Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Bülent Aydemir

Dünya ve ülkemiz, pandemi salgınına karşı amansız bir mücadele veriyor. Önceliğimiz tabi ki insanların can güvenliği ancak şüphesiz işin bir de ekonomi, istihdam, kitlelerin gıdaya ulaşımı boyutları var.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK),Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri konulu zoom online bir seminer düzenledi. Seminerin ardından hazırlanan raporu inceleme fırsatı buldum. Harvard Üniversitesi JS Simmons Genetik ve Metabolizma Profesörü ve Sabri Ülker Merkezi Başkanı Profesör Gökhan Hotamışlıgil ve MIT Ekonomi Bölümü Profesörü Daron Acemoğlu'nun katılımıyla düzenlenen seminerde küresel ekonominin geleceği ve yapmamız gerekenler konusunda çok önemli ipuçları var.

Profesör Hotamışlıgil'in sağlık sektörünün verdiği sınav ve tıp dünyasında olacaklar; aşı konusu, salgının ne zaman biteceği, virüsün geri gelip gelmeyeceği ve virüsün laboratuvar ortamında oluşturulduğuna ilişkin şüpheler konusunda çok önemli tespit ve değerlendirmeleri var. Çok detaya girmeden Profesör Hotamışlıgil'in Türkiye'ye tavsiyeleri şöyle:

* Sağlık sisteminin güçlendirilmesi, can kaybının kontrolü, sağlık kapasitesinin artırılması ve doktorların korunması, izolasyonun sosyalde sorumluluktan zorunluya doğru kaydırılarak tedbirlerin artırılması, test sayısının artırılması, sahadan geri dönüşlerin hızlı alınması, serolojik test çalışmalarına ağırlık verilmesi...

* Türkiye bu tedbirlerin birçoğunu hayata geçirdi ve ihtiyaç duyuldukça aşamalar halinde bir sonraki adımlar atılıyor. Bir madde var ki çok önemli: Hem devlet, hem üniversitelerin bilime ve yetkinliğe yaptığı yatırımı çok üst seviyeye çıkarması, salgın hastalıklarla mücadele edecek merkezlerin kurulması ve gerekli personelin yetiştirilmesi...

KORONA SONRASI EKONOMİ VE İNSANLARI DOYURMA

İnsanoğlu, Koronavirüsü bir gün elbet yenecek ama salgın sonrası kitlelerin istihdam edilmesi, acil ihtiyaçlarının karşılanması ve beslenmesi önemli bir sorun alanı olarak karşımıza çıkacak. Prof. Daron Acemoğlu, pandemi sonrasında dünyayı nasıl bir krizin beklediğini, aşırı likiditenin küresel ekonomiyi nasıl etkileyeceğini anlatmış. Özetle Türkiye'ye şu öneride bulunmuş:

Türkiye'ye yapılacak tavsiyeler, tıpkı sağlık tavsiyelerinde olduğu gibi Avrupa'ya ya da başka ülkelere yapılacak tavsiyelerle aynı. Şirketlerin ve iş gücünün üzerine gelen baskıları azaltmak önemli. FED'in, sınırsız gösterdiği reaksiyon gibi bütün ülkeler de benzer bütçeler oluşturmalı. Sağlık sistemini güçlendirmek, insan hayatını kurtarmaya önem vermek birinci öncelik olmalı. Doğru insan kaynaklarını kullanmak elzemdir...

HASAT VE EKİM ZAMANI

Tabi ki ekonomiyle ve istihdamla ilgili, insanların işlerini-aşlarını kaybetmemeleri için atılacak çok adım, verilecek çok mücadele var. Bunları da konuşacağız. Ben bugün tarımsal üretimle, ürün arzıyla ilgili bizi bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istiyorum. Temel gıda maddeleri arasında yer alan ve virüslere karşı ihtiyaç duyduğumuz vitaminleri doğal yoldan sağladığımız sebze-meyve üretimi hayati derecede önemli...

Şu bilgiyi vererek başlamak istiyorum; sebze ve meyvelerin toptan arza sunulduğu haller kurulurken, yerleri savaş dahil her türlü krizde kapanmayacak şekilde seçiliyor ve lojistik-ulaşım olanaklarına dikkat ediliyor. Günümüzde kullanılmasa da haller, demiryollarına yakın yerlerde faaliyet gösteriyor çünkü eskiden ürünler daha çok trenle ulaştırıldı.

