BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Yol kenarını seyrediyorum: Radyoda duyduğum son haberlere göre, aniden bastıran beklenmedik yoğun kar fırtınası sebebiyle 5 bine yakın TIR ve kamyon Fransaİspanya sınırında durmuş bekliyor. Neyse ki, bir gün önce bu yolu kullanmış olan arkadaşım Ruth de Aquino beni uyarmış, ne olursa olsun, Pireneler’den en kısa geçiş olan bu yola kesinlikle girmememi söylemişti. İşte bu yüzden şimdi dar bir yan yolda ilerliyorum, yavaş gidiyorum ama en azından gidiyorum.

Yapmaktan pek hoşlanmadığım bir şeyi yapmak için gidiyorum: Bir konferans vermek için. Daha önceden söz verdiğim bu randevuya gitmemek için kullanabileceğim ve organizasyonu yapanların da beni anlayışla karşılamasını sağlayacak birçok mazeretim vardı aslında: Trafik kâbus gibi, yolda buzlanma var ve hem İspanyol hem de Fransız yetkililer kaza riski yüksek olduğundan insanları bu hafta sonu yollara çıkmamaları konusunda uyarıyor. Bu sabah gazetelerde, yaklaşık 17 bin kişinin yolun başka bir bölümünde yolda kaldığı ve sivil savunma ekiplerinin onlara yiyecek ve benzinleri bittiğinden kaloriferi de çalıştıramayanlar için barınacak yer yardımı çalışmalarına başladıkları haberi vardı.

Sabah uyandığımda bu randevuyu iptal etmenin daha iyi olacağını düşünüyordum, ama içimden, derinlerden gelen bir dürtü beni bu buzlu ve kaygan yollara ve saatler boyunca insanın sabrının sınırını zorlayan trafik sıkışıklığının içine itti. Beni buna iten neydi? Belki de konferans vereceğim şehrin adıydı: Victoria, Bask ülkesinin başkenti. Belki de bu eski değirmenden bozma evimde çok fazla vakit geçirdiğim ve yalnızlığa fazla alıştığım düşüncesiydi. Yüzyıllar öncesinden kalma eski bir katedrali onarıp yeniden hayata döndürmeye çalışan ve bu çalışmalarına dikkat çekmek için ünlü yazarları katedralde konuşma yapmaları için davet eden o insanların heyecanı da olabilir. Ya da sadece eski denizcilerin dediği gibi “Denize açılmak gerekliliktir, yaşamak değildir”.

HEP AYAKTA KALMIŞ

İşte böylece ben de denize açılıyorum. Uzun bir zaman ve zorlu bir yolculuktan sonra benden çok daha endişeli görünen insanların beni beklediği Victoria’ya varıyorum. Böylesi bir kar fırtınasının 30 yıldır görülmediğini söylüyorlar, buna rağmen geldiğim için çok teşekkür ediyorlar ve ardından programı uygulamaya geçiyorlar. Program dahilinde Saint Mary’s Katedrali’ni ziyaret de var. Gözlerinde özel bir ışıltı olan genç bir kadın bana hikâyeyi anlatmaya başlıyor. İlk başta sadece bir duvar varmış. Sonra duvarın yanına küçük bir şapel yapılmış. Onlarca yıl sonra bu şapel bir kiliseye dönüşmüş. Yüz yıl sonrasındaysa kilise Gotik bir katedral haline gelmiş. Katedral, tarihi boyunca parlak dönemler yaşamış, derken yapısal problemler başgöstermiş, ve bir süre terk edilip hiç kullanılmamış. Sonrasındaysa pek çok kez bakım ve onarımlardan geçmiş. Ancak her yeni nesil yaptığı onarımlarla problemi çözdüğünü zannederken bu muazzam yapıyı biraz daha bozmuş. Geçen yüzyıllar içinde bir tarafına duvar örülmüş, bir tarafına kiriş yerleştirilmiş, bir yanı desteklerle sağlamlaştırılmış, öteki yanına pencereler açılmış, geri kapatılmış... Ama katedral hep ayakta kalmış.

Katedralin yenilenmekte olan iskeletinin içinde dolaşıyorum. Bu kez mimarlar en iyi çözümü bulduklarından eminler. Her yerde yapı iskeleleri ve metal destekler var, onarımın ileriki aşamaları için büyük planlardan bahsediliyor, geçmişte yapılan onarımlar eleştiriliyor.

Sonra, birdenbire, katedralin tam orta yerinde dururken çok önemli bir şey fark ediyorum. Bu katedral ‘ben’im. Bu katedral hepimiziz. Her birimiz büyüyoruz, şekil değiştiriyoruz, düzeltilmesi gereken zayıflıklarla karşılaşıyoruz, her zaman en iyi çözümü seçmiyoruz ama her şeye rağmen varolmaya devam ediyoruz, yıkılmadan ayakta kalmak ve doğru kalmak için çabalıyoruz. Ve bunu aslında, duvarları, kapıları ve pencereleri değil, bunların içerisinde kalan boş alanı, bizim için değerli ve önemli olanlara tapınmak ve dua etmek için kullandığımız o yeri şereflendirmek için yapıyoruz.

Geçmişte yapılan hataları eleştirmek doğru mu? Bence bu haksızlık, çünkü sonuçta her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Bugün bulduğumuz çözümlerin en iyi çözümler olduğundan emin olmak mümkün mü? Bence riskli; çünkü belki gelecekte bundan çok daha iyi başka bir seçenek olduğu sonucuna varacağız. Asıl önemli olan, orada olduğumuzu, ayakta kalabilmek için her daim mücadele etmemiz gerektiğini asla unutmamak, ve yaratılma nedenimize saygı göstermek.

Saint Mary’s Katedrali’ne bakıyorum ve konuşmama hazırlanırken neden o karlara, korkunç trafiğe, buzlu yola göğüs gererek buraya geldiğimi anlıyorum: Her yeni günde kendimi yeni baştan inşa etmek zorunda olduğumu hatırlamak için.

(Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)

YORUM YAP0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300