2016'da gerçekleşen Avrupa Birliği'nden ayrılma referandumunun ardından İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en kaotik günlerini yaşayan İngiltere'de siyaset Başbakan Theresa May'in görevinden istifa edeceğini açıklamasının ardından bir kez daha ısındı. Brexit'i resmi tarih olan 29 Mart'ta gerçekleştiremeyen ve AB ile vardığı 'boşanma anlaşması' İngiliz parlamentosu tarafından 3 kez reddedilen May, başbakanlık konutu önünde yaptığı basın toplantısında gözyaşlarıyla istifa etti.

May'in 7 Haziran'da görevi bırakacağını açıklamasıyla birlikte Muhafazakar Parti'deki liderlik yarışı da hızlı bir şekilde start aldı. Ancak çıkardığı son dört başbakan olan, Theresa May, David Cameron, John Major ve Margaret Thatcher'ı parti içerisinde AB ile ilgili yaşanan görüş ayrılıklarına kurban veren Muhafazakar Parti'deki liderlik yarışına da bu ayrım damga vuracak gibi gözüküyor.

20. yüzyılın en etkili siyasetçilerinden biri olarak gösterilen ve radikal politikalarıyla bilinen İngiltere'nin 'Demir Leydi'si Margaret Thatcher, 11 yıl görev yaptıktan sonra Avrupa Birliği'nin daha ileri düzeyde entegrasyon öngören reformlarına karşı çıktığı için partisiyle ters düşmüş ve görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Thatcher, istifasının ardından aracının arka koltuğunda ağlarken görüntülenmişti...

BEŞ İSİM ADAYLIĞINI AÇIKLADI

May'in istifasının üzerinden henüz 24 saat geçmişken, parti içerisindeki 5 isim liderlik yarışına katılacaklarını açıkladı. Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Uluslararası Kalkınma Bakanı Rory Stewart, Sağlık Bakanı Matt Hancock, eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson ve eski Çalışma ve Emeklilik Bakanı Esther McVey, Muhafazakar Parti liderliği için adaylığını açıklarken, bu isimlere eski Brexit Bakanı Dominic Raab ve Çevre Bakanı Michael Gove'un eklenmesine kesin gözüyle bakılıyor. İngiliz basını aday sayısının 10'dan fazla olabileceğini yazarken, partinin birçok önde gelen isminin adaylık konusunu değerlendirdiği belirtiliyor.

Muhafazakar Parti'de yapılacak liderlik seçiminde ilk olarak milletvekilleri adayları oylayacak ve bu oylamada en çok oyu alan iki isim daha sonra Muhafazakar Parti'nin 124 bin üyesi tarafından oylanacak. Bu aynı zamanda Muhafazakar Parti üyelerinin direkt olarak başbakanı seçtiği ilk oylama olacak. Parti üyeleri son olarak 2005 yılında David Cameron'ı genel başkan olarak seçmiş, 2016 yılında Theresa May rakipsiz olduğu için parti üyelerinin oylamasına sunulmamıştı.

İngiltere'nin Theresa May'den önceki başbakanı David Cameron, net bir şekilde kazandığı seçimlerin ardından AB'den ayrılma tartışmalarını sonlandırmak için en uygun zamanda olduğunu düşünmüş ve İngiltere'yi referanduma götürmüştü. Ancak Cameron, 'Avrupa Birliği'nde kalma' yönünde kampanya yapsa da referandum sonucu beklediği gibi olmamış ve Cameron istifa etmek zorunda kalmıştı...

BAHİS ŞİRKETLERİNE GÖRE FAVORİ BORIS JOHNSON

Theresa May'in istifasıyla startı verilen başbakanlık yarışında şüphesiz ki en öne çıkan isim Boris Johnson. Brexit referandumu kampanyasında Brexit yanlılarının önde gelen isimlerinden biri olan Johnson, referandum sonrasında Cameron'dan boşalan koltuk için önemli adaylardan biriydi ancak parti içerisinde desteğini kaybedince adaylıktan çekilmişti.

Johnson'ı bu kez parti içerisinde öne çıkaran ise Brexit yanlısı tutumu olacak gibi gözüküyor. Dün Theresa May'in istifası sonrasında İsviçre'de katıldığı bir ekonomi konferansında konuşan Johnson, yeni bir liderin bazı şeyleri farklı yapma fırsatı olacağını söyledi ve ekledi: "Avrupa Birliği'nden 31 Ekim'de ayrılacağız, anlaşmalı ya da anlaşmasız. Güzel bir anlaşma almanın yolu, anlaşmasız ayrılığa hazırlanmaktır" ifadelerini kullandı.

