Sayın Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım yeniden seçime giderken art arda projelerini açıklıyorlar. Kısa bir süre sonra da büyük olasılıkla canlı yayında projelerini anlatacaklar.

Belediyecilik hizmetleri denince akla ilk gelen şehrin düzeni, temizlik, taşımacılık, parklar gibi konular ve her iki başkan adayı da projelerini bu eksen üzerine oturtmuş görünüyor.

Evet, bu konular önemli, konuşulması gereken, en az onlar kadar önemli halkın sağlığını doğrudan ilgilendiren konular var. Bu konuların başında kronik hastalıklar yer alıyor.

Kronik hastalıklar dünyada artık en büyük ölüm nedeni olan hastalıklar grubu. Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, kanser, böbrek ve karaciğer hastalıkları, KOAH gibi uzun bir liste var.

Ama bu listenin başında diyabet ve obezite var. Bunlar tam bir kavşak noktası ve yüksek teknolojinin getirdiği yeni yaşam biçiminin bir sonucu olarak özellikle İstanbul gibi mega kentlerde bu iki hastalık hızla artıyor.

Özellikle 30 yaş üstü kesimi artık çok ilgilendiren kronik ya da başka deyimle yaşam boyu süren sağlık sorunları konusu çok önemli ve bu konularla ilgili başkan adaylarının projeleri çok merak ediliyor.

Özellikle halk sağlığını doğrudan ilgilendiren iki sorunun çözümü konusunda belediyelerin yapacağı projeler, belki de bıçak sırtı giden seçimin kaderini etkileyecek kadar ciddi.

1. İstanbul’da bu seçimde oy kullanacak 1 milyon diyabetli yaşıyor. Diyabet yaşam boyu süren, yönetimi güç bir hastalık, birçok güçlükleri var. Bu hastaların yaşamına destek olacak projeleriniz var mı?

İstanbul bir mega kent olarak Türkiye’de diyabetin artış hızında en yüksek olduğu bölge, diyabet oranı dünya ortalamasının iki katı, Avrupa ortalamasının üç katı. Her beş yılda bir ara daha da açılıyor.

Diyabet kalp damar hastalıkları ve kalp krizinin, yüksek tansiyonun, böbrek hastalıkları ve diyalizi, 20 yaş üstü körlük nedenlerinin, bacak amputasyonlarının bir numaralı nedeni. Ayrıca görme engellilerin, bedensel engellilerin önemli bölümü diyabetli.

Kronik hastalıkların tedavisi Sağlık Bakanlığı’nın görevi ama diyabet dahil kronik hastalıkların önlenmesinde ve destek tedavisinde özellikle belediyelere çok iş düşüyor.

Diyabet hastalığını başlangıç döneminde önlemek mümkün, bunun da tek yolu yaşam şeklinin düzelmesinden geçiyor.

Bu konuda çözüm çok da komplike değil. Sadece düzenli egzersiz ve doğru beslenme ile diyabeti önlemek mümkün. Finlandiya çalışması günde yarım saat yürüyüş ve kilonun %5 azaltılması ile diyabet %56 oranında önleniyor, bu bile Türkiye ilaç bütçesinde yılda en az beş milyar kaybın önlenmesi demek.

Diyabet alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ile ortak çalışarak bir “Diyabet Kartı" verilebilir, diyabet kartı olan kişilere ücretsiz spor alanları tahsis edilebilir, halk ekmekle bilim insanlarını bir araya getirerek özel “diyabet ekmeği” çıkartılabilir.

Yine muhtaç hastalara ilaç, kan şeker ölçüm çubuk desteği, çocuklara insülin pompası ve sürekli glukoz ölçüm sistemi desteği verilebilir.

Sayın başkan adaylarına soruyorum; şehrinizde yaşayan bir milyon oy kullanacak diyabetli için, onların yaşamını kolaylaştırmak için siz ve ekibinizle birlikte nasıl bir program düşünüyorsunuz?

2. Yine bilimsel araştırmalara göre bu seçimde oy kullanacak en az üç milyonu fazla kilolu ya da obezite sorunu ile mücadele eden insan var. Bu insanların sadece kendileri değil aileleri de özellikle çocukları da tehdit altında. Obezite ile mücadele için hangi projeleriniz var?

Obezite diyabeti, kalp damar hastalıklarının, yüksek tansiyonun, eklem bozukluklarının bir numaralı nedeni. Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarının, kolon kanseri gibi bazı kanser türlerinin hazırlayıcı nedeni.

İstanbul’da 30 yaş üstü insanların yarısı fazla kilolu ya da obez. Obezitenin kaynağı spor ve egzersizden uzak bir yaşam şekli, sağlıksız gıdalar, kötü beslenme ve fast-food, yoğun stres gibi mega kent metropol yaşamının sürüklediği faktörler.

Ama asıl tehlike çocuklar. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaya göre artık çocukların üçte biri fazla kilolu ve bu oran dünya ortalamasının üzerinde ve giderek de artıyor.

Çocuklar okula servisle gidip geliyor, megapol yaşamı ve çarpık kentleşme nedeniyle açık havaya çıkamıyor, hayatları akıllı telefon ve iPadlerle geçiyor. Okullarda sıcak yemek, sebze meyve seçeneği yok, fast-food tipi beslenme okul kantinleri ile başlıyor. Hazır atıştırmalıklar, şekerlemeler çocukların en önemli besin kaynağı ve önlemler çok zayıf. Bu nedenle obezite ile mücadelede en büyük rol, Sağlık Bakanlığı’ndan daha çok belediyelere düşüyor.

Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışarak Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi öğrenci velilerinden kantine harcadıkları kadar sembolik bir ücret alınarak okulda sıcak yemek, sebze, salata, meyve gibi sağlıklı bir menü verilebilir, bu başarılabilirse ülkede bugüne kadar obezite ile mücadelede atılmış en önemli adım olacak.

Merdiven altı fast-food sanayinin denetimi, gıda üretim yerlerinin denetimi, obezite ile mücadelede çok önemli. Halka alternatif bir model olarak sağlıklı atıştırmalık sunan belediye büfeleri kurulabilir.

Megapol kent yaşamında insanların yürüyüşe, spora, aktiviteye özendirilmesi çok önemli. Belediyenin yaptığı aplikasyonlarla her gün belli adımın üzerine çıkan ve ayda belli bir puanı toplayan kişilere sanat etkinliklerinden ücretsiz yararlanma gibi teşvik edici programlar yapılabilir. 

Bisiklet yollarının artırılması, yeni yeşil alanlar, parklar, çocuk oyun bahçelerinin açılması çok önemli.

Sayın başkan adaylarının milyonlarca obez ve fazla kilolu insanın ve bir o kadar çocuğun hayatını korumak üzerine hangi projeleri var, neler yapmayı planlıyorlar?

Sonuçta özellikle kronik hastalıklar konusunda halk sağlığı alanında belediyelerin yapması gerekli çok iş var ve bu projeler insan yaşamları için çok değerli ve önemli.

İki başkan adayının ilk ortak televizyon tartışma programında bu konulardaki cevaplarını ve projelerini merak eden milyonlarca hasta var.