Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Neziha KARTAL / HABERTURK MAGAZİN

Murat Karahüseyinoğlu’nun yazıp yönettiği, Güner Özkul’un oyuncuları arasında yer aldığı ‘Karagöz Müzikali’ 11 Haziran’da başlıyor. İkili, “İnsanlar Karagöz’ü unutmamak için müzikalimizi seyretmeli” diyor.

KARAGÖZ ve Hacivat, ‘Karagöz Müzikali’yle canlanıyor. 11 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde ilk kez sahnelenecek olan müzikali, yönetmeni ve yazarı Murat Karahüseyinoğlu ve oyuncularından Güner Özkul’la konuştuk...

"YAZ PROJESİ AMA DEVAM EDEBİLİR"

‘Karagöz Müzikali’ nasıl bir proje?

Güner Özkul: Önce bir ramazan projesi olarak yola çıktık. Ardından “Ramazanda başlarız sonra yaz boyunca devamı gelir” diye karar verdik. Yaz projesi ama sonrasında devam edebiliriz. Eski kültürümüz geleneksel tiyatroyu da hatırlatacak bir iş oldu. Sanırım beni de babamın geleneksel tiyatroda sözü geçen bir kişi olması nedeniyle bu proje için uygun buldular. İsim olarak çok uygunum ama çoğu şeyi burada öğrendim.

Bu proje için ne kadar zamandır çalışıyorsunuz?

Murat Karahüseyinoğlu: Karagöz’le ilgili yıllardır bir şey yapmak istiyordum. Shakespeare’in ‘Bahar Noktası’ gibi cinlerin uçuştuğu, insanların kılık değiştirdiği bir şey vardı kafamda. Cazular oyunu bunun için çok uygundu. Bunu müzikal yapma fikri bir anda oluştu. Bir haftanın sonunda Karagöz’ü oynayan Nevzat Abi’yle (Çankara) konuştum. Her şey 1.5 ayda oldu. 

Müzikalin hikâyesi nedir?

M.K.: Karagöz’ün işsizken başına gelenleri anlatıyor. Karısı Karagöz’ü terk ediyor. O da para kazanmak için türlü işlere başvuruyor. 

Siz müzikalde nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz Güner Hanım?

G.Ö.: Karagöz ve Hacivat dışında hepimiz birden fazla karaktere bürünüyoruz. Hem Tuzsuz Deli Bekir’in kardeşini hem de çelebileri, ayartan, Rabiş adında hafif aşüfte bir kadını canlandırıyorum. Bir naz bir eda kırıta kırıta konuşan, “Aman efendim, canım efendim” diyerek geçiştiren, tatlı dilli bir kadın.

‘Karagöz Müzikali’nin bildiğimiz ‘Karagöz ve Hacivat’ oyunundan ne tür farkları var?

M.K.: Metin dışında hiçbir bağlantısı yok. 4 Hacivat ve Karagöz oyununun ana hikâyesi ve olayları alınarak yeni bir oyun yazıldı. Gölge oyunu 2 boyutludur, burada modern tiyatronun da matematiği devreye giriyor. Oradaki figürlerin karşılıkları ve taklit yok. Bu aslında “Aynı malzemeden ben nasıl bir şey yazardım?” sorusunun karşılığı oldu. Aynı olaylardan çıkan yeni bir oyun var karşınızda.

G.Ö.: İnsanlar ‘Karagöz’ü unutmamak için bu müzikali seyretmeli. İzleyenler sahnede olmak, işin içine girmek isteyecek.

‘Kavuk zaten Rasim Abi’nindi’ 

Babanızın Ferhan Şensoy’a devrettiği kavuk artık Rasim Öztekin’de. Kavuğun el değiştirmesi nasıl bir duygu sizin için?

Çok garip hissetmedim çünkü babam o kavuğu Ortaoyuncular’a, Ferhan Abi’nin nezdinde bütün kumpanyaya devretti. O kumpanyada da şimdi nöbet değişimi oldu. El değiştirmedi. Bu kavuk mevzusu yüzünden Ferhan Şensoy’un da yorulduğunu düşünüyorum. Kavuk zaten Rasim Abi’nindi aynı zamanda. Ama şimdi bunun sorumluluğunu taşımak Rasim Abi’nin işi. Yarın Pelin Öztekin alırsa gerçekten bir devir teslim olur. Bunu bir kadın da alabilir. 