Johnson'ın Brexit'i gerçekleştirmek için ortaya koyduğu 'anlaşmasız ayrılığı' da göze alan tutumunun Muhafazakar Parti'nin bir sonraki seçimdeki başarısı için önemli olduğu düşünülüyor. Zira Nigel Farage önderliğindeki yeni kurulan Brexit Partisi, Avrupa Parlamentosu seçimleri için yapılan anketlerde Muhafazakar Parti'yi geçmiş gözüküyor ve buraya giden oyları geri getirmenin yollarından birinin de Brexit yanlısı bir lideri partinin başına getirmek olduğu düşünülüyor. Bilindiği gibi İngiltere siyasetini derin bir biçimde ikiye bölen Brexit referandumunda Muhafazakar vekillerden 185'i AB'de kalmak, 138'i ise ayrılmak yönünde tutum sergilemişti.

İngiltere'deki liderlik yarışı için bahis büroları da bahis oranlarını açıklamış durumda. Birçok bahis bürosu Boris Johnson'ı favori olarak gösterirken, Avrupa'nın önde gelen bürolarından biri Johnson'ın seçimi kazanmasına 2.25 oran verirken, en yakın rakibi eski Brexit Bakanı Dominic Rabb'a ise 5 oran veriliyor. Aynı büro, Michael Gove, Jeremy Hunt ve Andrea Leadsom'ın seçimi kazanmalarına ise 9 oran veriyor.

BORIS JOHNSON'IN TÜRK KÖKENLERİ

2008'de Londra Belediye Başkanı seçilen, aşırı sağa ve İngiliz milliyetçiliğine yakın fikirleriyle bilinen ve fiziksel benzerliği nedeniyle 'Britanyalı Donald Trump' yakıştırması yapılan Boris Johnson, Türk kamuoyunda ise Çankırı'ya ve Osmanlı hükümetine kadar uzanan kökenleriyle biliniyor.

Milli Mücadele karşıtı tutumuyla tanınan ve 1922'de İzmit'te linç edilerek öldürülen gazeteci ve Osmanlı'nın son İçişleri Bakanı Ali Kemal, İngiltere siyasetinin tepesine oturması muhtemel isimlerden olan Boris Johnson'ın dedesinin babası olarak biliniyor. İkinci Abdülhamid tarafından birkaç defa sürgüne gönderilen aslen Çankırılı olduğu bilinen Ali Kemal, 1903 yılında Londra'da Wilfred Brun isimli bir İngiliz kadınla evlenmiş ve çiftin Osman Kemal isimli bir çocukları olmuştu. 1912'de Türkiye'ye dönen Ali Kemal'in vefatının ardından İngiltere'de büyüyen Osman Kemal, İngiliz vatandaşlığına geçmiş ve 'Johnson' soyadını almıştı.

Boris Johnson'ın büyük dedesi Ali Kemal ve İngiliz eşi Wilfred Brun (Murat Bardakçı'nın Orhan Karaveli'den aktardığı fotoğraf)

Johnson daha önce Türk kökeniyle ilgili birçok açıklama yapsa da, referandum sürecinde yaptığı Brexit kampanyasında '77 milyon Türk'ün İngiltere'ye göç edeceği' söylemi üzerinden İngiltere'nin AB'den ayrılmasını savunmuş, ancak bu sözlerini geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada inkar etmişti. Oysa Johnson referandum öncesinde, Nisan 2016'da yaptığı bir açıklamada, "Ben Türk yanlısı biriyim ama 77 milyon Türk dostumun ve Türkiye kökenlilerin hiçbir kontrol olmadan buraya geleceği bir durumu hayal bile edemiyorum. Bu çılgınlık, olamaz." ifadelerini kullanmıştı.

Johnson ayrıca yazdığı şiirle İngiltere'de düzenlenen 'Erdoğan'a hakaret yarışması'nda birinci olmuş, daha sonra Dışişleri Bakanı olarak Türkiye'ye yaptığı ziyarette özür dileyip, dilemeyeceğinin sorulması üzerine, "Bununla ilgili olarak şaşırdığımı ifade etmem gerekiyor ama kimse bunu dile getirmedi, ta ki sen bunu dile getirene kadar" şeklinde konuşmuştu.