Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: İslamofobi, insanlığa düşmanlıktır
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde gerçekleştirilen, Ankara Bilim Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye'nin ilk İslamofobi ile Mücadele Merkezi ve Enstitüsü (CENTERCIF) açılış Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. İslamofobinin tarihsel kökenlerine değinen Mehmet Nuri Ersoy, Roma İmparatorluğu döneminde inancın iktidarı güçlendirme aracı olarak kullanıldığını ve bu durumun farklı inançları benimseyen toplumlara yönelik zulümlere yol açtığını anlattı
ABONE OLKültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde gerçekleştirilen, Ankara Bilim Üniversitesi bünyesinde kurulan Türkiye'nin ilk İslamofobi ile Mücadele Merkezi ve Enstitüsü (CENTERCIF) açılış Töreni’nde önemli açıklamalarda bulundu.
Irkçılık, ayrımcılık ve ötekileştirme ile mücadelenin dünyanın geleceği için hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Mehmet Nuri Ersoy, Batı’nın binlerce yıllık üstün ırk anlayışının günümüzde İslamofobi söylemi altında siyasi, ekonomik ve sosyal araç haline getirildiğini belirtti. Ersoy, bu anlayışın etkisiz hale getirilmemesi durumunda çatışmasız bir dünyanın mümkün olmayacağını ifade etti.
İslamofobinin tarihsel kökenlerine değinen Mehmet Nuri Ersoy, Roma İmparatorluğu döneminde inancın iktidarı güçlendirme aracı olarak kullanıldığını ve bu durumun farklı inançları benimseyen toplumlara yönelik zulümlere yol açtığını anlatarak şöyle konuştu: Bu anlayışın nasıl sonuçlar doğurduğuna baktığımızda ilk başta Hristiyanlara yönelik akıl almaz bir kıyım yapıldığını görüyoruz ki dehşetin büyüklüğünü anlamak için Kapadokya coğrafyasındaki muazzam yer altı şehirlerine bakmak; hayatta kalmak için toprağın altına girmek zorunda kalan insanların hikâyelerini bilmek yeterlidir. Maalesef mağdurlar gücü eline geçirdiğinde de zulüm durmamış, yön değiştirmiş ve çok daha geniş bir coğrafyada farklı inançlara sahip toplumları da içine alan bir harekete dönüşmüştür. Burada detaylandırmaya gerek yok ama örneğin Germen ve İskandinav coğrafyasındaki pagan toplumların Hristiyanlığa uzanan tarihleri çok acı bir yolculuktur. Sonrası ise Avrupa’nın ve sömürgeciliğin kayıt altına alınmış, dehşete düşüren tarihidir.