'Sürekli yüksek topuklularla dolaşmıyorum'
Kerem Akça, "Cake"in Jennifer Aniston'ın da katıldığı 39. Toronto Film Festivali'ndeki basın toplantısındaydı
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
4-14 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 39. Toronto Uluslararası Film Festivali kapsamında dünya prömiyeri yapılan “Cake”, başroldeki Jennifer Aniston’ın 45 yaşında aradığı rolü bulup hayatının performansını sergilemesiyle hatırlanacak. Oyuncu bu durumu ‘oyunculuk için tutkum gün geçtikçe daha da artıyor’ cümlesiyle açıklıyor. Filmin hafta içi düzenlenen basın toplantısındaydım. Toplantıda yönetmen Daniel Barnz’ın yanı sıra oyuncular Jennifer Aniston, Sam Worthington, Anna Kendrick, Adriana Barraza ve senarist Patrick Tobin de hazır bulundu.
Kronik ağrı destek grubuna katılan Claire’in fiziksel ve psikolojik sıkıntılarına odaklanan “Cake”, Jennifer Aniston için zor bir sürecin habercisi... Yönetmenlik koltuğundaki “Phoebe in Wonderland” (2008), “Beastly” (2011) ve “Boyun Eğmeyeceğim” (“Won’t Back Down”, 2012) ile tanıdığımız Daniel Barnz ise onu bir trajedinin orta yerine atmaktan gocunmuyor.
Kendini iyi hisset filmlerindeki rolleriyle (bkz. “Gerçek Dedikodu”, “Polly Gelince”, “Ayrılık”, “Ödül Peşinde”) önemsenmeyen ama bir ‘aşk ikonu’na dönüşen oyuncu, genelde seksiliğiyle, fiziksel özellikleriyle bilinip hasıraltı edilir. ‘Güzel kadın, ama iyi oyuncu değil’ genellemesiyle anılır. Burada ise arkadaşının ölümünü takiben onu halsizliğe, travmaya iten gerçek bir psikolojik savaş izliyoruz. Bu bunalımlı süreçte etrafta Claire’in gözünden Sam Worthington’dan Anna Kendrick’e uzanan oyuncuların canlandırdığı karakterler beliriyor. Halüsinasyonlarla gerçeklerin iç içe geçtiği bir ruhsal dünya karşımıza dikiliyor. Oyuncu, bu durumu sorulan bir soruya verdiği ‘sürekli fönlü saçlarla, gösterişli makyajla ve yüksek topuklularla dolaşmıyorum’ cevabıyla daha net ortaya koyuyor.
ANISTON: ‘EVLENELİM Mİ DANIEL?’
45 yaşındaki Aniston’a tutkulu bir mektup yazan 1970’li Daniel Barnz’ın ondan beklentilerini tüm detaylarıyla açıklaması, artık ciddi rol ve çıkış arayan oyuncuyu etkilemiş. Çok standart bir yönetmen-oyuncu buluşması yaşamamış ikili. Aniston, onu Mark Ruffalo’ya benzetmiş. Bunun için ‘müthişti’ diyor Barnz, anlaşmışlar. Star oyuncu hemen imzalamış sözleşmeyi…
Basın toplantısının bir yerinde ‘post-prodüksiyondaki görüntülere bakıyordum, Jennifer gerçekten müthiş, çok güzel bir kadın olduğunu düşündüm yeniden’ lafına, oyuncunun ‘o zaman evlenelim Daniel?’ diye cevap vermesi de aslında manidar. Daha önce Patricia Clarkson, Holly Hunter, Maggie Gyllenhaal, Viola Davis gibi oyuncularla çalışan Barnz, ekibin dediğine göre çok ‘işbirlikçi’ bir yönetmenmiş. Bunun sette bir rahatlamaya yol açtığını itiraf edenler de var. Zaten Felicity Huffman ile burada ikinci kez bir araya gelmesi sürpriz değil.
ANISTON: ‘ISTIRAPLA YAŞAMAYI ÖĞRENDİM’
Filmde intihar eden bir destek grubu üyesini canlandıran Anna Kendrick’in toplantıda fazla söz istememesi çok anormal değilken, “Babil”deki (“Babil”, 2006) başarısıyla hatırlanan Adriana Barraza’nın, hastabakıcı tiplemesine yüklediği tecrübeyi burada da nokta atışı laflarla süslemesi gözlerden kaçmadı.
