalı! Koronavirüs ile savaşıyor!
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM

21-23 Ekim 2020 tarihlerinde online olarak gerçekleşen 13. Ulusal Gıda Kongresinde yeni kavramlar ele alındı. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, "Probiyotik ve prebiyotik konusunda yapılan son araştırmalarla bu konudaki bilgilerimizde önemli değişiklikler oldu" dedi.

İŞTE PREBİYOTİK KAYNAĞI OLAN BESİNLER

Probiyotikleri yeterli miktarda alındığında insan ya da hayvan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan bakteri, maya gibi canlı mikroorganizmalar olarak açıklayan Dr. Bektaş, "Yoğurt, kefir, turşu, boza vb. gıdalar bu faydalı mikroorganizmaları yeteri kadar içerdikleri takdirde probiyotik gıda kabul olarak edilir. Bu gıdaların, Türk Gıda Kodeksine göre, probiyotik ürün olarak kabul edilmesi için gram ya da mililitresinde en az 1 milyon canlı probiyotik bakteri içermesi gerekmektedir. Uygun olmayan üretim, depolama ve bekleme yüzünden probiyotik bakteriler zarar görebilmektedir. Prebiyotikler ise probiyotik özellikteki mikroorganizmalar tarafından kullanılan ve onların besini olan gıda bileşenleridir.

Genelde prebiyotikler çözünür diyet lifleri içerisinde yer almaktadırlar. Prebiyotik kaynağı olan besinler; hindiba, kuşkonmaz, elma, domates, yer elması, enginar, muz, avokado, pırasa, sarımsak, soğan, keten tohumu, salep, kakao tam tahıl ve baklagildir. Bir prebiyotik diyet lifi olabilir. Her diyet lifi prebiyotik olmak zorunda değildir. Örneğin, buğday ve mısır kepeği gibi suda çözünmeyen lifler; prebiyotik değildir ve probiyotik bakterilerce kullanılamazlar" dedi.

"COVID-19 İÇİN DE FAYDA SAĞLAMA POTANSİYELİNE SAHİP"

Dr. Atilla Bektaş, "Paraprobiyotikler ve postbiyotikler, fonksiyonel gıdalar alanında, son 5 yılda probiyotiklere alternatif olarak ortaya çıkan yeni kavramlardır. Paraprobiyotikler, 'inaktive probiyotikler' veya 'hayalet probiyotikler'olarak da adlandırılırlar ve cansız (inaktif) mikrobiyel hücrelerdir. Postbiyotikler ise canlı bakteriler tarafından salgılanan veya bakteriyel parçalanma sonucu ortaya çıkan, metabolitler ve/veya hücre duvarı bileşenleridir. Canlı organizmalar olmaları nedeniyle üretim, saklama ve depolanma sürecinde ve yenildiklerinde sindirim enzimleriyle canlılıklarını yitirdiklerinden, probiyotiklerden gıda endüstrisinde tam olarak yararlanmak mümkün olmamıştır. Son gıda Ar-Ge çalışmaları, probiyotik etkinin ölçülmesinde sadece canlı mikroorganizma sayısının değil, cansız 'paraprobiyotik' ya da probiyotiklerden türetilmiş biyomoleküller ve 'postbiyotiklerin' ölçülmesinin önemli olduğunu göstermektedir. Paraprobiyotik ve postbiyotikler viral enfeksiyonlarda etkili paraprobiyotikler ve postbiyotikler, probiyotikler gibi bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Son çalışmalar paraprobiyotiklerin bu yolla birçok viral solunum enfeksiyonunun yanı sıra, Covid -19 için de fayda sağlama potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir" dedi.

"STANDART YOĞURT VE KEFİR KÜLTÜRÜ PROBİYOTİK DEĞİLDİR"

Dr. Bektaş, "Bir mikroorganizmanın probiyotik olarak nitelendirilmesi için bağırsak çeperine tutunabilme yeteneğinin olması gerekir. Standart yoğurt ve kefir kültürü probiyotik değildir, ancak bu gıdalardaki mikroorganizmalar bağırsaktan geçerken sağlık üzerine olumlu katkıda bulunurlar. Önceki bilgilerimizin aksine yoğurt, tarhana, lahana turşusu, salamura sebzeler, boza, kombu çayı gibi bazı gıdalar çoğu kez yeterli miktarda canlı probiyotik bakteri içermezler. Ancak bu gıdaların postbiyotik ve paraprobiyotik içerikleri ile sağlık için fayda sağlamaktadır. Gıdalarda doğal olarak bulunan miktarın arttırılması için çalışmalar bu açıdan çok önemlidir" diye konuştu.

PARABİYOTİK ELDE ETMEK İÇİN KULLANILAN YÖNTEMLER

Canlı bakterilerin inaktivasyonu yoluyla paraprobiyotik elde etmek için çeşitli yöntemler uygulandığını söyleyen Dr. Bektaş, "Bunlar ısıl işlem, formalin gibi kimyasalların uygulanması, gama veya ultraviyole ışınlama ve sonikasyondur" diyerek, paraprobiyotik ve postbiyotik ürünlerin avantajlarını anlattı:

"*Canlı probiyotik bakterilerin kullanımından kaynaklanan güvenirlilik problemlerinin olmaması,
*Antibiyotik direnç genleri alma ve aktarma olasılığının bu ürünlerde olmaması,
*Duyarlı ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde, bağırsak lümeninden kana bakteri geçiş riskinin olmaması,
*Canlı probiyotik bakterilerin aksine enfeksiyon risklerinin olmaması,
*Probiyotik gıdalar için raf ömrü sorununun bunlarda olmamasıdır."

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.