Kavuk meselesi yıllardır tartışılıyor. Neye göre devrediliyor ya da devredilmeli?

Kavukta meselenin çok güldürmek olduğunu düşünmüyorum. Babamın da böyle düşüneceğini tahmin ediyorum. Ne kadar komik olduğun değil tiyatro için bir şeyler yapmış olmak önemli. Kavuk sahibinin tiyatro adına bir şey üretmiş olması gerekir. Cem Yılmaz’a neden verilmediği tartışılmıştı. Herkes en çok ona gülüyor diye “Ona verilsin” dendi. Ben Cem Yılmaz’ın oyunculuğunu komikliğinden daha çok beğeniyorum. Çok başarılı ama her başarılıya kavuk mu verilmeli? Babam bu kavuğu aldığı zaman geleneksel tiyatronun yoluna baş koymuştu. Senelerce bunun için kitaplar okudu. Kişi kime uygun görürse ona verir, bunun bir kuralı, bir matematiği yok. Tamamen gönül bağıyla alakalı.

‘Karagöz’e çocuk oyunu demek öldürme projesiydi’

‘Karagöz Müzikali’ ne kadar geleneksel tiyatro, ne kadar modern bir oyun?

Güner Özkul: Karagöz oyunlarında her şey göstermeliktir. Bu yüzden her yönüyle ona bağlı kalmamız mümkün değil. 2 boyutlu kuklalarla oynanan bir oyunu tiyatro şablonuna geçirmek gerekiyor. Eskinin kuralları ve yenilerin matematik bilgileriyle ortaya hoş bir şey çıktığını düşünüyorum. Gelenekselin hep didaktik, ahlaki yanı ağır basar. Ama ahlak dersi veren değil, eğlenmelik ve seyirlik bir oyun oldu. Geleneksel de aslında eğlenceli bir şey.

Murat Karahüseyinoğlu: Sadece evin içine girince sahnelerde gölge oyunu devreye giriyor. Gerçek ‘Karagöz ve Hacivat’ kuklaları kullanılıyor. Kapıdan çıktığı anda da oyuncu var.

Biz bugüne dek hep ‘Karagöz ve Hacivat’ diye duyduk, söyledik. Müzikal neden adını sadece Karagöz’den alıyor?

M.K.: Ana karakter Keloğlan, Nasreddin Hoca gibi Karagöz de başrol. Onun başından geçen olaylar anlatılıyor. Diğerleri ona pas veren ve espriye sebep olanlar. Hacivat’ın esprisi yoktur, o Karagöz espri yapsın diye pas verir. Taraf ve tavır olarak biz Karagöz’den yanayızdır. Hacivat dönemi ve kişiliği gereği çok sevmediğimiz biridir.

"YAZAR YETİŞMİYOR"

Bu, ‘Karagöz ve Hacivat’ hikâyelerini yeni nesillere aktaracak bir proje. Orijinal halinde olsa sizce seyredilir mi?

M.K.: Karagöz’e çocuk oyunu demek öldürme projesiydi. Orjiinal oyun çocuklar için değildir. Çocuklar için olan bir formu var, iş de yapıyor. Çok güzel, burada bir sıkıntı yok ancak gerçek Karagöz böyle bir şey değil. Dilli daha sert, daha iğneleyici olan Karagöz çok daha keyifli olur. Televizyonda çok seyredilen ‘Güldür Güldür Show’ tarzı işlerin temeli geleneksel tiyatrodur. Oyunculuk tavrı açısından geleneksel tiyatro da böyle bir şeydir. Geçmişi bilemediğimiz için yeni bir şeymiş gibi görünüyor. Ulusal tiyatroya geçişin olduğunu düşünüyorum. Tek sorun yazar yetişmiyor. Bu alanda Turgut Özakman’dan sonra gelmedi.