Süreyya Ağlamaz, Almanya’ da yaşayan 70 yaşında evli ve 4 kız çocuk babası bir gurbetçi. Aslen Babaeski’li. Yaşamını 47 yıl önce gittiği Almanya’da sürdürüyor. Genelde sağlık sorunlarından uzak bir yaşamı olsa da geçtiğimiz kış ağır bir grip geçiriyor ve gripten geriye yorgunluk ve öksürük kalıyor. Konuyla ilgili bir uzmana gitmesine karşın öksürüğü geçiyor, yorgunluğu geçmiyor. Özellikle merdiven çıkarken yorulup zorlanınca kalbinden şüphelenip kontrol için Türkiye’ye geliyor. Kontrolden çıkan sonuç karşısında şaşkınlık yaşıyor, çünkü kalbinde bir delik olduğunu ilk kez orada öğreniyor. Almanya’da kontrollerini aksatmamasına karşın kimse ona böyle bir sorunu olduğundan bahsetmiyor. Duyduğu şey karşısında ilk sorusu, “Bununla yaşayabilir miyim” oluyor. Doktorlar “Yaşayabilirsin!” diyor ama delikten daha önemli başka bir soruna dikkat çekiyorlar. “Delikle 70 yıl yaşamışsınız ama 3 tıkalı damarınızla yaşayamazsınız. Riskiniz var, ameliyat olmalısınız” Bu sözler üzerine bir yakınının tavsiyesi ve kendi araştırmaları Süreyya Ağlamaz’ı Doç. Dr. Faruk Hökenek ve ekibine ulaştırıyor.

MUAYENEYE GELDİM TESLİM OLDUM

Detaylı bir muayeneden geçen Süreyya Bey, “Muayene sonrası doktorlarıma o kadar güvendim ki önerileri üzerine eve gitmeyip kendimi onlara teslim ederek hemen ameliyata girdim” diyor. Yaklaşık 5 hafta önce başarılı bir ameliyat geçiriyor. Bu süreçte çocukları, eşi ve yakınları hiç yalnız bırakmıyor Süreyya Bey’i. Ameliyat sonrası yoğun bakımdan çıkar çıkmaz yürümeye başlıyor ve kendisini uzun süredir olmadığı kadar iyi hissedip mutlu oluyor. En büyük mutluluk nedenini ameliyat öncesi sırt üstü yatamazken artık yatabiliyor olması olarak açıklıyor.

ALMANYA’DA AMELİYAT OLMAYI HİÇ DÜŞÜNMEDİM

Süreyya Ağlamaz, 47 yıldır Almanya’da yaşamasına karşın orada ameliyat olmayı hiç düşünmediğini söylüyor. “Türkiye’ye geliş uçağında yanımda oturan iki Alman bile İstanbul’da kalp ameliyatı geçirdiklerini söylediler. Almanlar kalplerini Türk hekimlerine emanet ederken ben etmez miyim!” sözleri bunu gösteriyor. Şimdi doktorundan izin alıp yolculuk yapabileceği günün gelmesini ve Almanya’ya dönmeyi bekliyor. En büyük isteği ameliyattan sonra Almanya’ya dönen kızlarına kavuşmak ve onlarla eskisi gibi mutlu günler yaşamak.

DOKTORU ANLATIYOR: 

KALBİ OLMASI GEREKENİN İKİ KATINA ÇIKMIŞTI

Acıbadem International Hastanesi Kalp - Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Faruk Hökenek

“Süreyya Bey’in Türkiye’de başka bir kurumda yapılan tetkiklerinde kalbinde bir delik olduğu görülmüş. Gerçekten de kalbin 2 kulakçığı arasında ASD (Atriyal Septal Defekt) adını verdiğimiz yaklaşık 2 - 3 cm çapında bir delik vardı. Buna bağlı olarak kalbin sağ tarafındaki kulakçık ve karıncık iyice büyüyüp genişlemiş, kalbinin boyutu ise normal bir insan kalbinin iki katına çıkmıştı. Bu sorunla kalple ilgili bazı hastalıklarda sık karşılaşıyoruz. Kalbin akciğer atardamarındaki basınç bu deliğe bağlı olarak çok yükselmişti. Toplardamarlardan vücuttan dönen kanla akciğerlerden dönen kan karışınca, akciğere gitmesi gerekenden çok daha fazla kan gidiyor. Bu durum akciğer basıncını artırınca hastada nefes darlığı sorununa yol açıyor ve bu hastalar yürüdükleri zaman çabuk yorulup günlük işlerini yapamaz hale geliyorlar” diyor.

