İstanbul'da kayıp bir ada olduğunu biliyor muydunuz? Bostancı açıklarında yatan bin yıllık hazine: Sular altındaki Vordonos adaları!
İstanbul'un Prens Adaları olarak bilinen ünlü takımadalarının aslında sular altında yatan gizemli bir üyesi daha olduğunu biliyor muydunuz? Marmara Denizi'nin derinliklerinde yüzyıllardır sessizce bekleyen Vordonisi Adası, hem efsaneleri hem de jeolojik yapısıyla duyanları hayrete düşürüyor. Bu kayıp adanın sırları ve tarihin tozlu sayfalarından çıkan gerçek hikayesi haberimizin devamında...
Yerebatan Sarnıcı veya Galata Kulesi kadar göz önünde olmasa da, İstanbul'un hemen yanı başında, dalgaların altında koca bir tarih yatıyor. 1010 yılındaki büyük depremle sulara gömülen ve üzerindeki devasa manastırla birlikte kaybolan Vordonisi, yavaş yavaş sırlarını gün yüzüne çıkarıyor. Asırlardır suların ardında saklı kalan bu tarihi zenginliği tüm detaylarıyla sizin için derledik!
İSTANBUL'UN ONUNCU VE EN GİZEMLİ ADASI
Marmara Denizi'nin mavilikleri arasında sıralanan ve Prens Adaları olarak bilinen dokuz adayı hemen herkes bilir. Ancak bu bilindik manzaranın çok da uzağında olmayan, Bostancı sahilinin sadece birkaç yüz metre açığında unutulmuş bir onuncu ada daha bulunuyor.
Vordonisi adıyla bilinen bu gizemli kara parçası, yüzyıllar önce üzerindeki gösterişli yapılarla birlikte sulara gömülerek adeta bir şehir efsanesine dönüştü. Bugün sadece üzerindeki kayalıkların denizde yarattığı köpüklenmelerle kendini belli eden Vordonisi, tarihin en ilginç doğa olaylarından birine sessizce ev sahipliği yapıyor.
İKİ DİN ADAMININ AMANSIZ REKABETİ
Bu kayıp adanın geçmişi, Bizans dönemine uzanan büyük bir çekişmenin izlerini taşıyor. Dönemin en etkili isimlerinden biri olan Patrik Photius, aynı zamanda bir sürgün yeri olarak da kullanılan bu adaya devasa büyüklükte bir manastır inşa ettirdi.
İşin asıl ilginç tarafı ise Photius'un en büyük rakibi olan Patrik Ignatius'un da tam karşı kıyıda, Küçükyalı'da kendi manastırını kurmuş olmasıdır. İki rakip patrikin birbirine baka baka kurduğu bu devasa manastırlar, yıllar boyu süren amansız bir siyasi ve dini çekişmenin de doğrudan merkezini oluşturdu.
1010 DEPREMİ VE SULARA GÖMÜLEN TARİH
Peki, üzerinde böylesine önemli ve büyük bir yapı barındıran koca bir ada nasıl oldu da haritalardan tamamen silindi? Diğer Prens Adaları çok daha sağlam granit kayalıklar üzerinde yükselirken, Vordonisi maalesef alüvyon ve dayanıksız bir zemin üzerinde yer alıyordu.
Tarihler 1010 yılını gösterdiğinde, İstanbul'u derinden sarsan büyük deprem sonrası ada bu şiddete dayanamadı. Fay hatlarının hareketlenmesiyle birlikte yaklaşık on metrelik bir çökme yaşayarak Marmara'nın karanlık sularına karıştı. Bu büyük felaket, adayı ve üzerindeki o görkemli manastırı sonsuz bir sessizliğe mahkum etti.
SUALTI ARKEOLOJİSİ İÇİN BÜYÜK POTANSİYEL
Uzun yıllar boyunca sadece bölgedeki yerel balıkçıların bildiği ve "Höreke Taşı" olarak adlandırdığı bu sığlık alan, yakın zamanda yapılan bilimsel araştırmalarla tekrar gündeme geldi.
Sualtı arkeologlarının gerçekleştirdiği dalışlar sayesinde manastırın temelleri, eski tuğlalar ve mermer kalıntıları başarılı bir şekilde tespit edildi.
Bugün üzeri kalın midye ve yosun tabakalarıyla kaplı doğal bir resif haline gelen Vordonisi, gelecekte sualtı turizmi açısından İstanbul'a büyük bir değer katma potansiyeli taşıyor.
Suların çekildiği bazı özel dönemlerde zirvesi deniz yüzeyinden seçilebilen bu kayıp ada, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak kıyılarımızda uyumaya devam ediyor.