Sanat dünyası duayenini uğurluyor
Mehmet Açar bugün toprağa verilecek Şakir Eczacıbaşı'nın kültür adamı yönüyle ilgili yazdı...
Mehmet Açar/Gazete Habertürk
Şakir Eczacıbaşı bir söyleşisinin sonunda John F. Kennedy’den bir alıntı
yapar ve der ki, “Sanatçılar bizi nereye götürüyorsa, oraya kadar gitmeliyiz. O nokta uygarlıktır.” Sanat camiasında saygıyla anılan Eczacıbaşı, Türkiye’nin bu uygarlık noktasına gelmesi için elinden geleni yapan öncülerden biriydi.
İlk yıllarda “İstanbul Festivalleri” başlığı altında tek bir festival düzenleyen
İKSV, 16 yılı aşkın bir süre vakfın başkanlığını sürdüren Şakir Eczacıbaşı’nın önderliğinde, uluslararası ölçekte beş festival düzenleyen bir kuruma dönüştü.
Sadece klasik müzik, caz, sinema, plastik sanatlar ve tiyatro alanında İstanbul’a uluslararası planda beş büyük festival kazandıran bir kurumdeğil, Eczacıbaşı önderliğinde Türkiye’yi kültürü ve sanatıyla dünyaya açmayı hedefleyen bir kurumolmayı da başardı.
HEP BİRLEŞTİRİCİ OLDU
Ülkemizde yeni, planlı ve verimli bir “kültür yaşamı” yaratılması gerektiğine
inanan Şakir Eczacıbaşı, İKSV’deki çalışmalarına ek olarak Türkiye’nin düşünce ve kültür yaşamının önde gelen isimleriyle birlikte Kültür Girişimi’ni kurdu. 1998 yılından bu yana 7 önemli kültür sempozyumu gerçekleştirdi.
Yapılan tartışmaları içeren değerli kitaplar da İKSV tarafından yayımlandı.
Şakir Eczacıbaşı’nın İKSV’deki temel vizyonu hep kültürün birleştirici
gücü oldu. 21. yüzyılı çok kültürlü toplumlara geçiş çağı olarak nitelendiriyordu.
İKSV gibi Türkiye’nin yüz akı bir kurumun başkanı olarak genel ölçekte kültür ve sanatla uğraşan Şakir Eczacıbaşı kendi özel hayatında da sanat tutkusuyla dolu bir insandı. Sanata olan tutkusu gençlik yıllarında hayatında önemli
kararlar almasına yol açmıştı. İzmir’in ilk Türk eczacısı Ferit Bey’in altı
erkek oğlundan biriydi ve eczacılık okumak için Londra’ya gönderilmişti. Ama eczacılığa hiç ilgi duymadığı için ailede yaratacağı sorunlara rağmenmezun olmasına 1.5 yıl kala okulu bırakmış ve Türkiye’ye dönmüştü. Dönüşte
Vatan Gazetesi’nin sanat ekini çıkartan ekibin içinde yer aldı ve tiyatrocu Nur Sabuncu ile evlendi. Daha sonra Nejat Eczacıbaşı’nın önerisiyle fabrikada çalışmaya başladı. Aslında niyeti kalmak değildi ama Alman asıllı Dr.Most’un, ilaç fabrikasının reorganize edilme işini bitirip, ülkesine geri dönerken Nejat
Eczacıbaşı’na ‘Yerime kesinlikle Şakir Eczacıbaşı’nı getirin’ demesinden
çok etkilendi ve kaldı. Ama bu, sanata olan ilgisi hiç azalmadı.
SANAT VE İŞ BİR ARADA
Hem iş hem sanat yaşamında senkronize bir biçimde ilerledi. 1970’li yıllarda Eczacıbaşı İlaç Kuruluşu GenelMüdürlüğü’ne gelen Şakir Eczacıbaşı, 1980’de Eczacıbaşı Topluluğu yürütme kurulu başkanı, 1993’te de Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu başkanı oldu. Bütün bu süre boyunca kültür-sanatı, grubun
kurumsal kimliğinin en önemli parçası haline getirdi.
SİNEMATEK'İ KURDU
1965’te Türk sinema tarihinin önemli sayfalarından birinin açılmasına öncülük
etti. Onat Kutlar’la birlikte Türk Sinematek Derneği’ni kurdu ve on yıl süreyle
başkanlığını yaptı. Sinema kültürünün tam anlamıyla gelişmediği bir ülke için
şüphesiz Sinematek büyük bir önem taşımaktaydı. Başkan olduğu 10 yılda
belgesel ve kısa filmler dahil, 50–60 ülkeden, 2000 dolayında film gösterildi. Sinematek ruhu 1983’ten itibaren Sinema Günleri ve daha sonra da İstanbul Film Festivali’yle bugünlere kadar geldi.
SANAT HEP İNANDI
Şakir Eczacıbaşı 1960’lı yıllardan itibaren fotoğrafla da ilgilenmeye başladı
ve çağdaş fotoğraf sanatçıları arasında seçkin bir yer elde etti. Eczacıbaşı,
Bernard Shaw’dan ‘Gülen Düşünceler’, Oscar Wilde’dan ‘Tutkular, Acılar,
Gülümseyen Deyişler’ adıyla ilgi uyandıran derleme kitaplar da hazırladı.
Sanatçı kimliğinin işadamı kimliğini desteklediğine inanır, sanatın sorunlara
daha insancıl yaklaşmayı sağladığını söylerdi. Birçok röportajında ve
sohbetinde Bernard Shaw’un sözünü alıntılar ve “Sanat var olmasaydı,
gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı” derdi.
"NE ZAMAN 80 OLDUK LAN"
Şakir Eczacıbaşı’nın yoğun bakıma girmeden önce sık sık ziyaretine
giden yakın dostu Metin Deniz, son dönemde bile yaşama isteğinin üst
düzeyde olduğunu söyledi. Deniz, kendisine bir keresinde “Ne zaman
80 olduk lan!” dediğini ifade ederek en büyük üzüntüsünün ise hasta
yatağında hayata geçmesini sağladığı İKSV’nin kendi binasına taşındığını,
sanatsal tasarımlardan oluşan hediyelik eşya mağazasının açıldığını
ve yazdığı kitabın basıldığını göremeden ölmek olduğunu söyledi.
CENAZESİ BUGÜN
Şakir Eczacıbaşı’nın cenazesi bugün öğlen Teşvikiye Camii’nde kılınacak
cenaze namazını takiben Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.