DELİĞİ KAPATALIM MI KAPATMAYALIM MI?

Doç. Dr. Faruk Hökenek, bu tür bir hastada cevabını vermeleri gereken sorunun “Bu deliği kapatalım mı kapatmayalım mı” olduğunu söylüyor. Bunun için bazı ölçümler yapılıyor ve hastanın hem ekokardiyografik olarak hem de anjiyo laboratuvarında kateterle akciğer atardamarı basıncı ölçülüyor. Bu delikle uzun süre yaşayan hastalarda akciğer atardamarı basıncının çok yükseldiği ve deliği kapatmanın hasta için daha tehlikeli hale geldiği belirtiliyor. Bu durumda hasta kalp-akciğer makinesinden ayrılamaz hale gelip kaybedilebiliyor. Doç. Dr. Faruk Hökenek ve ekibi kardiyologlar tarafından yapılan tetkik ve ölçümlerin sonrasındaki değerlendirmelerin ardından, bu deliğin tamamen kapatılması yerine 3-4 mm’lik bir boşlukla kapatılması görüşünü uygulamaya karar veriyorlar.

HASTANIN AKCİĞER TOPLARDAMARLARI TERSTİ

Sorun bununla da bitmiyor ve hastada çözülmesi gereken bir diğer problemin hastanın doğuştan gelen akciğer toplardamarlarının ters olması olduğu belirtiliyor. Yani sağ taraftaki akciğerin toplardamarları normalde açılması gereken yerin tersine açılıyor. (sol tarafa açılması gerekirken sağ tarafa )Bunun nadir görülen bir durum olduğuna dikkat çeken Doç Dr. Faruk Hökenek, bu sorunun kalbinde deliğe rastlanan hastaların 3’ te birinden azında görülen bir anomali (Parsiyel Pulmoner Venöz Dönüş Anomalisi) olduğunu söylüyor. Hökenek, “Hastamız Süreyya Ağlamaz tedavi edilmeyip kendi haline bırakılsaydı; Nefes darlığı, kalpte büyüme, ritim bozuklukları gibi sorunlarla yaşamak zorunda kalacak ve kaliteli bir yaşam sürdüremeyecekti. Ayrıca kendisine yapılan koroner anjiyografide 3 damarda çok ciddi darlıkların olduğu görülmüştü ”diyor.

DELİK YÜZÜNDEN DEĞİL KALP KRİZİNDEN ÖLEBİLİRDİ

Doç. Dr. Faruk Hökenek hastasıyla ilgili olarak önemli bir bilgiyi de paylaşıyor, “Eğer gerekli müdahaleler yapılmasaydı hastamız yaşamını kalbindeki delik yüzünden olmasa da tıkalı damarları nedeniyle geçirebileceği kalp krizi nedeniyle kaybedebilirdi. Biz koroner damarları bu kadar tıkalı hastalarımızı bırakmak istemeyiz. Bunun nedeni yanımızdan ayrıldıkları anda bile kalp krizi geçirme riskleridir. Bu hastamızı da aynı nedenle eve göndermek istemedik ve hemen hastaneye yatırmayı teklif ettik. Birkaç günlük hazırlık sürecinden sonra hastamızı ameliyata aldık. Deliğin kapatılması, yeri ve akciğer damarlarının ters olması 3 boyutlu düşünmemizi gerektiriyordu. Deliği kapatırken kapatma yerini iyi ayarlamamız da çok önemliydi. Çünkü bu işlem sırasında ters olan akciğer damarları baskı altına alınırsa hasta kaybedilebiliyor. Hastamıza yapılan tüm uygulamalar olumlu sonuç verip yapılan kontroller de de sorun çıkmayınca Süreyya Bey bütün sorunlarından kurtulmuş oldu.”

 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri