Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Arif HÜR / HABERTURK MAGAZİN

Seslendirdiği şarkılar ve kendine has danslarıyla ‘parti çocuğu’ imajı veren Bedük, eğlencenin hakkını vermek gerektiğini vurguluyor: “Ara sıra parti yapmak lazım. Mutlu olmak istiyorsanız ben burada duruyorum. Parayı veren Bedük’ü çalar”

'Bİ Dans Etsek’ adını verdiği albümünü piyasaya çıkaran Bedük’le Kanyon AVM’de buluştuk. Başarılı müzisyenle yeni albümünü, müziğini, parti çocuğu imajını, çocukluğunu, gözlük ve motosiklet tutkusunu, Twitter’da kimseyi takip etmemesini ve özel hayatını masaya yatırdık.

‘Parti çocuğu’ imajınız hakkında neler söyleyeceksiniz?

İnsanları mutlu etmeyi seviyorum. Mutlu olmak istiyorsanız ben burada duruyorum. İnsanların benim için ‘Sürekli parti yapıyor’ diye düşünmesi kötü bir şey değil zaten. Parti yapmak güzeldir. Çok eğlen, çok çalış. Parti dünya dertlerinden uzaklaşıp başka bir dünyaya girmek demektir. Arada sırada parti yapmak lazım, hayat daha çekilir oluyor.

Ekim ayında dijital ortamda yayınlanan ‘Bi Dans Etsek’ adlı albümünüz raflardaki yerini de aldı. Albüm nasıl ortaya çıktı?

‘Deli Sesler’ adını verdiğim stüdyomu kurduktan sonra o gazla bu albüme başladım. Geceli gündüzlü hiç uyumadan çalıştıktan sonra 9 şarkılık ‘Bi Dans Etsek’ albümü ortaya çıktı. Bu bir dans albümü olabilir ama gün içerisinde de rahatlıkla dinleyebilirsin. Dans müziğinin farklı varyasyonları var. Ben olduğum sürece dans pistleri hep hareketli olacak diyebilirim.

‘DANS ETMEYE İHTİYACIMIZ VAR’ 

Böyle bir misyon mu üstlendiniz?

Yaptığım işte tek olunca böyle bir misyonu üstlenmişim gibi görünüyor. Keşke benim tarzımda müzik yapan başkaları da çıksa. Bizim müzik sektörümüz kendi içine kapalı, yeni şeyleri açık değil. Dünyayı uzay gibi gören bir sektör. Yapımcıların ve sanatçıların risk alması lazım. Tabii yaptığın işte çok iyi olman lazım. Bu standartta kişilerin çıkmasını umut ediyorum. Toplumumuzdaki insanların son dönemdeki ruh halini göz önüne getirdiğimizde biri çıkıp ‘Şu dönem dansın yeri ve sırası mı’ dese ne dersiniz? Tabii düşünebilirler, herkesin her şeyi demeye hakkı var. Ama zaten dünya harika bir yer değil, hiçbir zaman da çok iyi bir yer olmayacak. İnsanların ara sıra dans etmeye, rahatlamaya ihtiyacı var. Ben tam bu noktada duruyorum. Eğer dünya hallerinden sıkılıp darılırsanız ben hep burada pozitif bir öğe olarak duracağım. Bana uğrayıp sonra tekrar hayata dönebilirsiniz.

‘HAYATTA HİÇ HEDEFİM OLMADI’

Sizin dansla aranız nasıl?

Sahnede şarkılarımı söylerken birtakım vücut hareketleri yapıyorum ama aslında ben dans etmeyi hiç bilmem, etmeyi de sevmem ama çok iyi dans ettiririm.

İngilizce albümlerle tanınan biri olarak son iki albümünüzün Türkçe olduğunu görüyoruz. Neden?

2013’te kariyerimin 10. yılı olması nedeniyle ilk kez Türkçe albüm çıkardım. Bunu yaptıktan sonra insanlara kendi dilimde seslenmek hoşuma gitti. Albümleri kitlelere veya ne tutar diye düşünerek yapan biri değilim. Bundan sonra da yine Türkçe ve İngilizce albüm yapacağım. Ben hep bir arayış içerisindeyim. Ne aradığımı Allah biliyor. (Gülüyor)

Yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz?

Yaptığım müzik kesinlikle elektronik değil dans müziği. Zaten elektro ve house müzik Türkiye’de tam anlamıyla oturmuş değil. Benim yaptığım müzik, funk’tan, disco’dan, poptan ve rock’tan etkileniyor. 

