♦ 2021: 139.503
♦ 2022: 12.799
♦ 2023: 15.616
♦ 2024: 27.485
♦ 2025: 81.473
• TOPLAM: 276.876
Küresel ölçekte karasal alanın %32'sine tekabül eden 4 milyar 140 milyon hektarlık ormanlık alan, gezegenin yaşam destek sistemini oluşturuyor.
Her yaz orman yangınlarında yükselen alevler, yaşam destek sistemine ciddi hasar verirken, yüreklerimizi de yakıp psikolojimizi alt üst edip yaşama sevincimizi zedeliyor. Yükselen her alev, insanı kahreden bir yıkıma dönüşürken akıllara kaçınılmaz bir soru geliyor; "Her yıl bu kadar orman yanarsa, gelecek nesiller ormansız bir dünyada nasıl yaşayacak?"
Son 10 yılda dünya genelinde meydana gelen yangınlar nedeniyle tüm ormanların %2'sine tekabül eden 85 milyon hektar ormanlık alan yandı.
Bu nedenle orman yangınlarıyla oluşan ekosistemin tahribatı, günümüzde tüm dünyanın ortak ve en acil sorunlarının başında geliyor.
Türkiye'de; karasal alanın %29,85'ine denk gelen 23.375.331 hektar ormanlık alan bulunuyor.
♦ Koru Ormanı: 22.134.523 hektar (%94,7)
♦ Baltalık Orman: 1.240.808 hektar (%5,3)
Son 5 yılda orman yangınları nedeniyle toplam 276.876 hektarlık alan ağır hasar görse de, bu kayıplar devletin ve toplumun kararlı ağaçlandırma seferberlikleriyle telafi edildi/ediliyor. Ya da yeniden ağaçlandırma ve yeni oluşturulan ormanlık sahalar sayesinde Türkiye'nin toplam orman varlığı gerilemek bir yana, her geçen yıl artış kaydetti.
"Gelecek nesiller ormansız bir dünyada nasıl yaşayacak?" şeklindeki endişemizde sonuna kadar haklı olmakla birlikte, madalyonun diğer yüzündeki veriler geleceğe dair umut tohumları ekmeyi sürdürüyor. Zira yıkıcı tablonun yanı sıra, orman varlıklarıyla ilgili veriler, insanlığın çevre bilincindeki gelişimi gözler önüne seriyor. Son 10 yılda yangınlar dâhil diğer tüm nedenlerden kaynaklanan ormansızlaşma hızı, 1990-2000 arasında yıllık 10,7 milyon hektar iken, son 10 yılda %62'lik yavaşlamayla 4,12 milyon hektara geriledi.
Geleceğe dair umutları yeşerten yavaşlamanın arkasında birkaç temel etken yer alıyor. Onlardan biri, dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte kâğıt ihtiyacının azalmasının yanı sıra geri dönüşüm teknolojilerinin hızla geliştirilmesi ve bu konudaki bilincin artması. Bu durumun en somut örneklerinden biri ülkemizde görülüyor. Türkiye, örneğin 2025'te tüketilen 7 milyon ton kâğıdın %55,7'sine tekabül eden 3,9 milyon tonunu geri dönüştürmeyi başararak döngüsel ekonomiye ve doğaya önemli bir katkı sundu.
Ormansızlaşma hızının kayda değer bir şekilde yavaşlamasında ülkelerin yeni orman oluşturma ve mevcut ormanları koruma adına ilgili bakanlıklara mümkün olduğunca daha çok kaynak ayırmasının önemli bir payı bulunuyor.
Bunun yanı sıra yükselen toplumsal bilinçle birlikte özel kuruluşların ve tüzel kişilerin katkılarıyla oluşturulan veya geliştirilen yeni ormanlık alanlar da ormansızlaşma hızını yavaşlatan etkenlerden biri.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 raporuna göre Türkiye, son 10 yılda ormanlık alanlarını artırma başarısı açısından Avrupa'da birinci, dünyada ise Çin, Rusya ve Hindistan'ın ardından dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye'nin orman varlığının istikrarlı bir büyüme grafiği çizmesi, ülkemiz adına mutlu edici, umut ve gurur verici bir gelişme.
1973'te 20.199.296 hektar olan Türkiye'nin orman varlığı, 2025 sonuna kadar olan süreçte 3.176.035 hektar (Belçika'nın yüz ölçümü kadar) artış gösterdi. %15,73 oranındaki bu büyümeyle ormanlık alanlarımız 2025 sonu itibarıyla toplam 23.375.331 hektara ulaştı. Bu uzun soluklu gelişim sürecinde, milyonlarca fidan ve tohum toprakla buluşturularak; hayata geçirilen ulusal ağaçlandırma seferberlikleri ve fidan dikim projeleri sayesinde kişi başına düşen yeşil alan miktarı da istikrarlı bir şekilde artırıldı.
Sağlanan bu büyüme; sadece coğrafi bir genişleme olmayıp, aynı zamanda oluşturduğu karbon yutak alanlarıyla iklim krizi mücadelesinde, toprak kaybını önleyen erozyon kontrol çalışmalarında ve kırsal kalkınmaya sunduğu çok yönlü ekonomik katkılarda kritik bir ekolojik kazanım sağladı.