Koronavirüs Pandemisiyle birlikte sofralarımıza ulaşan ürünlerin temizliği ve hijyeniyle ilgili önlemler hayata geçirildi. Hallerin hijyeni ve temizliği sağlanırken, denetimleri konusunda sorumlu olan belediyeler yoğun gayret gösteriyor. Hal esnafı da maske-eldiven kullanımı ve kişisel hijyen konusunda gereken tedbirleri almış durumda. Şu bilgiyi veriyor hal esnafı:

"Ürünler 8-12 saatte toplanıyor. Hale gelme süreciyle birlikte 10-15 saat bir zaman geçiyor. Çoğu ürün, kasalı-paketli geldiği halde çalışanlar tek tek ürünlere dokunmuyor. Tedarik zincirinin bozulmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Şu anda herhangi bir problem yok."

ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER

Tedarik zincirinde bir problem olmadığı görülüyor ancak bundan sonraki süreçte herhangi bir sorun yaşanmaması için neler yapılmalı. Bu soruyu Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan'a sordum. Şu yanıtları verdi:

"Şu ana kadarki sürün seralardan geliyor. Önceden ekilip dikilmişti; sorun yok. Ulaşımda da problem olmadığı için tedarik sağlanıyor. Önlem alınmazsa en büyük sorun önümüzdeki günlerde çıkabilir. Hasat ve ekim dönemi; ikisinin de tam zamanı. Hasat olayı Ege bölgesi ağırlıklı meyve ürünlerinde başlıyor. Bir diğer konu ise mevsimlik işçiler. Bakanlık talimatları gönderdi. Problem; işçilerin sağlıklı şekilde, koşullara uygun biçimde taşınması. Kendi bölgesinden temin edilen işçiler var ama bunun dışında geçici tarım işçiliği diye bölgesel hareket eden gruplar var. Bu işçilerin hareketi sağlanmalı ki hasadı yapabilsinler. Örneğin Karadeniz bölgesindeki fındık hasadı. Ayrıca her türlü sebzenin ekim zamanı. işçilerin ekim-dikim zamanı hareket kabiliyetinin sağlanması lazım."

"DESTEKLER HERKESE ULAŞMALI"

Alınan tedbirlerin sahaya yansıması gerektiğini, aksi durumda bir kısım üreticinin üretmekten kaçınabileceğini vurgulayan Tavşan, devlet desteği noktasında önemli uyarılarda bulundu:

"Devletin aldığı destek kararı; çiftçilere, üreticilere kolaylıkla yansımalı. İstenilen evrak, prosedürler azaltılmalı. Örneğin, çiftçi kayıt sisteminde, üreticinin Ziraat Bankası'na borcu var. Bu tür detaylara bakılmaksızın çiftçiye destek olunmalı. Tek şart üretimin kesilmemesi olmalı. Bu dönem için siciline bakılmadan üreticiye yardımcı olunmalı."

FİYATLANDIRMA VE ÜRÜN SATIŞ GÜVENCESİ

Tarımsal desteklerde bir diğer konunun da fiyatlandırma olduğunu vurgulayan Tavşan, "Türkiye, 50 milyon ton sebze-meyve üreticisi olan bir ülke. Sektör ağırlıklı olarak ihracatla ayakta duruyor. Bazı ürünlerde ihraç sorunları yaşanabilir. Üreticinin bu konuda güvence duyması lazım. Ürününü nasıl satacak? Aksi olursa evine çekilip üretmeme yolunu tercih edebilir. Bu güvenceyi devlet hiç değilse temel bazı ürünlerde vermeli. Devletin, 'Korkmayın, sağlıklı tarlanızda-bahçenizde üretin. Elinizde kalırsa ürünü, ben alacağım' demesi lazım."

TIR DORSELERİNİ DEĞİŞTİRME

Bu arada Yüksel Tavşan'a, Korona günlerinde sağlık kısıtlamaları nedeniyle üreticilerin ihracat zorlukları nasıl aştığını sordum. Yanıt ilginç ama çok yaratıcı geldi:

"TIR'ları gümrük kapılarına kadar götürüp orada dorseleri takas ediyorlar. Ya da şoförler kalıyor, diğer taraftaki başka şoför alıyor. Sadece aracı ya da dorseyi geçiriyorlar. Türkiye bu alanda dünyanın en iyi taşıma filosuna ve organizasyona sahip."

Tavşan'ın dikkat çektiği bir başka nokta daha var. Kiraz, erik gibi daha çok dış piyasada alıcısı olan, talebi yüksek ve çabuk bozulan ürünler ki bunlar ihraç edilmezse iç piyasada üreticinin elinde kalabilir. Bu sene hava şartlarından dolayı, bu tür meyvelerin bol olacağını öngören Tavşan, "Bunun değerlendirilmesi önemli. Kırsaldaki tarım üreticisini küstürmemeliyiz. Moral destek vermeliyiz. Tarlaya-bahçeye küsmemelerini sağlamalıyız. Üreticinin ürününün para etmesi önemli. Destek ve teşvik direkt üreticiye ulaşmalı. Ürününü satabileceği güvencesi verilmeli" değerlendirmesini yaptı.