İNDER Başkanı Engin Keçeli: Kentsel dönüşüm, kimsenin takdirine bırakılacak bir iş değildir
İNDER, 1. Kentsel Gelişim Zirvesi ile sektörün paydaşlarını bir araya getirdi. Açılış konuşmasında kentsel dönüşümle ilgili açıklamalar yapan İNDER Başkanı Engin Keçeli, "Kentsel dönüşüm, var olanı iyileştirir ancak kentsel gelişim ise yeni olanı inşa eder. Artık yapı yenilemeye sıkışmış, rantsal tartışmalarla daraltılmış bir dönüşüm anlayışının ötesine geçmek zorundayız. Kentsel dönüşüm, kimsenin takdirine bırakılacak bir iş değildir. Çünkü kent, yalnızca binalardan ibaret değil veya sadece barınılan değil, yaşanmak istenilen mekânlar olmalı" dedi
ABONE OLİnşaatçılar ve Gayrimenkul Geliştiricileri Derneği (İNDER), 14 Ocak’ta İstanbul'da 1. Kentsel Gelişim Zirvesi’ni düzenledi.
İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Engin Keçeli, zirvenin açılış konuşmasına; “Bugün burada bir yaklaşımı, duruşu ve vizyonu başlatmak için bir aradayız. İNDER olarak 2026’y İnsan Odaklı Dönüşüm Yılı ilan ettik. Bu anlayışla şekillendirdiğimiz ilk etkinliğimizi gerçekleştiriyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diyerek başladı.
Zirvenin isminin “Kentsel Gelişim Zirvesi” olması hususunda Engin Keçeli, şunları dile getirdi:
“Kentsel dönüşüm, var olanı iyileştirir ancak kentsel gelişim ise yeni olanı inşa eder. Artık yapı yenilemeye sıkışmış, rantsal tartışmalarla daraltılmış bir dönüşüm anlayışının ötesine geçmek zorundayız. Kentsel dönüşüm, kimsenin takdirine bırakılacak bir iş değildir. Çünkü kent, yalnızca binalardan ibaret değil veya sadece barınılan değil, yaşanmak istenilen mekânlar olmalı. Bizim için kentsel gelişimin merkezinde insan var. İnsanı büyütmeyen bir şehir, sadece yapı üretir. Oysa güven, huzur ve aidiyet; betonla değil, insanla ve ruhla inşa edilir. Kente sahip çıkma bilincinin tek başına yöneticilerin ya da uzmanların sorumluluğu olmadığına inanıyoruz. Bu sorumluluk, bireylerin aktif katılımını gerektiriyor. Bu bilinç; eğitimle, farkındalıkla ve kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir şehir kültürüyle gelişir. Vatandaşlarımıza ve gençlere, yaşadıkları kentin içinde bulunulan bir mekândan ibaret değil, korunması gereken ortak bir değer olduğunu öğretmek zorundayız. Vatandaşlarımızı, yaşadıkları kente ilişkin hukuksal hakları konusunda bilgilendirmeli; hangi haklara sahip oldukları, neleri talep edebilecekleri ve bu talepler için hangi mercilere başvurabilecekleri konusunda açıkça bilgilendirmeliyiz.”