Evrensel müzik yapıyorum diyebilir misiniz?

İnsanlar dünyayı uzay gibi görüyor ama ben öyle görmüyorum, dünya bir oyun yeri. Müziğimle verdiğim mesaj dünyanın her yerine gidebilir. Kendimi ne aşağı görüyorum ne de Avrupa duy sesimi modundayım.

2004’te ‘Nefes Almak Zor’ adlı albümü çıkararak müzik piyasasına girdiniz. Gelinen noktada kariyerinizin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiçbir zaman önüme bir hedef koymadım. Tek hedefim ölene kadar sevdiğim müziği yapmak ve insanlarla buluşmak. Hayatta hiç hedeflerim olmadı. 70 yaşında da albüm yapmak istiyorum. Partilere katılıyor musunuz? Parayı veren Bedük’ü çalar.

‘ÇEKİNGEN BİR ÇOCUKTUM’

Çocukken de bu kadar çılgın mıydınız?

Her şeyi içimde yaşayan, çekingen biriydim. Aklım fikrim toptaydı. Bilgisayara ve spora merakım vardı. Matematik ve fene hâkim, iyi çizim yapan biriydim. Şimdi bunların hepsini bir arada kullanıyorum.

Müzisyen olmaya ne zaman karar verdiniz?

Şu yaşta müzisyen olmalıyım demedim, bir anda oldum. 15 yaşında ablamdan özenip elektro gitar aldım. İlk gitarımı babamla 250 dolarlık senet yaparak aldım. Dolar üstünden çocuğa senet yaptırıyor, hayvana bak... (Gülüyor) 

Evdeki Bedük nasıl biri?

Evde Serhat var, Bedük yok. Cuma günü mesai bittikten sonra dışarı çıkan, cumartesi günü sabahlara kadar eğlenen adam Bedük. Pazar sabahı bakkala giden, pazartesi sabahı işe giden adam ise Serhat.

İki çocuğunuz var. Aranız nasıl?

Çocuklarımla herhangi bir baba gibi bir ilişkim var, sürekli partilemiyoruz yani. 

Eşiniz menajerliğinizi yapıyor, bu ilişkinizi olumsuz etkilemiyor mu?

Aramızda çok güzel ve seviyeli bir ilişki var. Arada kavgalar oluyor tabii. Eşim Zehra’yla kavga ettiğimde menajerimle mi yoksa karımla mı kavga ediyorum diye ikilemde kalıyorum.

"Sosyal medyaya inanmıyorum"

Twitter’da kimseyi takip etmiyorsunuz. Neden?

İşimle, kendimle ilgileniyorum. Bir şeyi merak ettiğim zaman internetten bulabiliyorum. Bir de sosyal medyaya inanan bir adam değilim. İnsanların hayatlarını ortaya dökmesini doğru bulmuyor ve sevmiyorum. İnsanların hayatlarında gizem olmalı biraz. Tuvaletten de fotoğraf atmayalım artık! İpin ucu kaçtı.

"Bin tane gözlüğüm var"

Hayat felsefeniz nedir?

Çok çalış, çok eğlen.

Sürekli güneş gözlüklü fotoğraf vermenizin sebebi nedir?

Niye güneş gözlüğüm bu kadar çok dikkat çekiyor bilmiyorum. Gözlük bir takı. Benim gözlük takmam bir kadının küpe takması gibi bir şey. Kadın sanatçıya ‘Niye küpe takıyorsunuz’ der misiniz? Gözlüğümü değiştirdiğim anda bambaşka bir kimlik oluyorum, güne yeni başlamış gibi oluyorum. Evde bin tane gözlüğüm var. 

Röportaja motosikletle geldiniz. Motosiklet sizin için ne ifade ediyor?

Motor değil, Harley Davidson... (Gülüyor) Motor benim için hayattan, müzikten ve işten kaçış demek. Motor kullanırken sadece yolun ve rüzgârın sesine bırakıyorum kendimi.

Albümde MFÖ’ye ait ‘Sude’ adlı parçayı yorumlayan Bedük, “Şarkıyı seslendirdikten sonra sesim titreyerek onları aradım, çok beğendiler. MFÖ grubu benim çocukluk kahramanımdı, Özkan Uğur’u ayrıca çok seviyorum” dedi.

BAKMADAN GEÇME