Aniston ise neşeli karakterlerden sonra keskin bir geçiş yaşamasına karşın böylesi zor bir rolün altından başarıysa kalkmasının sırrını şöyle açıklıyor: ‘Evde çok çalıştım, kronik ağrı sendromundan mustarip iki arkadaşım vardı. Biri acı ilaçlarına bağımlı olmuştu, diğeri fiziksel özelliklerine. Doktorlara sordum. Benim aldığım ilacın vücudumu nasıl bir şekle soktuğu önemliydi. Bu bitap düşme halini, tepeden tırnağa yansıtmalıydım. Bunu açığa çıkarmak için tabiri caizse yapış yapış olmak ve acı çekmek, ıstırapla yaşamayı öğrenmek şarttı’.
“Aklı Havada” (“Up in the Air”, 2009), “Scott Pilgrim Dünyaya Karşı” (“Scott Pilgrim vs. the World”, 2010) ve “Şansa Bak”taki (“50/50”, 2011) sempatik yan karakterleriyle dikkat çeken Kendrick’in, Nina tiplemesi için ‘Claire onu tanımıyordu. Sette olduğunu bile bilmiyordu. Bellekte üreyen doğaüstü bir silüetti Nina. İntihar da her şeyin tuzu biberi oldu’ diyor. Açıkçası çok da haksız değil. Kendrick’in sahne kimliğine cuk oturan Nina, tam bir güzel duyguları hareketlendirme nesnesi... ‘Daniel’le konuştuğumuzda onun intihar hikayesini de unutmadık, nasıl geliştiğini ve bu kadar belirsiz olabildiğini…’ diye ekleyerek ise rolüne hakimiyetini ispatlıyor.
WORTHINGTON: ‘HOLLYWOOD’DA KİMSE DÜRÜST DEĞİL’
Aslında Worthington’ın utangaç ve çekingen haliyle sahne karizmasını yansıtmaması bir başka püf noktasıydı. Claire’in hayatına neşe ve iletişim katan, Nina’nın yakışıklı kocası Roy’a yükledikleri toplantıda yoktu. Ama İngiliz asıllı Avustralyalı oyuncunun itirafları da çekiciydi. ‘Canavarlarla savaşmak, dünyayı kurtarmak, Avatar’da oynamak işin eğlence tarafı. Ülkemde “Cake” gibi filmlerde rol alıyordum. Hollywood’da dürüst değilsiniz, o şamatanın içinde kaybolup gidiyorsunuz. Bu filmde ise Daniel’in amacı halk için bir eser üretmekti.’ diyerek damardan bir giriş yapması aslında ‘içeriden bakış’ adına değerli.
1976’lı oyuncunun, ‘Daniel gibi kalp kıran ama iş bitiren bir yönetmenle çalışmak keyifli. Bu film ölüm ve vergiler üzerine aslında. Bundan sonsuz katmanlar açabilirsiniz. Bazen ateşlenecek silah olmanız gerekebilir’ eklemesini yapması da aslında Aniston’la aynı kaderi paylaştığını kanıtlıyor.
BARRAZA: ‘SÜREKLİ ACI ÇEKENLER BU ISTIRAPTAN KURTULAMAZ’
‘Sürekli acı çekenler, bunu alışkanlık haline getirenleri bu ıstıraptan kurtulamaz’ diyor tecrübeli Meksikalı Barraza… Bu nokta atışı laf, Aniston için değerli. Onun ‘ayağa kalkmak için direnç göstermelisiniz’ eklemesini yapması da manidar. Filmdeki hasta-hastabakıcısı ya da çırak-usta ikilisi yerli yerine oturmuş gibi. “Cake”in de psikolojik ve fiziksel açıdan bitmişlikle yüklediği sahicilik buradan kaynaklanıyor.
Filmin basın toplantısında tek eksikler kadroyu tamamlayacak William H. Macy ve Chris Messina idi. Bir kadının varoluş çabalarını feminist diyaloglarla bütünleyen eser, Jennifer Aniston-Daniel Barnz ikilisinin bu duruma karanlık bakışıyla ayakta kalıyor. Aniston’ın kilo vermeden, yüzünün bir tarafındaki kordon izi, şaşkın bakışları ve ayarı inatla kaçırılmış makyajla böylesi zor bir rolün altından başarıyla kalkması dramatik yönü kuvvetli filmden geriye kalan… Eğer “Cake” bir Amerikan dağıtım şirketine satılırsa, Oscar sezonunda da bu kalıcı performansla bir şeyler yapacaktır. En azından yarışa girecektir. Bu yıl olmasa da önümüzdeki sene…