Yunanistan’ın AEK takımını Atina’da 3-1 yenen Trabzonspor, kendi sahasında umulmadık bir yenilgi aldı…

Avrupa Ligi gruplarına yenilmesine rağmen kalmayı başaran bordo-mavililer, deyim yerindeyse "öldü öldü dirildi".

Karşılaşmaya ilk maçın farklı galibiyet moraliyle başlayan Trabzonspor, biraz da bu rahatlığın verdiği psikolojiyle oyundan uzaktı. AEK, yeni bir teknik direktörle gelmişti Trabzon’a. Büyük bir istek vardı rakip takımda. Daha çok topla oynayan ve baskı kuran onlardı. Organize paslar ve sahanın her alanında etkili oluşları dikkat çekti.

Üstelik bir hata ve penaltı golleri işleri iyice zora soktu…

İlk yarı Trabzonspor sahada ne yaptığını bilmeyen sıradan bir takım görünümündeydi. Tam anlamıyla rakibin oyun üstünlüğüne boyun eğdiler. Üstelik Abdülkadir Ömür’ün sakatlanması tüm planları altüst etti. Topa hakimiyeti çok iyi olan Mikel’in top kayıpları Ünal Karaman’ı müdahaleye zorladı. Marsilya altyapısından gelen genç oyuncu Yusuf Sarı ilk yarının bitimine dakikalar kala sahadaydı…

Ne var ki tecrübesizliğin verdiği telaş, oyununa yansıdı Yusuf’un. Top kayıpları bir yana, iyi yer tutamayışı bu değişikliğin yanlış olduğunu gösterdi. 44’te oyuna giren Yusuf, 80’de oyundan alındı. Ünal Karaman bu değişikliği yaparak bir anlamda oyunu dengeledi. Genç oyuncu Yusuf verilen şansı ne yazık ki iyi kullanamadı. Taraftarın tepkisini alması bu genç futbolcunun moralini de bozdu ister istemez...

İKİNCİ YARI GERÇEK TRABZONSPOR SAHADAYDI

Karşılaşmayı iki etaplı değerlendirmek gerekirse, ilk yarı ne yaptığını bilmeyen bir takım vardı. İkinci yarı ise tam tersine gerçek Trabzon sahadaydı…

Seyircinin desteğiyle oyunda denge kuran ve üstünlüğü ele geçiren bordo-mavililer önemli fırsatlar yakaladı. AEK kalecisinin çıkardığı 3 net pozisyon dışında bir de direğin dibinden çıkarılan top vardı.

Teknik direktör Ünal Karaman’ı ilk yarı sahaya çıkardığı kadroya bakarak eleştirmekte fayda var. Takımın golcüsü Sörloth’un neden yedek soyunduğu elbet sorgulanmalı. 35 dakikada oyuna girerek takımın gücünü arttırdığı bir gerçek.

Oyunun geneline baktığımızda, kaptan Sosa’ya ayrı bir parantez açmak gerekir. 90 dakika sahada kalan, ne yaptığını bilen, iyi paslar dışında rakip ataklarını kesen Sosa müthiş bir performans sergiledi. Oyunu bir orkestra şefi gibi yönetti. Orta alanda tek başına kalmasına karşın her dakika daha iyi oynayarak takımı ayakta tuttu.

SOSA VE NWAKAEME YILDIZLAŞTILAR

Bir başka yıldızlaşan isim ise Nwakaeme oldu. İlk yarı top süren, atak başlangıçlarını sonlandıramayan Nwakaeme ikinci yarı bambaşka bir oyun ortaya koydu. Aldığı her topla rakiplerini çok rahat geçen, müthiş toplar taşıyan bir oyuncu kimliğine büründü. Getirdiği topları arkadaşları değerlendirebilse skor çok farklı olurdu.

UEFA Avrupa Ligi gruplarına kalmayı başaran Trabzonspor önce Sosa sonra Nwakaeme’ye teşekkür etmeli.

Ünal Karaman elindeki Sosa, Ekuban, Nwakaeme, Abdülkadir Ömür ve Sörhloth gibi oyuncuların gücünü mutlak biliyor. Bunları nasıl daha iyi kullanabilirim diye formül geliştirmeli.

AEK MAÇI ÖNEMLİ BİR DERS OLMALI

Hafta sonu oynayacakları Fenerbahçe karşılaşması mutlaka teknik heyetin ve futbolcuların kafasını karıştırmış olabilir. Ancak böylesine önemli bir Avrupa maçının riske atılması affedilemez. Çok rahat turu geçmek varken, zorlanması hatta yenilmesi önemli bir ders olmalı.

Baskı karşısında top çıkarmada zorluk yaşayan bordo-mavililer savunma sorununu çözmek zorunda. Stoper oynayan Portekizli Fernandes’in hazır olmadığı bir gerçek. AEK karşısında yaptığı bir hata golle sonuçlandı. Bir önemli hata daha yaptı. Ünal Karaman bu konuyu elbet düşünecektir.

Her şey bir yana Avrupa Ligi’nde yer almak çok önemliydi Trabzonspor adına. Bunu gerçekleştirmeyi başardılar. Bundan sonraki maçlara çıkarken yapılan hataları düzelteceklerine şüphe yok.

Şimdi önlerinde çok önemli bir lig maçı var. Fenerbahçe deplasmanı en az AEK karşılaşması kadar zorluk derecesi yüksek bir maç olacaktır.

Geçen yıldan bu yana büyük yükseliş gösteren bordo-mavililer, her iki kulvarda yürümek istiyor. Bunun için elinde yeterli oyuncu grubu olduğu gerçeğini unutmasınlar...